• 11 Temmuz 2017, Salı 9:07
SedefErol

Sedef Erol

YALANCI CENNET'LER ve ACI GERÇEKLER…
 Bugünkü konumuz, hem dünyanın hem de ülkemizin çok önemli bir sorunu olan uyuşturucu ticareti ve kullanımı.
Özellikle Türkiye'de çok sık haber konusu olan bonzai'nin bu derece popüler oluşunun nedeni, ulaşılabilirliğinin son derece kolay olması.
Sık sık haberlerde rastladığımız üzere, ucuz ve yaygın bir dağıtım ağına sahip ne yazık ki…
Hedef kitle, bunalımlı gençler, “bir kere deneyeyim” meraklıları, işsiz ya da sosyal ortamda tutunamamışlar….
Gün geçmiyor, bir bonzai kurbanının haberi daha basında boy gösteriyor.
Acı ama gerçek.
Satıcılar rant, içiciler “sahte cennet” peşinde.
Sonuç bilindik: Bir duvar dibinde yere yığılmış cansız bir beden…
Tüm uyuşturucuların tehlikesine ve insan sağlığına zararına karşın bonzai'nin bir başka özelliği daha var:
Fiyatı ve piyasası nedeniyle kolay ulaşılabilmesi.
Birilerinin kirli kazancı için, diğerleri (içiciler) can veriyor.
Öyle ki, bu bonzai denen belanın artık ilkokul kapılarında bile pazarlandığı yazılıp çiziliyor.
Merve Ağdağlı'nın “uyuşturucu kullanımı” adlı bireysel projesine göre, son yıllarda dünya üzerinde yaygınlaşan bonzai, esrara benzer etkilere sahip olmakla beraber içine zehir katılarak ölümcül bir nedene sebep oluyor. Sentetik bir psikoaktif madde olan bonzainin Türkiye'ye gelmeden önce hiçbir ölüme neden olmadığını söyleyen Uğur Okur, “Türkiye'de farklı maddelerle karıştırarak zehir haline getiriliyor ve sonucunda birçok ölüme neden oluyor.”
Merve Ağdalı'nın bu çalışmasına göre çevremizde bizim farkında olmadığımız ancak uyuşturucu kullanan birçok insan bulunmakta. (Özellikle İstanbul ve bazı büyük şehirlerde daha yaygın)

Bir başka bilgiye göre 13-25 yaş arası gençleri hedef alan bonzai'nin ilk kullanım yaşı onüç ve aşağısına düştü.
Cematem'in verilerine göre 2011'de kliniği başvuran bağımlılar içinde bonzai kullanan kişi oranı yüzde onbeş iken 2016'da bu rakam yüzde doksanbeşe ulaştı.
Bonzai kullanımı emniyet birimlerinin tüm çabalarına rağmen hız kesmiyor ve kullanımı artıyor.
Bir sigara içimlik dozu üç-beş liraya satılan ve tek kullanımda bağımlılık yapan madde, ergenlik çağındaki yaş grubunu hedef alıyor.
Bağımlılar ani ölümde kurtulsa bile uzun vadede akıl sağlığını kaybedebiliyor.
Her hafta ortalama iki ya da üç genç bu zehir nedeniyle ölüyor…
Araştırmalara göre çocuğu madde kullanımına iten nedenlere bakıldığında çevresinde bağımlı ya da suça karışan birilerinin bulunması görülüyor.
Maddeyi çocukların yüzde doksanbeşi, tanıdığı birinden alıyor.
Madde kullanımına iten en belirgin neden ise merak, verilere göre, esrar şizofreniye yakınlığı yedi kat artırmakta, bonzai ise esrardan yedi kat daha fazla bu etkiyi yaratmakta.
Türkiye'deki her 3 bağımlıdan birisinin bonzai kullanıcısı olduğu da rakamlarla saptanan bir gerçek.
Sekiz bakanlığın ortak çalışmasıyla oluşturulan Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu da konu üzerinde çalışmalar yapmakta.
Çocuk-Ergen Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezi'nin (ÇEMATEM) araştırmasına göre ise uyuşturucuda sorun çocuklarda değil, ergenlerde.
Asıl korkutan ise bonzai ve türevi sentetik uyuşturucuların onüç - onsekiz yaş gençler arasında “moda” olması. Bugün ülkemizde bonzai kullanma yaşı onüç. (Sekiz rakamı bile telaffuz edilmekte)
Bonzai kullanımı son beş yılda yaklaşık onbeş kat, sentetik uyuşturucuya bağlı ölümler de beş kat arttı.
Bonzai ölümcül bir madde olsa da tahlilde tespit edilemediği için ölüm nedeni olarak kayıtlara geçmiyor.
O halde, ne yazık ki bu rakamları daha da yukarılara çekmek çok da mantıksız olamaz.
Prof. Dr. Ögel'e göre aileler bonzai kullanan çocuğu fark etmiyor, çünkü bu madde kokmuyor, etkisi alkol gibi uzun sürmüyor, bu nedenle aileler de durumun farkına varamıyor.

Bu acı ama gerçek, aynı zamanda iç karartıcı bilgileri neden yazdım?
Elbette burnumuzun dibindeki tehlikenin farkındalığına dikkat çekmekti amacım.
Taksim'in göbeğinde, aldığı bonzainin etkisiyle yere yığılan turistin görüntüleri ise esin kaynağım oldu.
Şimdi de eroin kurbanı bir çiftin öyküsü sırada.
“Antalya Kepez'de oturan R.A. (26) üç yıl önce tanıştığı B.A. (22) ile geçen yıl evlendi. İkili sevgiliyken arkadaş ortamında tanıştıkları eroinden kurtulamadı. Uyuşturucunun pençesine düşen genç çiftin, beş ay önce dünyaya gelen bebekleri R.E.A. da bağımlıydı.
Anneanne 47 yaşındaki Gülnar T., doktorların tavsiyesiyle kızından aldığı Torununa hem baktı hem de tedavisini üstlendi. Haftalarca ağlama krizine giren minik bebek, anne sütünden de mahrum kaldı.
“Lütfen bizi kurtarın” diye feryat eden çiftin dramı basına yansıdı. Bunun üzerine ikili, Sağlık Bakanlığı'nın talimatıyla tedavi altına alındı.
26 mayısta hastaneye yatan çiftin bir gün sonra hastaneden kaçtığı ortaya çıktı.
Kızıyla damadına ulaşamayan Gülnar T., baktığı torununun velayetini almak için mahkemeye başvurdu…”
….
Acı bir öykü, günahsız ancak bağımlı doğan bir bebek, kaybolmuş yaşamlar…
“Bir deneyeyim”le başlanan ancak kişiyi esir alan, vazgeçilmez kılan “yalancı cennet” araçları…
Zor olsa da bu mücadeleyi kazananların bulunması ise ayrı bir sevinç kaynağı.
Ancak asıl önemli olan, uzak durmayı başarabilmek.
Başlamamak, hiç bulaşmamak, uzak durmak.
Bunu başarmanın birinci yolu ise ailelerden geçiyor.
Sevgi, ilgi, empati ve eğitim ise anahtar kelimeler…
Bonzai'nin ve uyuşturucu kullanımının artış eğilimi idi bu yazının nedeni.
Yararlı olabildiğim umuduyla,
Haftaya yeniden buluşuncaya dek,
Esen kalın,
Hoşça kalın sevgili okurlar…





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık