• 03 Mart 2015, Salı 9:17
SedefErol

Sedef Erol

SAYGIYLA…
 Öğrencilik yıllarım…
Yatılı olarak okuduğum, o zamanlar Türkiye'nin en seçkin eğitim kurumlarından birisi olan okulumun (halen bu unvan devam etmekte) gösteri salonundayım.
Önemli ve özel bir gün olması nedeniyle, bir kutlama yapılıyor, biz öğrenciler büyük salonu doldurmuş, gösterileri izliyoruz…
Sahnede Azerbaycan ekibi güzel bir folklor gösterisi sunmakta, biz öğrenciler ise coşku ve heyecanla izlemekteyiz.
Derken sahnede, bugün artık aramızda olmayan ancak okulun tüm öğrencilerinin büyük saygı besleyerek sevdiği orta kısım müdürü Kıvılcım Hanım beliriyor…
Mikrofonu eline alarak “Biraz önce Sayın İsmet İnönü'yü o değerli insanı kaybettik, üzüntümüz sonsuzdur”   diyor…
Azerbaycan ekibi sessizce sahneden çekiliyor, gösteri sona eriyor.
Türkiye yasa boğuluyor.
Yaşların gözlerimden yağmur gibi aktığını hatırlıyorum.
**
Yeni nesil İnönü'yü ancak kitaplarda yazıldığı şekliyle tanır, oysa bizler ileri yaşının ve yaşamının son dönemine tanık olmanın şansına sahibiz…
Ömrünü bu ülkenin istiklaline harcadığını, savaş ve diplomasi meydanlarında büyük zaferler kazandığını, son derece önemli ve etkili bir devlet adamı olmasına rağmen çok mütevazi bir hayat yaşadığını, 
Eşi Mevhibe Hanım'ın, bir çocuğundan küçülen  kıyafeti diğerine giydirdiğini, eskiyen gömleklerin kollarını ve yakalarını tersyüz ederek yenilediğini, Evinin tüm işlerini kendisinin yaptığını iyi biliriz…
Sayın İnönü'nün, o zamanlar partisinin yükselen değeri olan Ecevit'e karşı seçimi kaybettiğinde, rakibinin elini sıkarak yürekten kutladığını ve köşesine çekilme erdemi gösterdiğini de iyi biliriz…
Bu değerli insanı bugünkü nesil fazla tanımasa da, en azından saygı göstermek zorunda.
Zira tarihin kayıtları arasında:
1916'da Kafkas cephesinde yararlılıkları nedeniyle verilen Altın Harp Madalyası,
Kurtuluş savaş dönemindeki İstliklal Madalyası,
Çerkez Ethem Kuvvetlerinin tasfiye edilişi, 
Ocak 1921'de Birinci İnönü zaferi,
Nisan 1921'de İkinci İnönü zaferi,
Kasım 1921'de Garp cephesi komutanlığı,
Önce Edirne, sonra Malatya Milletvekillikleri,
Ekim 1922'de Dışişleri Bakanlığı,
24 Temmuz 1923'te iki kez kesintiye uğramasına rağmen imzalanan Lozan Barış Anlaşması,
Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanlığı,
Türkiye Cumhuriyetinin ikinci Cumhurbaşkanlığı 
Ve;
İkinci Dünya Savaşında, tüm dünyanın altüst olduğu bir ortamda ve özellikle bu coğrafyada, Türkiye'yi savaşa sokmama başarısı…
Bulunmakta.
**
Bu ülkeyi yoktan var eden, bugünlerimizi inşa eden Atatürk, İnönü ve değerli silah  arkadaşlarının aslında referansa ihtiyaçları yoktur.
Çünkü tarihe mal olmuş bu kişilerin referansları, bizzat kendi icraatlarıdır.
Bu icraatların mimarı ise inanç, azim, güç ve askeri dehadır.
**
Gördüğüm gerek üzerine kaleme aldığım bu satırlarla, bu ülkenin vatandaşı olarak vefa borcumu ödemeye çalışıyor ve insanları, “Bilgi sahibi olmadıkları konularda söz  sahibi olmamaya” davet ediyorum…
24 Eylül 1884'te doğan ve 25 Aralık 1973'te vefat eden İsmet İnönü bugün Anıtkabir'deki ebedi istiratgahında bulunmakta.
İnönü, Atatürk devrimlerinin gerçekleştirilmesinde ve Türkiye Cumhuriyetinin sağlam temelleri üzerine oturtulmasında Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşıdır.
Osmanlı döneminde Albay, Türkiye döneminde Orgeneral ve daha sonra Genelkurmay Başkanı olarak bu büyük insan, “Milli Şef” unvanı ile ile onurlandırılmış, birçok kez Başbakanlık, daha sonra da Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Tarihi yazanlar vardır,
Bir de bu yazılanları okuyanlar…
Mustafa İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti tarihini yazanlardandır.
Bu gerçek değişmez, değiştirilemez…
Haftaya buluşuncaya dek esen kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık