• 02 Eylül 2014, Salı 10:01
SedefErol

Sedef Erol

SOMA'YA SELAM OLSUN…
 Büyük Britanya Adası Gezi Yazısı Serisi sona erdiğine göre, ülkemiz ve dünya gündemine dönme zamanı geldi diyelim ve başlayalım.
İlk konumuz sıcağı sıcağına (yani ben bu yazıyı hazırlarken) süper kupa olayı. Daha önce üç kez Galatasaray'ın, iki kez Fenerbahçe'nin kazandığı bu kupayı bu kez penaltı atışları sonrası Fenerbahçe müzesine götürdü, hepinizin malumu, Fenerlileri kutlarız da, yine her zamanki gibi diğer konular maçın önüne geçti, işte ona üzülüyorum. Seyircinin taşkınlığı ve Fenerbahçe kalecisi Volkan'ın Galatasaraylı Melo'nun üzerine yaptığı panter atlayışı geceye damgasını vurdu.
Bu maç Soma'da ölen madencilerin aileleri yararına oynanıyor, geliri onlara gidecek, seyircinin bunun bilincinde olması gerekirken, her iki kalecinin üzerine, eline ne geçerse atıyor, ezeli rekabet de, bir yere kadar, bu futbol, spor, hepsi o kadar, yani atılan cisim kaleciye gelecek, kaleci yaralanacak da, atan mutlu mu olacak?
Oyun iki de bir kesiliyor, futbolcular seyirciye koşuyor atmayın diye, ancak faydasız, korner atmaya giden topa vuramıyor , Muslera kalesinden öbür kaleye koşuyor Volkan'ı korumaya, Volkan ne yapıyor, penaltı atışı sırasında Melo'nun üstüne panter sıçrayışı yapıyor!
Seyirci ne yapıyor, kalesinde top kurtarmaya çalışanı, taç atmaya çabalayanı, yabancı cisim yağmuruna tutuyor!
Karısına, kızına, sevgilisine işkence eden de aynı zihniyet, bir elbise için arkadaşını boğazından bıçaklayan da aynı zihniyet!
Çünkü toplum aynı toplum, okumayan, sorgulamayan, sevgisiz ve öfke dolu…
Öfkenin sonucu kaba kuvvet, çare mi, asla değil! Bakınız sahaya atılan bir cismin dünyanın bir başka köşesinde ulaştığı acı sonuca:
Basından:
-Cezayir Birinci Liginde geçtiğimiz günlerde USM Alger ile JS Kobyle futbol takımları karşı karşıya geldi. 
USM Alger'in 2-1 kazandığı maçın ardından, rakip takım taraftarları sahaya taş ve Molotof kokteyli attı. Atılan taşlardan biri JS Kabyle takımının tek golünü atan Kamerunlu oyuncu Albert Ebosse'nin başına isabet etti. Yirmibeş yaşındaki oyuncu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Şimdi bu atılan cisimlerden  biri Volkan ya da Muslera'ya isabet etse, yaralasa, ne olacak ?
Bu tip seyircileri kameralardan saptamalı ve ömür boyu statlara sokmamalı, aslında bu uygulama yapılıyor ancak yine de önüne geçilemiyor.
**
Gelelim Fener kalecisi Volkan'a. Tek kişiyi hedef alarak yazmak istemiyorum, sonuçta maç içinde kasti ya da oyun gereği fauller oldu, kimi çalındı, kimi çalınmadı, her neyse onlar o kadar önemli değil, ancak bu çocuk ayrı bir kişilik, takıma faydalı mı zararlı mı tartışılır,  iyi bir kaleci olduğu kesin ancak kendine hakimiyeti konusunda aynı şeyleri söylemek mümkün değil, sinirlendiğinde oto kontrolü yok, Melo da öyle ancak Volkan bu konuda yıldızlı pekiyi alır.
Galatasaraylı olduğuma göre bunu da Fener'in hocası düşünsün diyelim ve konuyu tek cümleyle kapatalım:
Soma'da yaşamını yitiren madenciler yararına oynanan Süper Kupa maçını Fenerbahçe kazandı, haketti, kutlamak gerek ancak maç içinde yaşanan olayların maçın önüne geçmesi, sezonun nasıl geçeceği hakkında ne yazık ki hiç de olumlu bir ipucu vermiyor.
Üstelik Soma yararına oynana bir maçta, seyircinin çoğu Manisalıyken böyle olursa…
**
Televizyonda haberleri sunan spiker, “Sizlerden devamlı mesajlar alıyorum, bu ülkede hiç mi iyi bir şey olmuyor, devamlı kötü haberleri sunuyorsunuz deniyor, ama sevgili seyirciler biz olanları, yaşananları sunuyoruz, ne yazık ki gerçekler bunlar” diyor, ben bari size iyi bir şey yazayım Bayan Voleybol Dünya Grand Prix'i sona erdi, izleyenleriniz olmuştur, filenin sultanları Dünya dördüncüsü oldu, bu başarıdır çünkü çok güçlü takımlar var, maçlar genellikle sabah altı otuzda oynandı, çoğunuz farketmemişsinizdir, ben izledim, keyif aldım, kah üzüldüm, kah mutlu oldum, sonuç da dünya dördüncülüğü, bir ay sonra dünya şampiyonası olacak, izlemenizi öneririm.
Bayan basketbol takımı da dünya çapında çok başarılı onu da belirteyim.
**
Gelelim ünlü kalp cerrahı Bingür Sönmez'e sıkılan kurşunlara..
Binlerce kişiye şifa dağıtan dünyaca ünlü Bingür Hoca, işini gücünü bırakıyor, her yıl Sarıkamış şehitlerini anma törenine katılıyor. (3 gün 3 gece süren Top Yolu yürüyüşünün ardından yapılan şehitlik töreni) Bu kadar yoğun bir insanı, bir kere bu yüce davranışı için kutlamak gerek. Sonra vatandaş ne yapıyor, aralarında husumet olduğu gerekçesiyle(!), yol ortasında çevirdiği silahsız bir insanı, tabancasıyla kurşun yağmuruna tutuyor!
Vuran: İlçenin eski Belediye Başkanı
Vurulan: Binlerce kişiye şifa dağıtan, mucize doktor Bingür Hoca.
Sebep: Şu ya da bu olması önemli değil, o kurşunu sıktığın anda haksızsın.
Biri silahlı, biri silahsız,
Biri kendini savunabilir, bir savunamaz…
Üstelik kurşunu atan sıradan birisi değil, iki dönem belediye başkanlığı yapmış bir zat.
En azından biraz birikimi, donanımı olması gerekir.
Belediye başkanlığı deneyimi olan bir kişi silahsız birine kurşun yağdırırsa, sıradan vatandaş ne yapmaz?
Bir de işin şu yönü var, ameliyat olmak, iyi olmak için gün sayan yüzlerce hastanın durumu.
Yani kurşunlar yalnızca Bingür Hoca'ya isabet etmedi…
Sebep ne olursa olsun, sonuç kabul edilemez..
**
Ve saçma sapan bir elbise olayı.
Ödünç verdiği elbiseyi “yıprattığı” gerekçesiyle arkadaşını boğazından bıçaklayarak öldüren bir genç kız…
“Çantasından çıkardığı ekmek bıçağı” ise cinayet aleti üstelik.
Çantanızı açın ve bakın içinde ne var?
Benimkinde ekmek bıçağı yok, ya sizinkinde?
Hangi aklı başında insan, çantasında ekmek bıçağı taşır ki?
**
Kalemin gücünün silahtan fazla olduğunu,
Kaba kuvvete acizlerin başvurduğunu
Bilenler iyi bilir…
Bir de daha çok okumaya, ufukları genişletmeye önem verebilsek üçüncü sayfa haberlerini ne okuruz ne de yorumlarız.
Belki aşağıdaki gibi trajikomik ama gerçek durumları yazarız;
KOBRANIN İNTİKAMI:
Çin'de yılan çorbası pişiren şef Peng Fan, bir kobra yılanı kafasını keserek öldürüp etini kullandı. Yılan kafasını çöpe atmak isteyen Fan, çenenin kapanıp elini ısırması sonucu zehirlenerek öldü. Uzmanlar yılan kafasının kesildikten bir saat sonrasına kadar yaşayabildiğini söyledi.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan bu gerçek olay da, zehirleri nedeniyle çok korkulan ancak yine zehirleri nedeniyle bilime ve ilaç sanayine değerli katkıları olan kobraların ve tüm yılan türlerinin “gıda” olarak tüketilmesi ya da “zengin yemeği” olarak sofralarda yer alması konusunda bir kez daha düşünülmesi gereğini hatırlatır belki Uzakdoğu insanına…
Yılan, fare, böcek yemese bu kad

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık