• 04 Kasım 2014, Salı 8:44
SedefErol

Sedef Erol

UZAKLARDAN…
 Geçtiğimiz hafta, Cumhuriyetimizin doksanbirinci yılını kutladık. Bu nedenle satırlarıma ulu önder Atatürk'ün şu çok sevdiğim cümleleri ile başlamak istiyorum:
“Cumhuriyetimiz öyle sanıldığı gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müdafaa için lazım olanı yapmaya hazırız.”
Bu veciz cümlenin söyleniş tarihi 1923, bugünün tarihi 2014. Aradan doksanbir yıl geçmiş, biz göremesek de çok uzun yıllar geçecek, gazetelere bayram kutlaması veren bir firmanın dediği gibi:
“Cumhuriyetimizin 591. Yılını kutlarız!
Cumhuriyetimizin 91. Yılını kutladığımız bu günlerde, onun 591'inci, 891'inci hatta 2.091'inci yılını da aynı coşkuyla kutlayacağımızdan eminiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Bayramımız kutlu olsun.
Birlikte beraberce, şimdi ve gelecekte…”
**
Anlamlı bulup alıntı yaptığım bu kutlama mesajına yürekten katılıyor ve bize bu Cumhuriyeti, bu güzel ülkeyi, modern ve çağdaş değerleri armağan edip bu uğurda kanlarını akıtanların önünde saygı ve minnetle eğiliyorum…
**
Ve ne yazık ki diğer konu: Karaman faciası.
Bir gazetenin başlığıyla “Madende su faciası.”
Diğerinin ki: “Sudan ölüm.”
Neye sayarsanız sayın.
İl dışındayım, yazımı her zaman ki gibi yayınlanmasından birkaç gün önce yazıp gazeteme iletmek durumundayım.
Ben bu satırları yazarken maden işçileri su altında kalalı kırksekiz saati geçti, umutların azaldığından söz ediliyor, bir mucize olsa da siz bu satırları okuduğunuzda hepsi canlı olarak kurtulmuş olsalar!
Bir mucize olur mu dersiniz?
Zamanında gerekli önlemleri almamak, denetimleri yapmamak ve işi mucizelere bırakmak…
Bunlar gazetelerden ve basından edindiğimiz bilgiler.
Bu ocağın daha önce denetlendiği, birçok eksikliğin saptandığı ve dokuzbin lira para cezası kesildiği belirtiliyor.
Eksiklikler düzeltildi mi, tekrar kontrolü yapıldı mı?
Gelinen nokta: Maden kapısında bekleşen ümitsiz ve acı dolu insanlar,
Birşeyler yapmaya çalışan yetkililer,
Ve üç aydır maaşını alamadan (Gazetelerin bilgisi) yerin altında, elli metrelik su ve balçığın içinde akıbeti belirsiz onsekiz kişi…
Bu konu hakkında daha fazla ne yazacağımı bilemiyorum.
Umut etmenin dışında!
**
Konuyu değiştirip, biraz güzelliklerden bahsedeyim isterseniz.
İl dışındayım demiştim, anacağımı kaplıcaya getirdim.
Rize İkizdere Ridos termal oteldeyim.
Buradan daha önce de bahsetmiştim, doğası, otelin hizmeti ve şifalı suyu, tekrarlanmayı hakkediyor doğrusu.
Biliyorsunuz Türkiye kaplıca, ya da “Ilıca” cennetidir. Yurdumuzun dört bir tarafı şifalı sular ve bununla ilgili tesislerle bezenmiştir. Anacağımın da “aşırı kireçlenme” sıkıntısı olduğundan neredeyse Türkiye'nin tüm kaplıcalarını ziyaret ettiğini söylemek yanlış olmaz yani bu konuda kendisini uzman ilan ediyorum.
Ve birkaç yıldır ben de kendisine eşlik ediyorum.
Yani Ridos Termal Otel'i keşfettiğimizden beri.
Suyunun şifasını, dünyada altıncı olduğundan bahsediyor otel yetkilileri.
Artık her yıl buraya gelmek istediğine göre, annem de onaylıyor olsa gerek…
Giresun'dan molasız üç saatte ulaşılıyor. Rize'ye gelmeden İkizdere sapağından giriyorsunuz, İkizdere'ye ulaşınca da altı kilometre sonra tesislerdesiniz.
Muhteşem bir vadiye kurulu otelin yanında coşkulu Cimil deresi akmakta.
Manzara muhteşem, otelin hemen yanında yükselen tepelerin üzerindeki ağaçların sıklığından, toprak ya da kara parçasını görmek mümkün değil.
Ve o yüksek dağların tepesindeki evler, köy evleri…
Sahi nasıl inerler, nasıl çıkarlar o evlere?
Otelin hemen yanından Cimil yaylasına doğru nefis bir yürüyüş güzergahı var, bir yanında coşkulu dere, diğer yanda ormanlar ve yükseklerde köyler, köy evleri…
Norveç'te bile görmediğim bir güzellik, Karadeniz'in binbir çeşit yeşili, akan suları, renkli gözlü, gülen yüzlü insanları…
Otelimizi anlatayım:
Odalar gayet güzel, her türlü konfor mevcut, özel eşyalarınız dışında evden bir şey getirmenize gerek yok, kahvaltı ve akşam yemeği oda fiyatının içinde, yemekler gayet doyurucu ve lezzetli, yetmezse, özel bir şey  isterseniz, onu da yapmaya hazırlar, servis, hizmet, ilgi, alaka pek yerinde. Beğeniyorduk da her sene üzerine biraz daha koyuyor, daha iyi oluyor hemen belirtmem gerek.
Çocuklar için oyun odası, spor salonu, SPA, Türk Hamamı, fizik tedavi ünitesi, masaj imkanı da verilen hizmetler arasında.
Bu kadar anlattık, biraz da buradaki termal suyun nelere iyi geldiğini (Kendi broşürlerindeki ifadeyle ) belirtelim.
Öncelikle şu noktayı açıklamakta yarar var: Kaplıca tedavisi bir tamamlayıcı tedavi unsurudur ve kişi önce hekim onayına başvurmalıdır.
Sağlık Bakanlığından Belgeli Ridos Termal Otel kuyularından çıkan kaplıca suyunun genel başlıklarla şu hastalıklara iyi geldiği yazıyor tanıtım belgelerinde:
-Romatizmal eklem hastalıkları
-Sinir sistemi hastalıkları
-Sindirim sistemi hastalıkları
-Dolaşım sistemi hastalıkları
-İdrar yolları ve üreme organı hastalıkları
-Solunum yolu hastalıkları 
-Cilt hastalıkları
-Genel hastalıklar(iştahsızlık, halsizlik, kansızlık, zayıflık, hastalıkların iyileşme dönemleri, şişmanlarda vücuttaki yağların atılmasını hızlandırma.)
Bu kadar anlattıktan sonra benim bu tesisle ortaklığım olduğunu düşünseniz de, bu riski göze alıyorum, yalnızca bu muhteşem doğayı, bu güzelliği, emek verilerek yapılmış bu tesisi ve insan sağlığı için yararlı olan bu şifalı suyu sizinle paylaşmak istedim.
İnsanoğlu bazen yanıbaşındaki güzellikleri uzaklarda arıyor…
Haftaya buluşuncaya dek esen kalın sevgili okurlar.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık