• 22 Kasım 2016, Salı 8:13
SedefErol

Sedef Erol

VEFA
 Her ne kadar mantığımla harmanlamaya çalışsam da, kişiliğimin duygusal ögeleri daha ağır bastığından, yaşadığım ya da bir şekilde rastladığım vefasızlık örnekleri beni hep derinden etkilemiştir.
Hele olay “aile içi” boyutunda olursa, sonuçları daha da ağırlaşıyor…
Yaşamımda aile içi vefasızlık örneğiyle karşılaşmamış olduğumdan, çevrede yaşanan bu tür durumları algılamakta zorluk çekiyorum.
Zaten insanlar vefasız olmasın, VEFA İstanbul'da bir semt adı olarak kalmasın dileğim bu.
Ancak gerçek yaşam, ne yazık ki bazen dileklerin ötesinde şekilleniyor.
Karakter yapısı, yetiştirme tarzı, alınan eğitim farklı olduğundan, kişilerin yaşama bakışı, sorumluluk anlayışı, mantıksal tepki verme yeteneği de buna bağlı olarak değişiyor.
Böylece VEFA da yalnızca İstanbul'da bir semt adı olarak kalıyor.
Elbette sözlerim, bu erdemle tanışmamış olanlara…
İşte, bu satırları kaleme almama neden olan büyük bir vefasızlık örneği:
Birkaç gün öncesinin bir haberi:
“Makine Mühendisi Osman Kurdaş'ın İstanbul Maltepe'deki şirketine önceki gün kendisine kurye süsü vermiş, önü siyah camla kapalı kask takmış bir kişi paket bırakmıştı.
Paket açılırken patlamış, Osman Kurdaş'ın sol eli kopmuştu.
Alican Kurdaş (29) ameliyathane kapısında babasını beklerken gözaltına alınmıştı. Polis, bombalı paketi getiren kişinin oğul Alican Kurdaş olduğunu belirledi.
Alican Kurdaş paketi bıraktıktan sonra onbeş dakika uzaklıktaki evine taksiyle gidip üstünü değiştirmiş. Daha sonra şirkete dönmüş. Paket dördüncü katta patladığında Alican Kurdaş birinci kattaymış.
Polis, bombanın el yapımı olduğunu belirledi.
Alican Kurdaş'ın evi arandı, sevgilisi de sorgulandı.”
….
En büyük merakı vücut geliştirme sporu olan ve tüm yaşamını buna göre planlayan şahsın, öldürmeye kalkıştığı babasının sağladığı olanaklarla sürdürdüğü yaşam tarzına bir göz atalım:
Yine aynı habere göre, Amerika'da uzun süre kalan şahıs, bilgisayar üzerine yüksek eğitim görse de, eğitimini tamamlayamadan, bir buçuk yıl önce Türkiye'ye dönüyor.
Babasının kendisine Gayrettepe'de açtığı hamburgerciyi de bir süre sonra devrediyor.
Zamanını vücut çalışarak geçiriyor ve babasının tuttuğu evde sevgilisiyle yaşıyor.
Bu arada babasının işyerine de gidip geliyor. (Muhtemelen çay-kahve içmeye, ya da bir talepte bulunmaya) Baba ile oğul arasında, başta maddi konular olmak üzere çeşitli anlaşmazlıklar olduğu da belirtiliyor.”
….
Bu haberin başlığı ise şöyle:
“Babasının parasıyla babasını öldürmek için bomba yapmış”
….
Şimdi bu insan tipini bir düşünün;
Baba her türlü olanağı sağlıyor, ABD'ye tahsile gönderiyor, olmayınca lüks bir semtte dükkan açıyor, o da başarısız, sora ev açıp yerleştiriyor, muhtemelen hem oğlunun, hem de birlikte yaşadığı kişinin bakımını üstleniyor, Alican Kurdaş'ın misyonu ise, hayatını kazanmanın yollarına bakmak değil, baba parasıyla keyif sürmek…
O da yetmiyor, mal varlığının tamamına sahip olmak istiyor ki, “babayı bombalama” planı yapıyor…
Üstelik kendini de garantiye alıyor, bombayı babanın bulunduğu dördüncü kata yollarken, kendisi birinci katta bekliyor.
Nasıl bir insan tipidir, bu bilemiyorum…
Bu olay sonrası baba Osman Kurdaş, yalnızca sol elinden değil, bir de evlattan oldu.
Ne acı bir durum.
Oysa ki bizleri yetiştiren anne ve babalarımızın emeğini, hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.
Normal düşünen ve normal davranışlar sergileyen insanlar elbette bunun farkındalar da, işte bazen Alican Kurdaş gibileri de çıkabiliyor.
Bizler büyüklerimizin isteklerini yerine getirebilmek için gözlerinin içine bakarken, böyleleri de para için en yakınını imha etmeye kalkışıyor.
“İmalat hatalı” doğmuş, sevgisiz, duygusuz , vefasız, toplumun çürük elmaları.
Üstelik babasına bunu yapan, başkalarına kim bilir neler yapar, bir de o yönü var.
“Kendisine iyilik yapana kötülükle karşılık verme, bazen de yapılan iyilikleri görmezden gelme” durumu olan vefasızlığa bundan da çarpıcı bir örnek sunulabilir mi?
Neyse ki vefalıların sayısı vefasızlardan fazla, bu uç örnekler gazetelere haber olabiliyor…
….
Şimdi bir başka evlat tipini aktarayım sizlere.
Bu haber İngiltere'den, toplumumuzda vefalı evlatlar yok mu, elbette var ancak ilginç bulduğumdan bu örneği aktarmak istedim.
“İngiliz Harvey Milliington (ondört yaşında) geçen yıl babasından aldığı sekiz bin lirayla şirket kurdu.
Harvey, otomobiller için araç vergilerinin son ödeme tarihinin yeraldığı vergi çıkartmaları üretmeye başladı. Bir yılda dörtyüzbin lira kazandı. Yüzaltmışbin lirasıyla arsa satın aldı. Geçtiğimiz günlerde de arsayı sekiz milyon liraya sattı.”
….
İşte bu da bir evlat.
Kendisine sunulan olanağı en güzel şekilde değerlendirerek ve zekasını işleterek para getiren bir icatta bulunuyor, kazandığı ile de muhteşem bir yatırım yapıp, onu da çok güzel şekilde değerlendiriyor.
Henüz ondört yaşına olan bu çocuk, geleceğin büyük işadamı olmaya şimdiden aday.
Kendisine finansör olan babasını ve ailesini de gururlandırdığını ve olanaklarından yakınlarını da yararlandıracağını kestirmek zor olmasa gerek.
Sizlere “baba” olanaklarından yararlanan iki evlat tipi aktardım.
Her ikisinin de ne kadar değişik sonuçlara ulaştığını gördünüz, okudunuz…
Alican Kurdaş, toplumun çürük elmalarından bir tanesi.
Çok aşırı bir örnek olsa da, insana “dünyada böyleleri de varmış” dedirten cinste.
Dilerim toplumumuzda bir başka Alican Kurdaş örneği daha çıkmasın
Ve…
VEFA, yalnızca İstanbul'da bir semt adı olarak kalmasın…
İnsanlık, tarihinde olmadığı kadar erozyona uğramış olsa da, sahip olduğumuz erdemler “değerli” kalmaya devam edecektir…
Haftaya yeni bir konuda buluşuncaya dek,
Esen kalın,
Hoşça kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık