• 14 Nisan 2015, Salı 9:18
SedefErol

Sedef Erol

TANRI İLE KULLARI
 Genellikle dinsel içerikli yazı yazmamaya gayret ederim.
Kişi ile Tanrı arasındaki inançsal bağın, yalnızca iki tarafın özeline ait olduğuna, müdahele ve yanlış yönlendirmelerin bu temiz ilişkiye zarar vereceğine inanırım.
Elbette toplumu dini bilgilendirme açısından eğiten ve yönlendiren mantıklı din alimlerinin olumlu yönlendirmelerinin gerekliliği inkar edilemez.
Ancak ne yazık ki, bu hep böyle olmuyor.
Ve hassas noktası “din” olan toplumlarda yanlış algılara neden oluyor.
Elbette aklı, mantığı ve sağduyusu sağlıklı kişilerin aradaki farkı farketmeleri kaçınılmaz, ancak doğru ile yanlışı ayıramayanlar da var.
O halde toplumu bu yönde yönlendirenlerin çok iyi eğitilmiş ve bilgilendirilmiş, akıl ve vicdan melekelerine sahip kişiler olması gerek.
Aksi halde bakın ne gibi durumlar ortaya çıkıyor:
Okuduğunuzu ve kendi kendinize yorumladığınızı düşündüğüm geçmiş günlerin bir haberini aktarıyorum:
Bir gazeteden:
“Suudi Arabistan Müftüsü'nün Müslüman bir erkeğin karısını yiyebileceği şeklinde fetva yayınladığı öne sürüldü. Al Kuds El Arabi gazetesinin internet sitesinde yer alan haberine göre, Müftü Abdülaziz Bin Abdullah, yayınladığı fetvada, 
-Erkek, şiddetli açlık durumunda karısını ya da karısının vücudunun bazı parçalarını yiyebilir, dedi.
Sosyal medyada büyük yankı yaratan fetva, müftülüğün internet sitesinde yer almadı.
Müftülükten yapılan yazılı açıklamada iddia yalanlandı. CNN Arapça'ya konuşan Suudi Arabistan'lı yetkili Abdülrahman El-Şaye, haberin uydurma olduğunu söyledi.”
Aynı gazetenin haberine göre Abdülaziz Bin Abdullah, birkaç hafta önce yayınladığı fetvada onbeş yaşın altındaki kız çocuklarla evliliğin caiz olduğunu söylemişti…
**
Gazetenin haberi, bu söylemin bir “iddia” olduğunu, gerçek olup olmadığının henüz belirlenemediğini ima ediyor.
Herhangi birisi için, erkeklerin aç kalınca karılarını yiyebileceği (!) ifadesinin bir önemi olmayabilir, toplumları etkilemek, yönlendirmek gibi bir vasfı olmayan sıradan birisi bu sözleriyle ancak gülüşmelere yol açsa da, söz konusu “dini bilgilendirme vasfı” olan birisi olunca iş değişiyor…
**
Bu haberi okuyan Suudi erkeklerin karılarını parça parça yiyeceklerini düşünmesem de, Suudi toplumunun kadına bakış açısı ve Suudi kadının kendi toplumu içinde yaşadığı zorluklar ortada.
**
Dini söylemlerde bulunma yetkisine sahip kişilerin son derece titizlikle seçilmesi, eğitilmesi ve toplum önüne çıkmaya hazır olduğunun belirlenmesi sonucu yetkilendirilmesi gerek.
Aksi takdirde son derece hassas olan “din” olgusunda, toplumu yanlış yönlendirmek ve bu konuda etkili olmak riski bulunmakta…
Dinimizle hiçbir ilgisi olmayan ve toplumda infiale yol açan bazı söylemlere bakınız;
-Altı yaşında bir çocukla evlenilebilir
-Bir erkek öldükten sonra sekiz saat içerisinde karısıyla cinsel ilişki kurabilir
-Aç kalan erkek karısını parça parça, ya da bütün olarak yiyebilir. (!)
Vs.vs…
Bu söylemleri değil dinimize, insanlığa bile mal etmek olası değil.
**
İki cins yaratmış olan yaradan neden birini diğerini üstün görsün ki?
Oysa ki yukarıda aktardığım söylemler iki cinsten birisi olan “dişi”nin aleyhine…
Bilerek, isteyerek bazı kullar tarafından uydurulmuş ve insanlara dayatılmış bir ayrımcılık.
Yaradanın kulları için planın bu olmadığını düşünüyorum…
**
Yine aynı günlerde, bu kez cemaati arasında ayrımcılık yapan bir din görevlisi yazıldı, çizildi.
İzmir-Bergama'ya bağlı bir köyde görev yapan bu kişi, cemaati “camiye gelenler” ve “camiye gelmeyenler” olarak ayırmakla suçlanıyor.
Başka iddiaların da yer aldığı köy sakinleri imzalı dilekçe yetkililere iletilmiş durumda.
Konunun çözümü ya da şikayetin haklılık veya haksızlık derecesi ilgili mercilerce belirlenecek.
Yukarıdaki söylemlerime ışık tutması bakımından, hakkında şikayet olan kişinin savunma cümlelerini aynen aktarıyorum:
“Benden rahatsız olanlar, camiye gelmeyen insanlar. Bu manidar. Allah bana neyi vahyettiyse, bana kitabında neyi bildirdiyse Resulullah da hayatında neyi uyguladıysa ben onların izinden gidiyorum.”
Bu kişi, cenaze namazını neden kıldırmadığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:
“Allah onlardan biri öldüğü zaman onların cenazesinin başında durma ve namazları kıldırma” diye emreder.
Ve haber böyle sürüp gidiyor.
**
Açıklamalarından, din görevlisinin köy halkını kendi kriterlerine göre tasniflediği, inançlı insanlara bile ceza-i müeyyide uyguladığı sonucunu çıkarmak mümkün.
Oysa Tanrı, inanan herkesin Tanrısıdır.
Dini yol gösterici görevini üstlenen kişinin de bu gerçeğe göre hareket etmesi gerekir…
**
Sevgili okurlar, herkesin inanç özgürlüğünün kendisine ait olduğunun bilincinde olarak yazılarımda bu tür konulara yer vermek istemesem de aynı gün içinde çıkan iki benzer haber, bu satırları kaleme almama neden oldu.
Yorumlarımı paylaşmış olmanız umuduyla ve haftaya buluşabilmek dileğiyle;
Sağlıklı ve mutlu kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık