• 10 Ocak 2017, Salı 8:08
SedefErol

Sedef Erol

UMUTLAR - DİLEKLER – BEKLENTİLER…
 2016 sonlandı, 2017 başladı.
Geçtiğimiz hafta size, yeni yılda yeni umutları, İyi dilekleri, güzel, huzurlu günleri içeren bir yazı hazırlamışken, yazının sonuna dipnot eklemek zorunda kalmıştım.
1 Ocak 2017'ye girildiği saatlerde Reina'da patlayan silahlar ve havada uçuşan kurşunlar önce mekanda bulunan yüzün üzerindeki suçsuz insanın bedenine, sonra da yüreklerimize saplandı.
Otuz dokuz ölü ve yetmişe yakın yaralı.
Türk halkı ise bir kez daha incinmiş, şaşkın ve keder içinde.
Sağduyulu ve mantık adı verilen melikeye sahip bir çok insan, bir canlının diğer canlılara bu vahşeti nasıl uygulayabildiğini anlamakta zorluk çekiyor.
Zaten de anlaşılmasın, benimsenmesin, unutulmasın.
İnsanlığı erozyona uğramış bu canavarların ruh durumunu çözmeye çalışacak halimiz yok, yakalanıp en ağır cezalara yaptırmaları dileğimiz.
Terörün mantıklı bir izahı olmadığı gibi, teröristin de ruhiyatı incelenecek, savunulacak bir tarafı yok.
Zira terör ve mantık kelimeleri birbiriyle örtüşmüyor.
2016 yılının tüm dünyayı kapsayan handikabı terör olaylarıydı ne yazık ki.
Çevre kirliliği, buzulların erimesi, hayvan türlerinin azalması, açlık ve su kaynaklarının tükenmeye başlaması problemleri bile geri planda kaldı.
Canavarlar yaratıldı, en gelişmiş silahlar ellerine teslim edildi ve dünyaya salındı.
Çok basit bir açıklama olsa da, içinde gerçeklik payı var sanırım.
En gelişmiş silahlar, psikopat katillerle buluşunca ortaya böyle bir sonuç  çıkıyor.
Yedi dakikada otuz dokuz ölü, bir kısmı ağır olmak üzere altmışın üzerinde yaralı.
 Bir de yürekten incinmiş seksen milyona yakın insan…
Bu boyuta nasıl gelindi, acaba insanlar hepten mi öldü derken bir haber okuyorum, umutlarımı tekrar tazeliyorum.
Terör gibi can yakıcı olmasa da, insana dair bir güzellik, olumlu ve umutları yeşerten bir haber olması nedeniyle, aşağıdaki haberi sizlerle paylaşıyorum:
İşte, aslında herkesin sahip olması gereken erdemleri taşıyan düzgün ve dürüst bir insan örneği:
“Ramazan Akgül asgari ücretle temizlik görevlisi olarak çalıştığı Kocaeli Derince Eğitim Araştırma Hastanesi'nin otoparkında bir cüzdan buldu. Cüzdanda yedibinikiyüz lira vardı. Hemen hastane yetkililerine ve polise haber verdi. Cüzdan, sahibine iade edildi. Ramazan Akgül: 
-Seksenbin lira borcum var ama parayı almayı hiç düşünmedim..
Dedi.
Hastane yönetimi Ramazan Akgül'e teşekkür belgesi verdi
….
İşte bu örnek, bizlere insan olduğumuzu hatırlatıyor.
Ramazan Akgül, doğru bir hareketle, “çalışarak kazanmadığı” bir parayı, yerde bulmuş dahi olsa yetkilere teslim ediyor.
Üstelik seksenbin bin lira borcu varken…
Düşünüyorum da, yüz farklı insan üzerinde bu durumu test edecek bir çalışma yapılsa, içinden kaç tane Ramazan Akgül çıkar bilemiyorum.
Sözlerim tüm dünya insanlığı için geçerli, Türk, Alman, Fransız, Hintli farketmiyor.
Dünyada adeta bir “insanlık erozyonu” yaşanıyor. 
Bir nedeni değişen dünyaya şartlarıysa, diğer bir nedeni de “erdem ve faziletlerin” nesilden nesile düzgün aktarılamaması olabilir mi? 
Ancak şartları zorlaştığı halde, değerlerine dört elle sarılanlar da var.
Banka kapısına parkettiği bisikletinin çalınmasıyla şok geçiren ve yakalanan hırsıza:
-Ekmek teknem o benim. Bisikleti çaldığında yarın işe nasıl gidecektim? Fakirsin değil mi, biz daha da fakiriz ama hırsızlık yapmıyoruz. Şerefimizle para kazanıyoruz.. 
diye haykıran Büşra Ağırbaş adlı genç kız bir gerçeği hatırlatıyor:
Zorlaşan yaşam şartları, bu durumlara bahane olamaz zira aynı koşullara sahip olmasına karşın değerlerini korumayı başaran insanlar da var.
2017'nin ilk günlerini yaşadığımız bu günlerde, insanlığa dair güzel bir örneği ele almışken, bir de tersine bakalım.
Bu haber de İsrail'den.
Öncesi acı, sonrası ilginç…
“24 Mart 2016'da İsrail işgali altındaki El Halil'deki bir kontrol noktasında Abdül Fettah el Şerif adındaki Filistin'li, İsrail askerlerine bıçakla saldırmıştı. Askerler El Şerif'i ateş açarak durdurmuştu. Bölgeye gelen sağlık ekibinden İsrail'li Çavuş Elor Azaria (20), ağır yaralı olarak yatan El Şerif'e ateş edip  öldürmüştü.
Aşırı sağcı İsrail hükümetinin Elor Azaria'ya sahip çıkmasına rağmen İsrail yargısı dava açmıştı. Elor Azaria geçtiğimiz günlerde karar duruşması için mahkemedeydi. 
Asker Üniformasıyla duruşmaya katılan ve son derece rahat hareket eden Elor Azaria, kız arkadaşla, ailesi ve yakınlarıyla gülerek sohbet etti.
Kurtulacağından emin olan Elor Azaria, kararı duyunca şoke oldu.
Hakim:
“Yerdeki saldırgan tehdit oluşturmuyordu. Ateş açmaya gerek yoktu” dedi ve mahkumiyet kararı verdi.
Cezanın miktarı henüz açıklanmadı, ancak savcı yirmi yıl istemişti. İsrail’in Filistin politikasını onaylamıyor olsam da, bu ülkede adaletin ve güçler dengesinin (en azından bu örnekte) gözetildiğini kabul etmek durumundayım.
Saldırgan diye nitelendiriyor dahi olsa, artık bedensel gücünü yitirmiş bir yaralıyı öldürmek ne derece yanlışsa, İsrail yargısının aldığı mahkumiyet kararı da o derece doğru.
Gerekçe her şeyi açıklıyor:
“Tehdit oluşturamayacak halde olan saldırganı öldürmeye gerek yoktu.” 
Basit bir ifadeyle, keyfi can alışın hesabı soruluyor. 
İnsanlık dışı bir davranışın bedelinin ödetildiği güzel bir örnek…
x x
2017'yi güzel karşılayamadık, güzel yaşayalım.
Huzur, sağlık, mutluluk, bol kazanç önce ülkemizi sonra dünyayı sarmalasın, gülen gözler hiç solmasın.
İnsanlar layık oldukları ve hakkettikleri şekilde yaşasın.
Bunlar da benim 2017'den beklediklerim…
Haftaya yeni konularda buluşunca dek,
Esen kalın,
Huzurla kalın,
Hoşça kalın sevgili okurlar…. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık