• 13 Ocak 2015, Salı 9:34
SedefErol

Sedef Erol

SARIKAMIŞ GERÇEĞİ
Çeşitli konuları işleyeceğim bugünkü yazıma;tarihimizde çok önemli bir yeri olan, ancak büyük bir felaketle sonuçlanan “Sarıkamış Harekatı” ile başlamak istiyorum.
Hepimizin az çok fikir sahibi olduğu, ancak belki de detaylarını tam olarak özümseyemediğimiz, doksan bin askerimizi şehit veren bu harekatın ayrıntılarını irdelemek, hayatlarını kaybeden vatan evlatlarına bir vicdan borcu olarak algılanmalı…
Bu büyük acıyı, yıldönümlerinde anıyoruz da, neyi, ne kadar biliyoruz?
Çeşitli kaynakları araştırdım, karıştırdım ve farklı yorumlara rastladım. Ancak yorumlar farklı olsa da sonuç değişmiyor; Enver Paşa, elverişsiz kış şartları ve eksik donanım nedeniyle yaşamını yitiren (bir görüşe göre doksan bin, diğerine göre altmış bin) vatan evladı…
Bu çok acı tarihsel gerçeği biraz irdeleyelim;Osmanlı harbe 1878'den beri Rus işgalinde bulunan Kars Sarıkamış, Ardahan gibi doğu illerimizi geri almak, Doğu Avrupa'da Ruslarla savaş halinde olan Almanlar'a yardım etmek, kazanılacak bir zaferle Kafkaslar ve Orta Asya'daki Türk illerinin kapısını açmak amacıyla girdi.
Türk bayrağı çekilip, Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman zırhlısı Karadeniz'deki Rus limanlarını bombaladı.
Tarihte buna, “Almanların Osmanlıyı savaşa sokması” adı veriliyor.
Bu olayın sonunda Ruslar, Türkiye'ye taarruz ederek Pasinler'e kadar ilerledi. Üçüncü Ordu, 3-9 Kasım 1914 günlerinde meydana gelen Köprüköy Meydan Muharebesini kazandı. Ancak mevsim şartları, askerin giyim ve donanım yetersizliği, top ve süvari atlarının azlığı hesaplanarak düşman takip edilemedi.
Köprüköy Meydan Muharebesinin raporlarını alan Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) Enver Paşa, Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum'a geldi. Ordu birliklerinin tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan Enver Paşa, bu mevsimde harekat yapılmayacağını ve taarruzun bahara bırakılmasını savunan ordu komutanı Hasan İzzet Paşa'yı görevinden azlederek taarruza karar verdi ve 18 Aralık 1914'te kıtalara “hareket” emri verdi.
Ancak taarruza katılan birliklerin büyük bir kısmı, özellikle Arabistan'dan geri çekilen ve sıcak iklime alışkın, donanımları kış şartlarına uygun olmayan askerlerdi.
Üçüncü Ordunun üç kolordusu, 24 Aralık 1914 günü eksi otuzdokuz derece soğukta Sarıkamış'ı kuşatma harekatına başladı. Üçüncü Ordu'dan bazı kıtalar, 24-25 Aralık gecesi Sarıkamış'a ulaşmayı başardı. Ancak bu sırada soğuk kış şartları nedeniyle çok zayiat verildi.
Yerel milislerin de 1915 yılı başında Ardahan'a girmesiyle Sarıkamış'taki Rus kolorduları paniğe kapıldı.
Kış, 3-4 Ocak 1915 gecesi daha da şiddetlendi.
Fırtına şeklinde yağan kar, yolları tıkayıp, çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, yüzellibin kişilik ordunun doksanbin'i, donma, dizanteri ve tifo sonucu yaşamını yitirdi.
Sarıkamış istasyonuna giren Enver Paşa, bu durum sonucu, Üçüncü Ordu'yu bırakarak İstanbul'a döndü.
Bu harekat sırasındaki Rus Birliklerinin kayıpları ise, otuzikibin idi.
Sarıkamış harekatı düşman kuvvetlerini arkadan vurmayı hedefleyen bir plandı, ancak hava şartları, donanım yetersizliği ve gece taarruzlarındaki ısrar nedeniyle başarısızlıkla ve büyük bir felaketle sonuçlandı.
Sarıkamış Harekatı sonunda Doğu Anadolu kapıları Ruslar'a açıldı. 
Sarıkamış olayıyla ilgili yorumların bir kısmı bu şekilde olsa da, bazı yorumcular felaketin Enver Paşa'ya yüklenmesinin haksızlık olduğunu, onun da cephede öne safhada savaşarak açılık ve soğuktan kendi payına düşeni aldığını savunmakta.
Objektif olmak adına, kendimi bu olayla ilgili çeşitli görüşleri yansıtmak zorunda hissetsem de, bu olay tarihimize büyük bir felaket olarak geçti ve görüşler farklı olsa da, sonuç büyün çıplaklığıyla gözler önüne serildi:
Düşmana değil, kış şartlarına yenilen doksan bin vatan evladı…
Bu ülke insanları, vatanı uğruna canını veren Sarıkamış şehitlerine ve diğer tüm şehitlerimize minnettardır.
Ancak Sarıkamış faciasının yüzüncü yıldönümünde bu harekatla ilgili olarak zihinlerde oluşan “taktik hatası”, “öngörü eksikliği” kuşkuları hala silinememiştir.
Geçtiğimiz günler, Sarıkamış'ın yüzüncü yıldönümüydü. Türkiye'nin dört bir tarafından Kars'a gelen otuzbin kişi, eksi on dereceye ulaşan hava koşullarında, ünlü Sarıkamış yürüyüşünü gerçekleştirdi.
Bu bir anma ve “Şehitlere Saygı”  yürüyüşüydü.
Nedeni, “taktiksel hata”, “olumsuz kış şartları” ya da ne olursa olsun, sonucu felaketle biten “Sarıkamış Harekatı” şehitlerinin önünde saygı ile eğilmeyi borç biliyorum…
**
Bugünkü yazımı ilginç bulduğum bir küçük haberle noktalayayım:
“Manisa'da farklılık yaratmak ve müşterilerin dikkatini çekmek isteyen bir kuyumcu, altıyüz (600) lira değerinde sapı altından emzik üretti. Altın emziğe birçok kişinin ilgi gösterdiğini belirten mağaza sorumlusu, ellerindeki stoku hemen sattıklarını ve yeni siparişler verdiklerini ifade etti. Sorumlu, “daha çok yeni bebek sahibi olan yakınlarına ve arkadaşlarına farklı bir hediye almak isteyenler tercih ediyor” dedi. Ayrıca emziğin kızlar için pembe, erkek bebeler için mavi olmak üzere iki ayrı rengi olduğunu belirtti…”
Yukarıdaki haber için “hayal gücü sınır tanımıyor” yorumunu yapmak yanlış olmaz sanırım…
Ve;
Sarıkamış'ta vatan uğruna canveren doksanbin şehitten, altın emzik üretimi ve satışı yapılan bir sürece uzanış…
Yazması benden, yorumu sizden!
Haftaya buluşmak üzere…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık