• 17 Temmuz 2012, Salı 9:42
SedefErol

Sedef Erol

PERŞEMBE'NİN GELİŞİ
Magazin hayatımızın baş köşesine oturalı beri, izlemesek de, dinlemesek de, bir yerlerden bir şekilde gelip beynimize yerleşiyor. Hatta aktüalite adına, üniversite sınav sorularına bile giriyor.
Oysa bize ne Ayşe Özyılmazel ile Ali Taran'ın bitmiş evliliğinden değil mi?
Madem ki bunları bilgi dağarcığımıza yerleştirmek zorundayız (lüzumlu onca şey varken) bari işin insaniyet boyutuna girelim de, biraz konuyu irdeleyelim.
Çünkü beni işin insanlık kısmı ilgilendiriyor, kimsenin özel hayatı konusunda ilgi ve bilgi sahibi olmak zorunda değilim.
Ayşe Özyılmazel'in annesi Oya Germen, bir kanala yaptığı açıklamalarda kızının yaşadıklarını atlatamadığı için kullandığı ilaç dozunu iki katına çıkardığını belirtmiş.
Hatta, Ali Taran ile 2011'de ölen eşi Selma Ann Desmond'ın ayrılmasında kızının hiçbir suçu olmadığından bahsederek, “Kader diye bir şey var ve öleceğiniz tarih ne olursa olsun değişmiyor. Yani olanların sorumlusu Ayşe değil. Hatta sağlığı için dua ediyorduk. Ayşe bana : Anne yandık, ölümden beni sorumlu tutacaklar demiş. Zaten Ayşe, Ali ile Selma Hanım2ın evliliğini yıkmış olsaydı ben ölürdüm. Çünkü aynı acıyı ben de Neco, İdil'e gittiğinden yaşadım. ”
Diye bir açıklamada bulunmuş.
Oya Germen'in  ana şefkatiyle kızını koruma kalkanı altına almasını doğal karşılıyorum.
Elbette o, kızını savunacak.
Ancak kullandığı cümleler bile, yaptığı savunma ile çelişmekte:
“Çünkü aynı acıyı ben de Neco, İdil'e gittiğinde yaşadım.”
Ve olayın kilidi Oya Özyılmazel'in konuşmasının devamında çözülüyor:
- Eski damadının evliliğin ilk aylarında kızına çok sevgi gösterdiğini söyleyen Germen şöyle devam ediyor:
“Selma Hanım'ın ölümünden sonra iç hesaplaşması başlamış olabilir. Sabah işe gidip akşam geliyordu, ilaç alıp yatıyordu. Ali iyi kalpli bir adam ama eski eşinin ölümüyle yaşadığı vicdan azabını Ayşe'ye de yaşattı. Kızımın omuzlarında öyle bir yük bindirdi ki, Ayşe'yi bu anlamda kullandı. Kızımın sağlığı bozuldu. O da Ali gibi psikologdan yardım alıyordu. Bir gün bana geldi, kapıdan girer girmez bayıldı. Ayşe'nin boşanma kararını duyunca “Evladım kurtuldu” diye düşündüm, çünkü durumu gittikçe kötüleşiyordu. Hatta doktoru daha yeni kullandığı ilaçların dozunu iki katına çıkardı. Kızım bu durumu kolay kolay atlatamaz.”
**
Ne kadar acıklı değil mi?
Oysa aynı Ayşe Özyılmazel, desteğe en fazla ihtiyacı olduğu zamanda terk edilen Selma Ann Desmond'un eski eşiyle evlenirken bunların bir gün karşısına çıkacağını bilmeliydi. Aslında  bu konuyu sizinle paylaşmıştım ancak Oya Germen'in açıklamalarından ve sanki tek suçlu Ali Taran'mış gibi lanse etmesinden sonra, bir kadın olarak bir başka kadının vicdan noksanlığını (bana göre) ve bugün artık hayatta olmayan bir diğer kadının acıları üzerine mutluluk kurma çabalarının nasıl boşa çıktığını, aslından bunun bir hayat dersi olduğunu vurgulamak istedim.
Her bekar kadın ve erkek birbiriyle evlenebilir, bu doğru.
Ancak bir de şartların olgunlaşması olayı var.
Oya Germen: Kader diye bir şey var, öleceğimiz tarih değişmiyor diyor.
İyi de, bir huzur içinde ölmek var, bir de acı çekerek ölmek var.
“Ali vicdan azabı çekiyor” diyor.
Ali'nin çektiği vicdan azabında eski karısı ölüm döşeğinde yatarken, Ayşe Özyılmazel'le yaptığı düğünlü-dernekli evliliğin payı olmasın sakın?
**
İşin diğer boyutu da, rahmetli Selma Ann Desmond cephesinde. Oya Germen'in sözleri aileyi fena kızdırmış doğal olacak. Kız kardeşi Neriman Erman, ablası adına açılan facebook sayfasına:
- Ablam da annesinin kollarında yaşama veda etti.
Ben Selma yaşam savaşı verirken onların gülmesini, öpüşmelerini seyredip ağladım. Vicdanım bir gram sızlamıyor. Ayşe'nin gözyaşları karşısında diye yazmış.
**
Uzun sözün kısası, mutsuzluk üzerine mutluluk kurulamıyor.
Kimin kiminle evleneceğini evlenenlerin kendisi karar verir elbette ancak başkalarının gözyaşlarına rağmen başlayan beraberlikler de genellikle böyle sonuçlanıyor.
Başından adımları iyi atmak, dengeleri iyi kurmak gerek.
**
Manevi acı çekerek hayatını kaybetmiş bir insan adına yazdım bu yazıyı.
Zira Ali Taran ya da Ayşe Özyılmazel'in mutluluğu  ya da mutsuzluğuile  zerre kadar ilgilenmiyorum.
Çünkü benim için önemli olan, insanları kırmamak, incitmemek.
Yaşam sicilini böyle tamamlayabilmek.
Ancak herkesin hayat görüşü aynı değil anlaşılan…
**
Bu kez de bir başarı öyküsüne değinerek yazımızı noktalayalım.
Tıp doktorlarımız arada bir hak etmedikleri davranışlara maruz kalsalar da, yine de büyük başarılara imza atarak yüzümüzü güldürüyorlar.
Son önemli olay ise dokuz aylık bebeğe uygulanan kök hücre aşılaması ile ince bağırsak nakli.
İzmir Tepecik Hastanesi doktorları, kök hücre aşılaması yöntemiyle dokuz aylı bir bebek olan Hüseyin Yiğit'e ince bağırsak nakli gerçekleştirdiler. Yurt dışında altıyüzbin dolara yapılan bu operasyon, dünyada ilk defa bu kadar küçük bir bebeğe uygulanıyor.
Ameliyat ekibinden bir doktor, bu tür nakillerde en büyük risklerden birinin doku reddi olduğuna, özellikle ince bağırsakta riskin çok daha fazla olduğuna işaret ederek doku uyumunun kolaylıkla sağlanabilmesi için kök hücre nakli ile ince bağırsak naklini gerçekleştirdiklerini  belirterek,
- Hüseyin ellbeşinci  gününde. Bu yaşta ilk ve tek bağırsak nakli yapılan kişi oldu. Dünyada böyle bir seri yok. Bu derecede elde edilmiş, sonuçları bilimsel olarak kanıtlanmış hasta serisi de yok.
Geçen yıla kadar bu yaşta küçük çocuğa  ince bağırsak nakli yapılamadığı için hastalar yurt dışına gönderiliyordu. Altıyüzbin dolar gibi bir maliyeti vardı.
Hüseyin'e aramızda esprili bir şekilde “bir milyon dolarlık bebek” diyoruz. Erişkin yaştaki hastaların başarılı sonuçları alındıkça yurtdışından ülkemize nakil talepleri olacaktır. Ülkemizin başarısını da ötelere taşıyacaktır.
**
Ülkemiz için, hepimiz için ne güzel bir haber.
Nakil yapan doktorlarımızın başarısı da, organ bağışı da hayati önem taşıyor.
Bir gün hepimize gerekebileceği gerçeğini unutmamak gerek.
**
Haftaya buluşmak üzere…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık