• 18 Mart 2014, Salı 10:18
SedefErol

Sedef Erol

SÖZÜN BİTTİĞİ YER
 Ne zor kelimeleri satırlara dökebilmek…
Ya da dökememek…
On altı kiloluk bir beden
Milyonları sırtında taşıdı.
Ya da milyonlar onu…
Berkin elvan,
Sonra;
Giresun'lu Burak Can,
Ve onlardan öncekiler,
Ve görev sırasında can veren emniyet görevlileri;öteki, beriki, seninki, benimkli yok, hepsi biziz aslında.
O halde neden, neden?
**
Acı dolu bir hafta geride kaldı.
“Sözün bittiği yer” de olduğumuzdan, olayların üzerine yorum yapacak, ekleyecek durumda değiliz.
Yalnızca ünlü şair Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri canlanıyor belleğimde:
“Yaşamak,
Bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine;
Bu hasret bizim…” 
Ne güzel söylemiş şair;
“Kardeşçesine…”
Kilit nokta bu kelimede saklı olmalı!
**
Yorumlarımın devamını kendime saklayarak güncel konulara dönmek istiyorum sevgili okurlarım, yoksa beş ciltlik bir roman yazsak duygularımızı sığdıramayız.
**
Yine bir üçüncü ya da beşinci sayfa haberi.
Ancak konu “bilindik.”
Başlık: Bira tecavüze rıza sayıldı.
Mahkemenin tecavüz davasında verdiği karar Denizli'yi ayağa kaldırdı. Otuzbir yaşındaki A.Ç., geçen yıl akrabasının kızı onaltı yaşındaki H.İ'ye tecavüz etti. Tutuklanan A.Ç., dokuz gün sonra serbest kaldı. Davanın son duruşması geçtiğimiz gün Denizli Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Savcı, mütalaada, “bira içmeyi” rıza sayarak sanığın iki yıla kadar hapsini isterken, hakim bir yıl dört ay hapis verdi. H.İ.'nin avukatı,
- Ceza göstermelik, Yargıtay'a itiraz edeceğiz dedi.
Belki de buradan ana mantık, her zaman olduğu gibi, “kadın suçludur” mantığı.
On altı yaşında daha bir çocuk diyeyim, onun basit bir hevesini kullanarak kendi çirkin emellerine alet etmek, zemin hazırlamak, daha da önemlisi mazeret olarak sunmak ve hele hele bunu savunma olarak kabul ettirebilmek…
İçinde alkol olsun, olmasın, bir tarafta yetişkin bir adam,  bir tarafta daha henüz bir çocuk. İşte bu tür kişiler cezasız, kadınlar da korumasız kaldığı için, yeni bir nesil türedi ülkemizde:
-Eşini, sevgilisini, eski sevgilisini, ya da kendisine yüz vermeyen yalnızca platonik takıldığı bir kadını döven, yaralayan, kezzaplayan, satırlayan, kurşunlayan  şu veya bu şekilde yok eden, yok etme hakkını kendinde gören bir maganda türü. Üstelik bu türün çığ gibi yayıldığı da bilinen bir gerçek.
Daha da kötüsü mevcut yasaların ve uygulamaların kadınları korumakta yetersiz kalması. Zaten önce yasaları değil, kafaları değiştirmek gerek.
Ancak biranın tecavüze rıza sayıldığı bir ortamda bu nasıl olacak o da ayrı bir soru işareti.
**
Önce şu konuya bir açıklık getireyim, sonra diğerine geçeceğim;
Kadın cinayetleri konusunda hassas oluşumu, bu konuyu sık işleyişimi hoş gördüğünüzü umarım çünkü öncelikle ben bir bayanım,
Beni izleyen, okuyan erkek okurlarımın kadınlar üzerine olan duygusal yazılarımdan rencide olmayacaklarını, onların da kadınların incitilmemesi, acı çektirilmemesi konusunda hemfikir oldukları kanısındayım, zira en azından hepimiz anne, kızkardeş vs. gibi yakınlara sahibiz.
Bundan daha önemlisi, hepimiz insanız.
Keşke “öncelikle insan” olduğumuzu bilebilsek!
**
Gelelim bugünkü diğer konumuza.
Bu da yine bir kanun boşluğuyla ilgili olmalı.
Ya da ben öyle sanıyorum.
Alt başlık şöyle:
“Bakırköy ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden onbeşgün önce bırakılan U.K. otobüs garajında karşılaştığı Yunus Kahya'yı onaltı yerinden bıçaklayarak öldürdü.
Sakarya'da bir fabrikada işçi olarak çalışan Yunus Kahya(39) Yenidoğan mahallesindeki otobüs garajının ortasında U.K. (24)” tarafından onaltı yerinden bıçaklandı. Saldırıyı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri saldırganı olayda kullandığı bıçakla gözaltına alırken, hastaneye kaldırılan Yunus Kahya yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
U.K.'nın yapılan kimlik sorgulamasında çok sayıda sabıkasının bulunduğu belirlenirken, akli dengesinin yerinde olmadığı ve onbeş gün önce İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Taburcu edildiği belirlendi. Sorgusunda suçlamaları kabul eden U.K.'nın, öldürdüğü Yunus Kahya'yı hiç tanımadığı ve 
-Hapse girmem gerekiyordu, o nedenle öldürdüm dediği öğrenildi.
U.K.'nın sorgusu sürüyor.
Fabrika işçisi Yunus Kahya'nın tek suçu ise o anda orada olmaktı!
Zanlı U.K.'nın ise cezai ehliyeti bulunmamakta!
***
“Şans, talih, kader” diyebilirsiniz.
Ancak hepsi o kadar mı?
Cezai ehliyeti olmayacak kadar akli rahatsızlığı olan bir suçlu, hastaneden salıveriliyor ve rastgele birinin hayatını sonlandırıveriyor.
Çünkü kendi ifadesine göre:
“Hapse girmesi gerekiyordu”
Bir suç işleyecek, en iyisi infaz (!) dedi herhalde, ben, sen o, farketmez, Yunus Kahya'ya rastladı!
Yunus Kahya da bu toplumun bir ferdiydi.
Berkin Elvan gibi,
Burak Can gibi,
Diğerleri gibi,
Bir toplumda hiç kimse diğerinden daha az değerli değildir.
Ve;
Bir toplumda hiç kimse diğerinden fazla değerli de değildir.
Ne zaman bu gerçeği içimize sindirebilirsek;
O zaman bir orman gibi kardeşçesine yaşamayı da becerebiliriz…
Haftaya buluşmak dileğiyle….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık