• 04 Ağustos 2015, Salı 9:32
SedefErol

Sedef Erol

TÜRKİYEM
 Vatandaş huzursuz.
Vatandaş mutsuz.
Haklı olarak korkmakta…
Işid, PKK, PYD vs… silahlı örgüt kavramları iç içe geçmiş, daha birini ezberleyemeden, bir yenisi çıkıyor ortaya.
Üstelik heveslisi, meraklısı da çok.
Nasıl kandırılırlar, inandırılırlar anlamak mümkün değil.
Daha yeni gözaltına alınan iki çocuk annesi bir kadın Işid'e canlı bomba olmak için başvurduğunu ancak örgütün kabul etmediğini itiraf ediyor.  Gerekçesi ise Işid'çi iki kardeşinin Suriye'de silahlı çatışmada ölmesi.
Bunun için yaşamından ve çocuklarından vazgeçmeyi, suçsuz insanları öldürmeyi göze alabiliyor.
Nasıl bir akıl tutulmasıdır, nasıl bir oyundur ki bazı insanlar kolayca bu tuzaklara düşebiliyor…
***
Bir de sokaklarda bırakılan, unutulan paketler var.
Gülse Birsel, bu konuyu yazısında çok güzel işlemiş.
Belki okumamışsınız diye bir bölümünü aktarayım:
“Son günlerde:
Antalya'da fünyeyle patlatılan şüpheli paketten lokum çıktı. Dinamit lokumu değil, bildiğiniz bayram lokumu. Bursa'daki şüpheli paketten susam ve kıyafet çıktı. 
Giresun'dakinden ayakkabı çıktı. 
Kars'takinden çöp.
Vatan Caddesi'ndeki paketten bebek arabası çıktı.
Gezi Parkı'nın oradakinden düdüklü tencere içinde bulgur çıktı!.
Vatandaşım haklısın, hiçbirimizde kafa kalmadı. Çoluğumuz çocuğumuz, işimiz gücümüz, evimiz köyümüz, paramız pulumuz, memleketimiz on gün sonra ne durumda olacak bilmiyoruz.
Davutoğlu'nun dediği gibi, “Artık Türkiye bir hafta önceki Türkiye değil!” Geçen hafta gelecek planı yapabiliyorduk mesela, bu hafta yapamıyoruz.
Ama lütfen aklını evde unutma arkadaşım!  Öteberini sokakta bırakıp yürüyüp gitme. Zaten hepimiz kibrit çaksan patlayacak şüpheli paketler gibi gergin dolaşıyoruz ortada. Ekstradan bomba paniği yaratma.
Tencereyle bulguru sokakta unutmak nedir artık yav?”
Gülse Birsel, dalgın ve unutkan insanların bugünlerin  ortamında yarattığı sıkıntıyı mizahi bir uslupla pek güzel aktarmış.
Emniyet güçleri unutulan paketleri imha etmeye yetişemiyor. 
Ancak ne yazık ki bunların içinden her zaman masum nesneler çıkmıyor.  Geçmişte acı örneklerini gördük ve yaşadık.
Ulusça birlik ve beraberlik içinde kardeşçe kenetlenme zamanı.
Tıpkı geçtiğimiz gün yaptığı telefon görüşmesi sırasında haince kalleşçe katledilen şehit astsubayın hastaneye yetiştirilmesi sırasında vatandaşların gösterdiği kardeşlik, birlik ve beraberlik çabaları gibi.
Ne acı ki bu çaba astsubayımızı hayata döndürmeye yetmedi.
Bir vatan evladı olarak bu topraklar için canlarını veren herkese borçlu olduğumun bilinciyle, mekanlarını cennet olmasını diliyorum.
***
Hani ben hep ilginç haberleri dipte köşede kalmış olanlarını bulup çıkarırım ya işte bu da onlardan bir tanesi.
Çok da bilinmedik bir şey değil, bilinirde, niye hep tekrar olur, işte bilinmeyen o;
- Antalya'da hukuk öğrencisi Cihan Turgut (19 yaşında)  bir lokantada çalışıyordu. Akşam işyerinin motosikletiyle eve dönen gence, hız ve şerit  ihlal yapan Aşkın D. otomobiliyle çarptı. Aşkın D. gencin üstünden geçip kaçtı. Cihan Turgut öldü. Yakalanan Aşkın D. 2.48 promil alkollü çıktı.  Alkollü araç kullandığı için altı ay önce ehliyetine el konulduğu,  7 trafik kazasına karıştığı, yaşadığı Almanya'dan sınır dışı edildiği belirlendi.
Ve bu canavar mahkemede serbest bırakıldı!...
***
Gazetenin haberi böyle.
Ben buna trafik teröristti diyorum.
Araba kullananlar iyi bilir, her şöförün (ne kadar iyi araba kullanırsa kullansın) direksiyon başına geçtikten itibaren bir kaza yapma riski vardır.
Çünkü kaza yalnızca kişinin kendisine bağlı değildir. Bazen bir diğer sürücüye, bazen yola atlayan bir yayaya, bazen yola fırlayan bir köpeğe bile bağlı olabilir.
Bu nedenle hem kişinin dikkati, hem karşısındakinin dikkati söz konusudur.
Bunlardan biri olmayınca istenmeyen durumlar meydana gelir.
Otuz yıldan uzun süredir araba kullanıyorum, “bu asla benim başıma gelmez” demem diyemem, yalnızca temenni edebilirim.
Bir de bile bile lades durumları var.
Yorgun ve uykusuz direksiyona geçmek, alkollü araba kullanmak, trafik kurallarını hiçe saymak, başkalarının haklarına saygı göstermemek gibi…
Bence bu suçları işleyerek kaza yapanların sadece trafik suçlusu olarak değerlendirmek, zarar verdikleri kişilere biraz haksızlık oluyor.
Alkollü araç kullandığı için ehliyeti alınan ve yine alkol alarak araç kullanıp çarptığı gencin bir de üzerinden geçip kaçan kişi yalnızca trafik suçlusu olamaz. Bu kişinin insanlıkla ilgili de bir sorunu var demektir.
Ancak o dışarıda muhtemelen tutuksuz yargılanacak, çarptığı ve bırakıp kaçtığı delikanlı ise artık hayatta değil…
Sizce bu basit bir trafik kazası olarak mı değerlendirilmeli?
***
Ve son olay Cansu Kaya.
18 yaşında, Muğla Dalyan'da bir lokantada garsondu, kayboldu.
Kaybolduktan üç gün sonra 17 Haziran'da gölette cesedi bulundu.
Katil zanlıları N.D. (24) ve M.P.Ç. (17) aynı lokantadan iş arkadaşları…
İddia:
Cansu'yu öldürüp cansız bedenine tecavüz.
Savcının talebi ağırlaştırılmış müebbet.
Yani ömür boyu hapis.
İlk duruşma adli tatilden sonra başlayacak.
Kim yapmıştır, bu kişiler suçlu mudur, hepsi yargılamadan sonra belli olacak.
Kesin olan tek gerçek gencecik Cansu'nun akıl almaz acı sonu.
***
Felaket habercisi gibi hep olumsuzlukları dile getirdiğimi biliyorum ama;
Aması var:
İlimde, bilimde, fende birinciliklerimiz oldu da ben mi kaçırdım, elimizdekiler ne yazık ki bunlar, bir gün onları da yazacağım zamanlar  gelir diyelim ve ekleyelim.
Senelik izin kullanacağımdan birkaç hafta olmayacağım.
Sonra;
Bomba gibi gezi yazıları ile tekrar aranızda olacağım.
Benden gezi yazısı isteyenlere duyurulur.
Yeniden buluşuncaya dek huzurlu, mutlu, kardeşlik ve barış dolu bir Türkiye'de uyanmak dileğiyle,
Esen kalın…. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık