• 14 Ekim 2014, Salı 9:08
SedefErol

Sedef Erol

VİCDAN
 Eli kanlı İşıd
Bir o kadar PKK
Hizbullah kalıntıları
Fırsatçı provakotörler…
Say say bitmez,
Ve şehitler…
Emniyet görevlileri,
Görev şehitleri…
Sıradan vatandaşlar,
Yoldan geçenler…
Evinde yemek yerken kurşunlanan masum bir kadın!
**
Vatanını çok seven birisi olarak, aklı selimin galip geldiği, sevgi ve kardeşliğin, birliktelik ve huzurun, barış ve refahın hüküm sürdüğü “gülen yüzlü insanlar ülkesi”ni özlemle beklemekteyim.
**
İlk sitem milli takıma diyelim, başlayalım.
İki maç oynandı, İzlanda ve Çek Cumhuriyeti, iki maçta sıfır puan, milli takım bir istikrar yakaladı da, bu istikrar “başarısızlık” konusunda oldu ne yazık ki.
Beklediğimiz ve istediğimiz bu değil, elbette.
Siz bu yazıyı okuduğunuzda üçüncü maç da oynanmış olacak, galibiyet olsa bile iki maçtaki sıfır puan durumu bize çok şey kaybettirecek.
Bu nasıl bir şey bilmiyorum, ülkesi söz konusu olunca insan kapasitesinin çok üzerine çıkmalı diye düşünüyorum, ya çok hayal kuruyorum, ya da güç, kapasite sınırlı ne diyelim…
Şu kadar zor günler geçiren bu ülkeyi biraz mutlu etseler, biraz çabalasalar olmaz mı?
**
Ve Cem Garipoğlu olayı…
Nasıl başladıysa öyle bitti, son sözleri hep Cem Garipoğlu söyledi.
Dünya güzeliydi Münevver, muhtemelen Cem'le bir geleceği olacağını sanmıştı.
Olmadı, olamadı, 3 Mart 2009 gecesi Etiler'deki bir çöp konteynerinde parçalanmış cesedi bulundu.
Cem cinayetten 197 gün sonra teslim oldu.
Anne ve amca yardım ve yataklıktan ceza aldı, baba beraat etti.
Cem'in Münevver'i “neden öldürdüğü” konusu ise çözülemedi.
Kamuoyunu uzun süre meşgul edip, vicdanları derinden yaralayan bu olaydaki gelişmeler ise şöyle:
Gazetenin haberine göre, yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumundan mahkemeye gönderilen bir raporda Cem Garipoğlu'nun akıl sağlığının yerinde olduğu belirtildi. Adli Tıp Altıncı İhtisas Kurulu'ndan gelen raporda ise Garipoğlu'nun samimi itiraflarda bulunduğu belirtilerek olaydan üç-dört gün önce Münevver:
-Sen de erkek misin dediğinde alınmadım ama olay günü yineleyince kendimi kaybettim. Mutfağa gittiğimi hatırlıyorum. Bölüm bölüm hatırlıyorum. Hiçbir zaman hiçbir insan ölmeyi hak etmez” dediğine yer verilmişti.
Yine aynı gazetenin haberine göre Münevver Karabulut cinayeti davasında Cem Garipoğlu'nun avukatlığını yapan Aytekin Kaya, müvekkilinin ruh sağlığının bozuk olduğunu en başından beri söylediklerini belirtti. Avukat Kaya:
-Adli Tıp Kurumu, Cem Garipoğlu'nun ruh sağlığının bozuk olduğunu ancak kişinin ceza ehliyetinin olduğu şeklinde rapor vermişti. Burada da bir çelişki vardı zaten. Başından beri Cem Garipoğlu'nun ruh sağlığının bozuk olduğunu söyledik. Demek ki ruh sağlığı bozuk bir insan başkasını öldürebiliyorsa kendisini de öldürebiliyormuş”
Cem'in intihar olayı ise şöyle:
Silivri 5 nolu I Tipi Kapalı Cezaevinde sayım yapan infaz koruma memurları sabah 8.00'de üçlü koğuşta tek başına kalan Cem Garipoğlu'nu kontrole geldiklerinde başına bir poşet geçirmiş halde ölü olarak buluyorlar…
Gazeteci Yasemin Güneri, Cem ile cezaevinde röportaj yapan tek gazeteciydi. “Pişman mısınız” sorusuna yanıt vermeyen Cem, Kasım 2012'deki röportajda şunları anlatmıştı:
-Tahliye olduktan sonra Çin'e gidip uluslararası hukuk okumak istiyorum. Şimdi 21 yaşındayım ve 34 yaşımda tahliye olacağım. Adil yargılama olduğuna inanmıyorum. Kamuoyu baskısıyla en üst sınırdan hapse mahkum edildim. Bana verilen en büyük ceza aslında vicdanım. Ömür boyu yaşayacağım bunu.”
Yıllar öncesinin bu korkunç cinayeti, işleniş şekli, saklanmaya çalışılış biçimi günler ve gecelerde beynimi meşgul etmişti.
Nasıl olur da bir insan, bir diğerine böyle bir işkence yapabilir ve daha çocuk yaşında parçalayıp soğukkanlılıkla çöpe atabilirdi? Elbette akıl sağlığı yerinde olmamalıydı.
Ancak “Akıl sağlığının yerinde olmaması” mazereti, paçayı kurtarmasının da nedeni olamazdı…
Vahşice yok ettiği bir can, soldurduğu umutlar, bundan sonra acı içinde yaşamaya mahkum ettiği Münevver'in ailesi…
Yine yaşamını yok ettiği kendi ailesi…
Tüm bunlar “ruh sağlığı bozuk” teşhisinin arkasına saklanabilir miydi? Sığdırılabilir miydi?
Dünyanın en büyük mahkemesi insanın kendi vicdanıdır, bu değişmez bir kural, ancak tabi adli sistem olacak, suçlular yargılanacak, bu da toplumun kuralı.
Avukatı Cem Garipoğlu'na ruh sağlığı bozuktur tespiti yapıldığı halde ceza verilmesi dolayısıyla serzenişte bulunda da ben onunla aynı kanıda değilim, o zaman birçok kişinin başkasını kesme-biçme hakkı mı olacak?
Peki bu sonuçtan mutlu muyum, hayır?
İki gencecik insan ömrünün baharında yok olup gitti, ancak bu facianın mimarının Cem Garipoğlu olduğunu da unutmamak gerek!
**
Son bir yorum yapıp, yazımı bitireyim.
Bir de iyi yorum yazsam da, olsa da yazsam, maçı yazacaktım, o da olmadı (Çek Cumhuriyeti maçı.)
Bir ceza indirimi durumunu yazacağım, hukukçu kızıyım  kanunlar, indirimleri yorumlamaya elbette hakkımız yok, ancak vatandaş olarak bazen mantık sınırları zorlanıyor gerçek bu.
Kaybolduktan üç yıl sonra bir battaniyeye sarılı kemikleri bulunan üniversiteli Sinem cinayeti anlatmak istediğim.
Sinem Yurdanur, Uludağ Üniversitesi İnegöl Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü ikinci sınıfa devam ederken 2010 yılında kayboluyor.
Bunca yıldır ailesinin aradığı Sinem'in cesedi, bir itiraf sonucu ortaya çıkar.
Cinayeti 2010'da Sinem'in erkek arkadaşı Emrah Kaya işlemiş ve ona da arkadaşı Rıfat Alimhan yardım etmiştir. (Cesedin yok edilmesine.)
Rıfat Alimhan'ın vicdan azabına dayanamayarak yaptığı itiraf sonucu yıllardır aranan Sinem'in battaniyeye sarılı kemik ve saçları bırakıldığı uçurumun dibinden çıkarılır.
Tutuksuz yargılanan Rıfat Alimhan, 3 yıl 6 ay hapis cezası alır, itiraf ve yer gösterme dolayısıyla cezası sekiz aya iner…
Kanun nazarında suçun karşılığı bu olsa da, vicdan sınırlarını epeyce zorladığını belirtmeden geçemeyeceğim…
Cem Garipoğlu'nun vicdanı…
Rıfat Alimhan'ın vicdanı…
Geç kalmış vicdanlar…
Haftaya buluşuncaya dek hoşçakalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık