• 20 Kasım 2012, Salı 9:06
SedefErol

Sedef Erol

PARA, PARA, PARA…
 Dünya mı giderek sevgisizleşti, yoksa para, mal, mülk hırsı ezelden beridir süregelir mi?
Yoksa insanların önceliklerinin sıralaması mı değişti?
Belki de Napolyon'a atfedilen “para, para, para” takıntısı zaten insanların yaşamlarının hep en önemli olayı mıydı?
Sorun da bu ya zaten, onsuz olunmuyor, bu bir gerçek, yaşam boyu tüm çalışıp didinmeler, koşuşturmalar, sırasında hasta hasta işe gitmeler, kimi zaman acılarını içine gömerek çalışmak zorunda kalmalar, her şey, her şey onun için…
Elbette para da yaşamı devam ettirebilmek, ihtiyaçları karşılayıp ömrünü  insan gibi sürdürebilmek için.
Ancak bir yere kadar, esiri oldun mu, iş değişiyor.
Kişiliğini, insanlığını, duygularını, belki de her şeyini yitiriyor insan.
İşte aşağıda çok ama çok kötü bir örnek; elbette herkes böyle olacak, ya da oldu diye bir kural yok, ancak her şeyin aşırısı böyle bir yola sokabilir insanı, şu anki dünyada maddiyat çok önemli, biliyor ve yaşıyoruz ancak  onun dahi yetemediği  yerler var. Rahmetli Sakıp Sabancı buna en güzel örnek olmuştu. Hayattayken bir gün televizyon programında gözyaşlarını akıtarak: “Benim bir araba fabrikam var ama benden araba  isteyen bir oğlum yok” demişti. Biliyorsunuz onun oğlu var ancak yürüyemiyor. Bir baba olarak elbette servetinin yerine sağlıklı evlatları tercih ederdi. Günlük gazeteleri okurken rastladığım bir haber, hırsın ve maddi tutkuların insanları ne hale getirdiğini düşündürdü bana ister istemez. Gelin birlikte tanık olalım:
“Adana'nın Kozan ilçesinde Ahmet G.(50) ağabeyleri Halil G.(52) ve Mehmet G.(58) ile miras yüzünden tartıştı. Tartışmanın alevlenmesi  üzerine Ahmet G, eline geçirdiği satırla ağabeyi Halil G.'ye saldırıp, sol kulağı ile sağ bacağını kesti. Kendisine müdahale etmek isteyen Mehmet G.'ye de av tüfeğiyle ateş eden Ahmet G., ardından yerde can çekişen küçük ağabeyi Halil'e  ateş etti. İki ağabey hayatını kaybederken, Jandarma, kaçan katil zanlısı Ahmet G.'yi yakalamak için çalışma başlattı.”
**
Gece yirmidörtten sonra yayına konan gerilim filmleri bu olayın yanında masum kalı-yor…. Satırla doğranan kulaklar, bacaklar,
Av tüfeğiyle vurgun, ölmedi mi, bir daha…
Bir kimsenin hasmına yapamayacağını, kardeş kardeşe yapıyor .
Sahi, maddiyat insanı bu kadar delirtip, bu hale sokabilir mi?
Birlikte büyümüşsün, aynı kaptan yemek yemişsin, belki beraber aç kalmışsın, acı tatlı neler neler paylaşmışsın…
En kızdığınız insanları gözünüzün önüne getirin, çok çok da bir iki acı dolu söz söylersiniz, içinizi boşaltırsınız.
Değil satır, kurşun, elini kaldırmayı bile içinden geçirmez normal bir insan. Ancak ne yazık ki böyle şeyler de olabiliyor dünyada.
Para, mal, mülk için üstelik.
Hem de kendi kanına, kendi canına.
Kimin haklı, kimin haksız olduğunun bir önemi yok bu miras davasında.
Ayrıca kazananı da yok.
İki ceset bir katil,
Ve belki de sahipsiz kalan bir tarla…
Buyur, bozdur bozdur harca.
**
Ve işte, para için işlenen bir insanlık suçu daha, belki de yüz-yılın ayıbı: “İzmir'de bir süredir çalışmalarını Yenişehir semtinde yoğunlaştıran Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Büro Amirliği Ekipleri, uyuşturucu satışı yapan kişileri takibe aldı. Uyuşturucu sattığı belirlenen Ü.Y. ile eşi B.Y.'nin evine baskın yapan ekipler, esrarın gizlendiği yeri görünce büyük şok yaşadı. Evdeki aramalar sırasında bir kilo sekizyüz gram esrar ile meşe olarak adlandırılan birer içimlik yüzon paket uyuşturucu ele geçirildi. Çiftin esrarı, çocuklarının okul çantasında gizleyerek kamufle ettikleri ve bu şekilde taşıyarak sevkiyatını yaptıkları ortaya çıktı. Polisteki sorgularında iki şüpheli, uyuşturucuyu girdikleri bir başka evden çaldıklarını ileri sürdü. Uyuşturucu bulundurmaktan poliste kaydı olan Ü.Y. ve eşi B.Y., işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.”
Haberin altındaki fotoğrafta, masum okul çantaları içinde uyuşturucu balyaları…
Bu balyaları çocuklarının çantalarına dolduran ise kendi anne ve babaları.
Çocuklarını uyuşturuculardan uzak tutmak için çabalamaları gereken, onlara bunların zararlarını anlatmakla yükümlü olan, gerekirse çocuklarını çaktırmadan gözetim altına almak durumunda olan kendi annesi ve babası.
Bu aile ne yapıyor, muhtemelen bu çocuklara uyuşturucu kuryeliği yaptırıyor.
Girdikleri evden çalmışlar…
Hangi hırsız, girdiği evden uyuşturucu çalar?
İnsan kendi çocuklarını böyle bir şey için kullanır mı?
Muhtemelen verdikleri ifadelerde:
“Hayat şartları, geçinemedik, mecburen bu işi yaptık” falan diyecekler.
Bu uyuşturucu işinin ve hele hele işin içine çocukları sokmanın hiç affedilir bir yanı yok.
Bu işin mazereti  de yok,
Pazarlarda limon satan öğretmenleri,
Mesleği mühendislik olan simitçileri, 
Taksicilik yapan emeklileri görüyoruz ve hayatın içinde hep yaşıyoruz.
Alın teri ile çalışmak utanılacak değil, aksine onur duyulacak bir davranıştır.
Utanılacak olan;
Yasadışı yollara sapıp, insanların emeğini sömürmek, kul hakkı yemek, okul kapılarında bekleyip, masum bebeleri kandırıp zehirlemek, para pul için can yakmak, maddiyat için insanlıktan çıkmak,
Yaz gitsin, saymakla bitmez.
**
“Para, para, para…
Zamanın gerçeği,
Gereği  yadsınamaz da,
Bu da bir gerçek,
Her kapıyı açar ama
Kilitleyemez…
Kararını bilmek gerek.”
Haftaya buluşmak üzere esen kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık