• 28 Mart 2017, Salı 8:53
SedefErol

Sedef Erol

OLMASA İYİ DE…
 Son derece sevimsiz, ancak ne yazık ki sıkça görülen bir toplumsal sorunla başlayalım yazımıza…
Gazetelerde şöyle bir haber paylaşıldı:
“İzmir'de geçen Temmuz'da Yağmur Kaldıran'ı (9 yaşında) arkadaşının dedesi Tuncay Ç. (57) taciz etti. Tutuksuz yargılanan tacizcisini mahkemede göreceğini öğrenince korkan çocuk duruşmaya iki gün kala Kasım ayında öldü. Tuncay Ç., geçen ay tutuklandı. Adli Tıp raporu Yağmur'un kalp krizinden öldüğünü kesinleştirdi.
Geçtiğimiz günkü duruşmada torunu, Tunçay Ç. İçin:
-Dedem Yağmur'a dokunmadı. Dedem vurmadığında dokunmuyor” dedi.
Onbeş yıla kadar hapis istemiyle yargılanan sanık tahliye edildi. Dosya yeni rapor alınması için adli tıbba gönderildi.
Duruşma ertelendi….”

Şimdi bu olaydan ne çıkarabiliriz bir bakalım:
Tacize uğradığı iddia edilen çocuk korkudan kalp krizi geçirip ölüyor, sanık ise kendi torununun ifadesiyle tahliye ediliyor.
Buradan, mahkeme safhasının, sanığın tutuksuz yargılanması ile devam edeceği sonucunu çıkarabiliriz.
Yargılamayı da mahkeme yapacağına göre, bizim payımıza fikir yürütmek düşüyor.
Bu acı olayın kilit noktası şu cümle:
“Dedem vurmadığında dokunmuyor….”
Safça ve çocuk dürüstlüğüyle kurulan bu cümle aslında bir gerçeği yansıtıyor…
Dedenin şiddet eğilimini….
Gelelim ülkemizin “istismar” bilançosuna…
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41. maddesinde -Devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır- hükmüyle bir çerçeve çizmiştir. Türk Ceza Kanunu 77. maddesinde çocukların cinsel istismarını “insanlığa karşı işlenen suçlar” kapsamında değerlendirmiştir.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde:
- yüzde otuzunun 2-5 yaş arası
- yüzde kırkının 6-10 yaş arası
- yüzde otuzunun 11-17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Başka bir deyişle, olayların yüzde yetmişi küçük yaş grubunu kapsamaktadır.
İstismarcıların yüzde 96'sı erkek, yüzde 80'i de çocuğun tanıdığı birisidir.

Yukarıda bahsettiğim olay, bir anlamda bu verileri desteklemekte.
….
Yağmur Kaldıran, artık aramızda değil.
Ailesi, çocuğun yaşadıklarının korkusuyla, sanıkla yüzleşmek istemediği için mahkemeden iki gün önce hayatını kaybettiğini savunuyor.
Elbette kararı yargı verecek.
Değişmeyen tek gerçek ise dünyada ve ülkemizde çocuk istismarlarının devam ediyor oluşu…
Önlemenin ya da en azından azaltmanın yolu caydırıcı cezalardan geçiyor olsa gerek.
Bu da benim naçizane görüşüm diyerek konuyu değiştirelim…
Şaka gibi bir olay sıradaki:
“Akıl almaz olay yaklaşık bir ay önce İstanbul Üsküdar'da meydana geldi.
İddiaya göre Aysel Karahan evinin bahçesinde bir poşette bulduğu uyuşturucu madde olan “bonzai”yi kekik sandı. Karahan uyuşturucuyu misafirlerine hazırladığı ızgaralık ete karıştırdı. Mangal yakıldı, eti yiyen on kişi zehirlenerek hastaneye kaldırıldı. Dokuz kişi taburcu oldu ancak tedavi altına alınanlardan Karahan'ın eniştesi Bayram Altan (55) geçen hafta hayatını kaybetti.
Olayın ortaya çıkmasının ardından polis çalışma başlattı.
Polis ekipleri şimdi bahçeye uyuşturucu atanları arıyor….”
….
İnsanın inanası gelmiyor değil mi?
Bir ev kadınının, kekikle bonzai'yi karıştırması…
Bonzai'yi tanımasa bile, (ki normal bir insan zaten neye benzediğini bile bilmez) kekiği -en azından kokusundan- ayırt edebilmesi gerek.
“Hayatta neler oluyor” cümlesinin tam karşılığı bir olay.
Bu olaydan hareketle, Türkiye'de bonzai kullanımına bir göz atalım:
Merve Ağdağlı'nın hazırladığı bireysel projede şu noktalara dikkat çekiliyor:
“Son yıllarda dünya üzerinde yaygınlaşan Bonzai, esrara benzer etkilere sahip olmakla beraber içine zehir katılarak ölümcül bir nedene sebep oluyor. Sentetik bir psikoaktif madde olan Bonzai’nin, Türkiye'ye gelmeden önce hiçbir ölüme neden olmadığını söyleyen Uğur Okur, -Türkiye'de farklı maddelerle karıştırılarak zehir haline getiriliyor ve sonucunda birçok ölüme neden oluyor- tespitinde bulunuyor.
Türkiye'de birçok bakanlık ve kurum uyuşturucu kullanımını önlemeye yönelik çalışmalar yapıyor. Yine aynı araştırmacının yaptığı anket sonucuna göre Türkiye'de en çok kullanılan uyuşturucu madde yüzde 42.9 ile esrar ve Bonzai….”

Artık okul kapılarında satıldığı söylenen uyuşturucu ve özellikle bonzai denen maddenin kısa bir özetini geçtik diyelim, zira çok derin ve ayrıntılı bir konu olduğundan onun için özel bir bölüm açmak gerekiyor.
Dikkat edilmesi gereken, uyuşturucu kullanımı ve satışına karşı savaşı yalnızca ilgili kurumlardan beklemeyip, ailelerin de bu konuda yapması gerekenler olduğu gerçeğini kabullenmek…
Bunun yolu da ilgi, özen ve sevgiden geçiyor.
Zira uyuşturucu batağına en çok ilgisiz, sevgisiz ve dışlanmış çocuklar saplanıyor…
x x
Son konumuz gülümsetsin:
“Avustralya'nın Innisfail kentinde yaşayan Lee De Paauw (18), hoşlandığı İngiliz turist Sophie Patterson'ı (18) etkilemek için timsah dolu nehrine atladı.
De Paauw, nehirde timsahlar tarafından metrelerce sürüklendi. Timsahın gözlerine yumruk atarak kurtulan genç boğuşma sırasında kolundan ağır yaralandı.
Genç kız ise De Paauw'un hareketinden etkilenmediğini belirtti….”
….
Aşk, cesaret ve hayal kırıklığı…
İşte, bu olayın özeti.
Gönül ferman tanımıyor da,
Zorla da güzellik olmuyor…
Timsahlara rağmen…
x x
Bu haftalık benden bu kadar sevgili okurlar.
Yeni konularda buluşuncaya dek Şimdilik;
Esen kalın
Mutlu kalın
Hoşça kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık