• 03 Mayıs 2016, Salı 8:55
SedefErol

Sedef Erol

ÖZLEDİM
 Ankara yolculuğum nedeniyle geçen hafta -bir defalığına- ara vermek zorunda kaldığım köşeme yeniden kavuşmanın mutluluğu içerisindeyim.
Olmadığım süreç zarfında paylaşmak istediklerim de birikti, bazı gündemler ve acı olaylar değişmese de yüz güldürenler de oldu, birer birer paylaşalım.
Kız kardeşimin ikametgahını değiştirmiş olması nedeniyle eski ziyaretgahım olan İstanbul, yerini Ankara'ya bıraktı. Her ikisinin de yeri başka, ancak benim için İstanbul'un yeri çok daha başka…
Daha önce de yazmıştım, okumak uğruna İlkokulu bitirince Giresun'dan ayrıldım, üniversiteyi bitirince döndüm. Ortaokul - lise yıllarım Ankara'da, üniversite yıllarım ise İstanbul'da geçti.
Bu yıllar ile ilgili ayrıntılara girmeyeceğim, daha önce detaylı anlatmıştım tekrar olmasın.
Ancak Ankara benim için evden ilk ayrılış, hasret, özlem, yalnızlık demekti. İlkokul sonrasıydı, çok çocuktum.
Üniversite için İstanbul'a taşındığımda ise artık yetişkin bir genç kızdım.
Bu yüzden, sanki şehrin bir suçu varmışçasına, uzun yıllar Ankara'ya gitmedim. Zaten işim de pek olmadı, okulum İstanbul'da, ailem Giresun'daydı.
Şimdi yolum yine sık sık Ankara'ya düşmekte.
Ancak zaman içerisinde büyüdüm, elbette olgunlaştım, olumsuz duygulardan arındım.
O zamanlar suçlu olan Ankara değil, benim çocuk yalnızlığımdı.
Bunu anladım.
Şimdi başkentimizi çok seviyor ve olumsuz duygularımdan arındığım için mutlu oluyorum.
x x 
Ankara olayını sonlamadan önce tekrar bir şey aktarmak istiyorum izin verirseniz.
“Çok şeyler anlatan tek bir şey…..”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Günü, Anıtkabir'i ziyaret etmek istedik. Ancak zamanımız akşamüstü saat 17.00 (beş) sıralarında müsait olabildi. Arabayla Anıtkabir civarına yaklaşıyoruz, kalabalığı size anlatamam, kilometrelerce öteden park edecek yer yok, düşünün akşamın beşi olmuş, o saatte o kalabalık, sabah saatlerinde nasıldı kimbilir.
Ancak kızkardeşimle ben çare yok, ineceğiz arabadan, Anıtkabir'e koşacağız, eniştem en sonunda:
-“Ben sizi burada bırakayım, siz gidin ben de nereyi bulursam parkedeyim, sizi arabada bekleyeyim” demek zorunda kaldı.
Biz indik, kalabalıkla birlikte Anıtkabir'in giriş kapılarından geçtik, çocuklar, büyükler, bebekler, bayraklar, o saatte insanlar hala akın akın geliyor.
Aileler çocuklarını, hatta bebeklerini getirmiş, Ata'larını tanısınlar diye…
Minicik bebeler ellerinde bayrak sallıyor, ben bir yandan cep telefonuyla resimlerini çekiyor, bir yandan gözyaşlarımı siliyorum.
Kapının önünde, Anıtkabir etrafında yurdun dört bir tarafından gelmiş otobüsler… 
Mozole'ye gireceğiz, kabrin içini ziyaret edeceğiz ancak ne mümkün, koskocaman avluda neredeyse birkaç kilometre uzunluğunda kuyruk var.
 Dışarılarda bir yerlerde, zor koşullar altında -trafik yüzünden- bizi bekleyen eniştemi düşünerek kuyruğa giremiyor ve çıkışa doğru yöneliyoruz.
Biz kapıya doğru ilerlerken akın akın insanlar Anıtkabir'e girmeye devam ediyor ve Atam'ın şu veciz sözleri kulaklarımda yankılanıyor:
“Türkiye Cumhuriyeti ilelebet Payidar kalacaktır!” 
x x 
Gelelim birlikte olmadığımız süreçte hafızamda iz bırakanlara…..
Yazılarımı okuyanlar bilir, ben koyu Galatasaraylıyım, ancak tüm maçları izlerim, futbolla ve sporla yakından ilgiliyim. Bir Trabzonspor - Fenerbahçe maçı izledik ki, maç sonu olayları, maçın Fenerbahçe lehine olan 4-0'lık galibiyetin önüne geçti.
 Kiminiz maçı izlemiş, kiminiz olayları sonradan duymuşsunuzdur, maç 87. dakikada hakemin darp edilmesiyle tatil edildi ve skor da 4-0 olarak sonradan tescil edildi.Fener'in şampiyon adaylarından birisi olması nedeniyle skor önemli olsa da, konumuz o değil.
Hiç bir kupa da bir insan canından önemli değil. Konu, kimilerinin kontrol edilemez öfkesi. 
Bu öfkenin, bazıları tarafından desteklenmesi. Ve aynı şehrin isminin sürekli bu tip olaylarda geçmesi…
Birkaç kendini bilmez çıkıyor, koskoca bir memleketi lekeliyor.
O zaman ayıklama işlemi yapacaksın, bunları buralara sokmayacaksın.
Oyundan alınan Fenerbahçeli futbolcuları alkışlayan Trabzonlu seyircinin suçu ne? 
İster istemez hepsi aynı kefeye konuyor….
x x 
Ya onyedi yaşındaki bir çocukta biriken o öfkeye ne demeli?
Ve “az bile yaptı” diyen yakınlarına? 
Bunların eline silah versen kimbilir ne yapacaklar… 
İyiki arama-tarama yapılıyor da daha kötüsü olmuyor.
x x
Ben bu yazıyı hazırlarken henüz ceza belirlenmemişti. 
Elbet Kulübe ceza gelecek.
Düşüncesiz, azgın seyircinin hatasının bedelini Trabzonspor ödeyecek. 
Ancak bunun başka şekli yok, aralarında çürük elmaları ayıklayacaklar.
Sporun ruhuna uygun şekilde davranmayı öğrenecekler… 
Başka yolu yok…
x x 
Bir tebrik ve teşekkür Galatasaray Erkek Basketbol takımına. Avrupa'nın ikinci büyük kupasını ülkemize getirerek hem bir ilke imza atılar, hem bizleri gururlandırdılar.
Bunu hep yapan bir takımın taraftarı olmak ne güzel bir duygu.
Bir tebrik ve teşekkür de tenisin yeni güneşi, altın kız Çağla'ya… 
O da bir ilki başararak şampiyon oldu ve dünyanın ilk yüz tenisçisi arasında yerini aldı.
Bizleri bir kez daha gururlandırdı…
x x
Bu hafta sizlere (Trabzon - Fener maçı hariç) güzellikleri aktarabildiğim için mutluyum. Ancak olumsuzlukların, acıların, gözyaşlarının da farkındayım. Güzel günlere mutlulukla ve umutla uyanmanız dileğiyle; 
Esen kalın, 
Hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık