• 04 Mart 2014, Salı 9:33
SedefErol

Sedef Erol

VE UKRAYNA….
 Bir batışın öyküsü….
Adı : Viktor Yanukoviç…
Ve hafızalarda Yanukoviç'in kaçış görüntüleri…
Ve muhteşeme sarayından geriye kalanlar…
Ve eski başkanın geride bıraktığı, acı çeken Ukrayna'dan geriye kalanlar…
Toplu katliam iddiaları,
Yaklaşık yüz kişinin gösterilerde ölümü, 
Yolsuzluk, rüşvet, şiddet, talan,
Söylemler, vaatler,
Bu vaatlerinde Ukrayna halkına göre “Hepsi içi boş birer yalan.”
**
Ve bilinen, beklenen son.
Ukrayna'da grizu patlaması (!)
**
Tarih, ders almayı bilen için örneklerle doludur.
Victor Yanukoviç bu örneklere pek bakmamış olmalı ki, gazetelerin yazdığına göre, içi dolu (!) valiziyle, kendisini kabul edecek bir ülke bulmak için diyar diyar dolaşmakta!
**
Gücü ve kudreti ellerinde bulunduranlar, bunun sonsuza değin süreceği yanılgısına kapılabilirler, ancak tarih bu hataya düşenlerin öyküleriyle dolu.Victor Yanukoviç bunlardan yalnızca biri.
**
Ukrayna, bedelini ağır ödese de kendi kaderinin önünü açmayı başardı. Bundan sonra da yaralarını sararak geleceğini inşa etmeye çalışacak.
“Açıklık” “Şeffaflık” ve “Dürüstlüğün” egemen olduğu yönetimlerle idare edilen toplumlar ayakta kalırken, Yanukoviç de elinde valizlerle kendisini kabul edecek bir ülke aramaya devam edecek…
**
Giriş Ukrayna'dandı,
Devamı bizden.
En hassas olduğum konular, hayvanlara işkence haberleri. Neden böyle olduğuna gelince;
İşkence yapılan hayvanlar, genelde kedi, köpek.
Yani, bizden daha güçsüz olan canlılar. Burası Afrika olmadığına göre, aslan, kaplanla karşılaşacak halimiz yok, bu zavallılarla haşır neşir oluyoruz, onlarla rastlaşıyoruz. Zaten hepsi aç susuz, bir şey bulup yiyemiyorlar, ağızları dilleri yok isteyemiyorlar, hayvanlara özel ilgisi ve sevgisi olan kişilerin dışında çoğu insanın umurunda değil sokaktaki aç, susuz, bir deri bir kemik hayvanlar, bir de bu biçarelere işkence yapıyorlar.
Şimdi insanlar açken hayvanları da düşünemeyiz, diyebilirsiniz onu anlayabilirim ancak insanlar arasında belli bir yardımlaşma var, isteme, isteyebilme olayı var (keşke buna mecbur olmak zorunda kalınmasa, o da ayrı bir konu) ancak çevre koşulları da değiştiğinden hayvanlar artık içmeye su bile bulamıyorlar, yağmur bile eskisi gibi yağmıyor. Onun için bende de hayvanlara karşı uzun yıllardır böyle bir eziklik hissi oluştu, bireysel olarak elimden geleni yapsam da yeterli olmadığını biliyorum.
Ve gazetelerde yer alan hayvan işkencecileri.
Cinayet haberleri ne ise, bu haberler de aynı şekilde etki yaratmakta üzerimde.
Sanırım duygu taşıyan herkes için söz konusu bu durum.
Geçtiğimiz hafta, satın aldığı kediye bir saat otuzbeş dakika işkence yaparak üstelik görüntülerini de internette paylaşan bir gencin (nasıl bir gençse) haberini paylaşmıştık, onun şokunu hafızamdan daha silemeden,  bu kez de gazetede bir başka, daha acı bir haber çıktı. Kurban yine bir kedicik. Başlık:
“İnsanlığın bittiğinin fotoğrafı”
Ve devamı:
“Hayvanlara yönelik vahşet son bulmuyor. Son olay Osmaniye'de yaşandı. Geçen hafta yaralı bir kedi bulundu. Veterinerlerin yedi aylık yavru kediye yaptığı incelemede hayvanın ön ayaklarının kesilmiş olduğunu belirledi. Kesinlen ayakları sarılan dişi kedi belediyeye ait bakımevine alındı. Devreye giren Belediye Başkanı Kadir Kara, kedi için Eskişehir'den ortez sipariş etti. Ortez gelene kadar kediye oyuncak bir arabanın tekerlekleri kullanılarak ayak yapıldı.” 
Ve şimdi sıkı durun gazetede düşülen dip not belki de bu haberin içimi en acıtan kısmı oldu:
“Mevcut yasalara göre sahipli hayvana eziyet edenler veya öldürenler
- mala zarar vermek”
Suçlamasıyla yargılanıyor. Sahipsiz bir hayvanı öldüren, yaralayan kişiler hakkında ise “Kabahatler Kanunu” kapsamında işlem yapılıyor ve bu kişilere sadece para cezası veriliyor.
**
Hukukçu olmadığımdan , kanunları eleştirmek haddim olmayabilir, ancak bir vatandaş olarak eleştiri hakkımı saklı tutuyor ve soruyorum:
-Bir canlı olan ve duyguları, belli bir noktaya kadar da (bazen çok daha fazla) zekaları olan hayvanları “mal” olarak değerlendirmek doğru mu?
-Sahipli hayvana eziyet edip öldürenler yargılanırken, sahipsiz hayvanlara aynı işkenceyi uygulayanlara yalnızca para cezası verilmesi, çifte standart değil mi?
Hayvanın sahiplenilmemiş olması, o hayvanın suçu mu?
Sahipsiz hayvanlara yapılan işkencenin yok denecek kadar az bir cezayı kapsaması, bu canavarlar için özendirici olmaz mı?
**
Bir çok insanın hayatına sevgi ve neşe katan bu insan dostlarının yaşamlarının tehditlerden kurtulabilmesi için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç olduğu kanısındayım.
**
Ve paylaşmak istediğim son haber.
“Dünyada hiçbir iyilik, cezasız kalmaz” türünden…
Böyle derler ama, yine de iyilik, doğruluktan ayrılmayalım.
Shell Turcas Kurumsal İletişim Müdürü Yankı Özkan Yıldırır…
Artık aramızda değil.
Suçu; eşinden dayak yiyen ve zulüm gören kayınvalidesine sahip çıkmak, yanına almak.
Katili;kayınpederi…
Kalp ameliyatlı, psikolojik rahatsızlığı da olduğu iddia edilen katil kayınpeder Kemal Yıldırır boşanmak sürecinde olduğu eşi Meryem Yıldırır'a, evlerine yaklaşmama kararı aldıran oğlu Orhan Yıldırır'a,  eşine sahip çıkan üç yıllık gelini Yankı Özkan Yıldırır'a olan öfkesini çıkarmalıydı, gelinini hedef seçti.
Bilerek, taammüden, kırkbeş dakika arabanın arkasında bekleyerek işlenmiş bir cinayet.
Kurban da, en günahsız, en ilgisiz, en masum olan kişi.
Katil kayınpederin olaydan sonraki ifadesi: “O anı hiç hatırlamıyorum.”
Hakettiği cezayı alarak, o anı parmaklıkların arkasında hatırlamasını dilerim.
Haftaya buluşuncaya dek, güzellikler dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık