• 24 Ocak 2017, Salı 7:47
SedefErol

Sedef Erol

YAŞAM HAKKINA SAYGI
 Gündem, gündemi kovalarken biz de konudan konuya giriş yapacağız.
Yine konumuz Ademoğlu, yani insanlık, insaniyet vs. 
Zira insan, insanlık ögeleri taşımadığı sürece kendisi de, toplum da, toplumlar da huzuru bulabilmek için çırpınıp duracak.
İnsan olmayan insan tiplemesinin en son örneği Reina canavarı DEAŞ'lı terörist Abdülkadir Masharipov…
Özbekistan doğumlu, Tacikistan uyruklu caninin özgeçmişine bir göz atalım:
- Deaş üyesi
- İlk icraatı Taliban'a katılmak 
- Staj Taliban'da, olgunluk (!) dönemi El Kaide'de Afganistan ve Pakistan'da iki yıl silahlı eğitim…
-Nihai durak DEAŞ – Suriye.
Geçirdiği onca terörist eğitimin ardından, Deaş'a katılmış olması, pek de sürpriz olmasa gerek.
İnsanlık düşmanı bu terör örgütü, Abdülkadir Masharipov için bulunmaz bir kapı olmalı ki (!) kendi kapılandığı yetmemiş, dünyadan habersiz, masum, küçük çocuğunu da Deaş kamplarına yollamayı göze almış.
Amaç= Caniler sınıfına bir mevcut daha kazandırmak!
Yakalanınca yalvarıyor: “Beni öldürmeyin…..” 
Elbette öldürülmeyecek, canının hatırı için değil, bilgi edinilebilmesi için…
Ancak vahşice katlettiği o otuzdokuz kişinin de yalnızca birer hayatları vardı,  sayesinde artık o da yok.
Bu vahşi eylemlerin bir sonu yok, sonuç belli ya ölüm, ya ele geçiş…
Ve ardından, “Beni öldürmeyin” yakarışları…
Ne tuhaf değil mi, bir caninin canının bağışlanmasını dinlemesi…
İşin bir de başka boyutu var: yakalandığında ele geçirilen variyetleri….
Yüzdoksanyedibin dolar, Türk ve ırak paraları, evde bulunan ve Deaş'lı olduğu söylenen birkaç kadın…
Bütün bu olanakları kim, kimler, nasıl sağlıyor…? 
Hala yaşıyor olmasını barındırdığı bu bilgilere borçlu olsa gerek.
Zira o artık bir insan değil, yalnızca aralanacak bir bilgi kapısı…
Bu da benim kişisel görüşüm.
x x
Terörist tiplemesinden, canavar insan modeline geçelim. İkisi de sonuçta aynı kapıya çıkıyor olsa da, aşağıda anlatacağım İnsan müsveddelerinin gücü insanlara yetmemiş olacak ki, zavallı bir hayvancağızı parçalamaya, kesip biçmeye girişmişler!
Zaten işkence ettiğiniz canlının insan ya da hayvan olması farketmiyor, amaç kendinden güçsüze acı çektirmek olunca, benim gözümde kurbanın türünün bir önemi yok.
Bunun tek bir adı var: Vahşet…
Isparta'da yaşadığı tespit edilen bu olayı okumuş ya da izlemişsinizdir, ben televizyonda verilirken duymamak ve görmemek için yan odaya kaçtıysam da, ne yazık ki gazete sayfalarındaki görüntüler beynime işledi adeta.
Sosyal medyada dolaşan bu akıl almaz görüntü, (elbette bir marifet gibi kendileri paylaşmış olmalılar) kulakları kesilmiş kanlar içinde bir köpeciği ve yanı başında ellerinde kesik kulaklarla ve bıçaklarla poz veren iki genci  anlatıyor…
Sevgisizlik, ilgisizlik, ,hoşgörüsüzlük, cehalet, canice duygular vs….
Kış şartlarında aç kalan hayvanlara yardımcı olunabilmesi amacıyla sokaklara su, yemek artıkları vs.nin bırakılması çağrılarının yapıldığı bu günlerde, şahit olmak zorunda kaldığımız bu acı dolu görüntüler, yüreklerimize adeta bir hançer gibi saplanıyor…
Bir de bu görüntülerden nemalanabilmek umuduyla sosyal medyada paylaşılması insanın kanını donduruyor.
x x
Onsekiz yaş altı oldukları belirlenen bu iki genç, adliyeye sevkedildi.
Ne yaptıklarının farkında olabilecekleri bir ceza olmalarını dilerim.
Ancak toplumda bu tür işkenceciler var olmaya devam ettikçe canlarımız daha çok yanacak:
İşte ülkemizden bazı, hayvanlara işkence manzaraları:
-Kocaeli Dilovası'nda tankerden sızan yakıtla çok sayıda deniz kuşu katrana bulandı, bir kısmı kurtarıldı, bir kısmı öldü.
Bu olay bilinçli bir işkence olmasa da, deniz canlılarının yaşamına saygı duyulmaması, sızıntı olmaması için gerekli tedbirlerin alınmaması kuş türlerinin acı içinde ölmesine neden oldu.
Yani isteyerek ya da istemeyerek, sonuç belli, bir sürü kuş yaşamını kaybetti.
-Kırıkkale'de bir parkta zehirli yem verilen yüzlerce güvercin telef oldu. Belediye ekipleri zehirli yemden etkilenen bazı güvercinleri ilaçla kurtardı.
Güvercinlere kim yada kimlerin zehirli yem verdiği araştırılıyor…
 x x
Yani kim güvercinlere zehirli yem hazırlar, kim yedirir bilmiyorum.
Nasıl bir akıldır, nasıl bir vicdandır anlayamıyorum ve anlamak da istemiyorum.
Oysa ki yaşadığımız dünya yalnızca bizim değil, diğer canlıların da dünyası…
Bugün köpek kulağı kesen, kedilere işkence eden, güvercin zehirleyen zihniyet yarın bir Deaş teröristi Abdülkadir Masharipov haline gelebiliyor. 
Zira ne yazık ki bazı kişilerin DNA'ları ya da izledikleri yol öldürme, yok etme, işkence üzerine kurulu… 
x x
Çocuklarımızı evde bakılabilen bazı evcil hayvanlarla büyüttük. Balığımız, kuşumuz, kaplumbağamız, köpeğimiz oldu, çocuğumuzla birlikte besledik, sevgi verdik, yaşamlarını yitirdiklerinde hep beraber ağladık. Birer parçamızı yitirmiş gibi hissettik. 
Tüm canlıların yaşamına saygı duymayı öğrendik, öğrettik.
Sevgiyi onlarla yaşadık, onlarla paylaştık.
Tüm bu olumsuz olaylarda ve haberlerde ilk aklıma gelen şeydir sevgi.
Sevgi ve sevgisizlik, ilgisizlik…
İnsanoğluna doğumundan başlayarak verilmesi ve öğretilmesi gereken ilk duygudur sevgi.
Bu eşsiz duygu yeterince paylaşabilirse, Abdülkadir Masharipov'lar, köpek kulağı kesen çocuk canavarlar, zehirli güvercin yemi tedarikçileri, okul kapıları önünde zehir satan uyuşturucu kuryeleri daha az yer alacak hayatımızda.
Bundan eminim… 
Eminim… 
Haftaya buluşuncaya dek,
Esen kalın 
Hoşça kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık