• 10 Ekim 2017, Salı 8:52
SedefErol

Sedef Erol

SÜLÜN OSMAN
 Yazıma konu bulabilmek için gazeteleri karıştırırken okuduğum bir haber, aklıma bir zamanların çok tanınmış bir şahsiyetini getirdi.
Tanınmış olmasına tanınmış, namı biliniyor ancak o yine de gemisini yürütmeye devam ediyor.
Söz konusu kişi, Sülün Osman. Çocukluğumda dolandırıcılık hikayelerinin fıkra gibi dilden dile dolaştığı bir renkli kişilik olan bu şahıs hala hafızalardan silinmiş değil.
Şimdiki nesil ismini pek bilmese de benim yandaşlarımın onun hikayeleriyle büyüdüğü kesin.
Her ne kadar zamanımızda Sülün Osman'lar çoğaldıysa da, onun yeri ayrı, dolandırıcılık mesleğini sanki sanat haline getirmiş.
Bakalım bu şöhreti nasıl edinmiş: Osman Ziya Sülün, “Sülün Osman” olarak bilinen ünlü dolandırıcı 1923'te İstanbul'da doğar, ölüm tarihi olan 1984 yılına kadar da mesleğini (!) icra eder.
Lakabı: Tüm zamanların en büyük dolandırıcısı…
İcraatlarından bazıları:
Osman Ziya Sülün başta kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları, tramvaylar olmak üzere birçok kamu malına ve tarihi eseri halka satarak ya da kiraya vererek büyük paralar kazanmış. Çevirdiği işler ve yaptığı savunmalarla fıkra gibi bir hayat yaşayan Sülün, birçok filme ve kitaba konu olmuş. Mesleki icraatlarından birisine Dolmabahçe Sarayı önünde gerçekleştirirmiş.
Birkaç arkadaşıyla birlikte Dolmabahçe Sarayı'nın önüne gidip beklermiş. Etraf kalabalıklaşınca arkadaşlarına saatlerini ayarlatır sonra da onlardan saat ayarlama parası alırmış.
Bir diğer iş mekanı ise Taksim Meydanı.
Önce Taksim Meydanı'na paspas serip oradan geçenlerden “Burası benim” diyerek para alıyor, daha sonra, “Ne kadar kazanıyorsun buradan” diyenlere komple Taksim Meydanı'nı satıyormuş.
Galata Kulesi'ni de sahiplenen Osman, mahkemede kendisini şu sözlerle savunmuş:
“Kusura bakma hakim bey, memlekette Galata Kulesi'ni satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu kuleyi satarım!...”
Zamanla kamu malları üzerindeki fikirleri tükenince bu kez de “Şansımı medyumluktan yana kullanayım” demiş ve evlenemeyen kadınları kesin olarak evlendirdiği iddiası ile sektöre giriş yapmış. Dolandırıcılığın neredeyse kitabını yazan Sülün Osman,
Galata köprüsünü saf bir vatandaşa satmaya çalışırken de yakalanmış.
Hemen hemen her röportajında dolandırmaya çalıştığı insanların herhangi birileri ya da fukara olmadıklarını, kolay olan para kazanmaya çalışan ve hatta kendisini dolandırmaya çalışan kişiler olduğunu belirten Ziya Osman Sülün,
20 Nisan 1962'de hapisteyken “Alınteri ile yaşamak” konulu konferans bile vermiş.
Hayatı ve dolandırıcılıkları birçok filme konu olan Sülün Osman, Aziz Nesin'e bir kitabında kendisinden bahsettiği için dava açmış.
Dava konusu ise: Kitapta geçen bir sözün Sülün Osman'ın manevi duygularını rencide ettiği iddiası.
Gördüğünüz gibi dolandırıcı Sülün Osman'ın bile kendine göre bir kişiliği, onuru, gururu var. Devir değişti, Artık Sülün'ün dolandırdığı saf vatandaşlardan eser kalmadı zira yöntemler değişti.
Şimdi şeytana pabucunu ters giydiriyorlar. Bunun en uç örnekleri ise internet ortamında yaşanıyor işte bir internet vurgunu ve kurbanı:
“Gaziantep'te bir kamu kurumunda çalışan M.K.(25), sosyal medya üzerinde tanıştığı ve hiç yüz yüze görüşmediği Özlem S.G.nin kendisini evlilik vaadiyle 108 bin 200 lira dolandırdığını öne sürerek, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Özlem S.G ile bu yılın Haziran ayında sosyal medya üzerinden tanıştığını ifade eden genç kızın kendisini Hatay Kırıkhan Devlet Hastanesi 112 Acil servisinde çalışan acil tıp teknisyeni olarak tanıttığını ve bir süre sonra memleketi Kahramanmaraş'a tayini aldıracağını söylediğini belirtti.
Sosyal medyadaki yazışmalarla ile başlayan görüşmenin telefona devam ettiğini kaydeden M.K.,
Konuşmalarımız sonunda iş ciddiye bindi ve evlilik hayalleri olduğunu söyledi. Benim de içimde art niyet olmadığı ve aynısını düşündüğüm için konuşmaya devam ettik, Bir süre sonra Özlem telefon alacağını belirterek benden ikibin TL para istedi. Parayı EFT ile gönderdim diye konuştu.
Genç kızın gönderdiği parayla telefon almak yerine harcayıp kendisinden yeni bir telefon istediğini belirten M.K şunları söyledi:
-Doğum gününde hediye olarak telefon almamı istedi. 4 Bin 200 TL.ye bir telefon alıp minibüsle kendisine gönderdim. Ancak telefonu ikinci el çıktığını belirtip sattığını söyledi. Daha sonra benden telefon almak için para istedi ve Gaziantep'e gönderdiği, aile dostumuz dediği Süleyman adlı biri ile para gönderdim.
En başından beri dolandırılıyormuşum. “Evleneceğiz, yüzüğüm küpem olsun” diyerek telefon alacağını, kredilerini ödeyeceğini bahane ederek para talep etti ve 102 bin lira nakit, 2 bin lira EFT ile ve 4 bin 200 lira da telefon olmak üzere toplam 108 bin 200 lira gönderdim… Onun için arabamı bile sattım, 35 bin lira borçlandım…”
….
M.K. şimdi hakkını ve kaptırdıklarını arıyor. Tabii Özlem S.G diye birini bulabilirse!...
Gördüğünüz gibi Sülün Osman'ın masum dolandırıcılıklarının yerini internet gangsterleri almış.
Mesele uyanık olmakta, aklı ve mantığı çalıştırmakta.
Yoksa Sülün'ün dediği gibi; “Galata Kulesini satın alanların akıbeti” gibi bir son kaçınılmaz olur.
Şekilde Görüldüğü üzere…
x x
Sevgili okurlar,
Haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle
Şimdilik
Esen kalın, Hoşça kalın……





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık