• 25 Ekim 2016, Salı 8:54
SedefErol

Sedef Erol

OLMADI….
 Her hafta yeni olaylar, yeni konular, bir takım toplumsal sorunlarla hitap ediyorum sizlere.
Birçoğunu okumuş, basından duymuş oluyorsunuz.
Ancak çoğu, günlük işlerin arasında, hafızalarda yitip gidiyor…
Amaç hafızaları tazelemek; iyi ve kötüyü ayırdedip, içimizdeki “insan”ı dışarı çıkarabilmek.
Zira buna şiddetle gerek var.
***
Bu cümlelerin nedeni, Haseki Hastanesi'nde görevli bir hemşire.
Üstelik yoğun bakım hemşiresi.
Gazetelerde sütun sütun yer almasının nedeni ise, kutsal mesleğine ve insanlığa yaptığı büyük saygısızlık….
Habere göre konu şöyle:
“İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli olan E.G. adlı hemşirenin, sosyal medya hesabından yayınladığı fotoğraflar büyük tepki çekti. İki yıldır bu hastanede görev yaptığı belirtilen hemşire, yoğun bakımda yatan bir hastanın yatağı önünde selfie “özçekim” çekerek;
-Şu an evimdeyim, arkadaki de çok pahalıya aldığım tablo. 04.20 kafası mesajıyla paylaştı.
E.G. ayrıca fotoğrafa:
-Ölmeye ramak kalanlardan bir minicik tablo…
notunu da düştü. Fotoğrafı yirmisekiz kişinin beğenmiş olması da dikkat çekti.
Bu paylaşım sosyal medyada büyük tepki çekince genç hemşirenin daha önce de benzer paylaşımlar yaptığı fark edildi. Yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapan E.G.'nin görev yerinin değiştiği belirtildi.
Başhekim ise, paylaşımla ilgili E.G. hakkında gerekli işlemlerin yapılacağını belirtti. Ve şunları söyledi:
-Böyle bir durumla karşı karşıya kalmaktan üzüntülüyüz. İlgili çalışanımız hakkında adli ve idari soruşturma açıldı. Konunun hassasiyetinin farkındayız. Soruşturmanın neticesini ayrıca paylaşacağız….
dedi.
***
İnsan düşündükçe bu olayı mantığına sığdıramıyor.
Ölüm-kalım savaşı veren hastaları, bir tabloya fon malzemesi yapan ressamlar gibi “selfie” olayına dahil etmek…
Bunu yapan kim= En kutsal mesleklerden birini icra eden bir hemşire.
Demek ki can çekişen hastalar, bu hanım için konu mankeni.
Hani insan bürosunda, işyerinde arkadaşlarıyla resim çektirir ya, bu zat da olayı bununla karıştırdı sanırım.
Ancak burada ne gülünecek, ne de eğlenilecek bir durum var.
Üstelik hayat bu, belli olmaz hepimiz için de, bu vatandaş için de bir gün bir hastanenin yoğun bakımında yatma-yaşam savaşı verme ihtimali var…
O zaman da selfie çeken bir başka görevliye gülerek poz mu verecek?
***
Birçok hemşire arkadaşım, tanıdığım, yakınım var.
Görevlerini nasıl canla-başla yaptıklarını, ne büyük fedakarlıklarla çalıştıklarını iyi biliyorum.
Bu nedenle E.G.'nin yaptığı bu büyük saygısızlığın, meslektaşlarını karalayamayacağını da biliyorum.
Ancak bu bir insanlık ayıbıdır.
Üstelik paylaştığı selfie'nin altına “ölmeye ramak kalanlardan bir minicik tablo” notunu düşmesini yorumlamaya ise kelime bilgim yetersiz kalıyor.
Bir de söyler misiniz nedir bu selfie olayı, zırt-pırt orada burada kendini çekmek falan?
Bu uğurda köprüden düşen, balkondan düşen, kazaya neden olan…. Bir sürü örnek, devamlı okuyoruz, duyuyoruz.
Enerjilerimizi, sürekli kendimizi görüntülemekten daha olumlu şeylere harcayamaz mıyız?
İnsanlık adına yapılan bu yanlıştan gerekli derslerin çıkarılabilmesi dileğiyle konuyu burada sonlan-dırıyorum.
Yorum bizden, gerekli derslerin çıkarılması ve işlemlerin yapılması ise E.G. ve görevlilerden….
***
Başka bir konu aktaracağım.
Okuyun ve lütfen üzerinde düşünün…
Geçtiğimiz haftanın önemli bir haberini, aktarıyorum:
(Danıştay'dan Madımak kararı)
Otuzüç aydın ve sanatçı, iki otel görevlisi ve olaylara karışan iki kişinin öldüğü 2 Temmuz 1993 Sivas katliamında yanarak hayatını kaybeden Gülsün Karababa'nın ailesinin açtığı davanın dosyasına göre, katliamın yaşandığı Madımak Oteli, Sivas Valiliği'nce Bilim ve Kültür Merkezi'ne dönüştürüldü. Merkezin girişine olaylardan hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazıldığı bir köşe hazırlandı. Bunlar arasında olayların faillerinden ikisinin ismi de yer aldı. Otelde yanarak hayatını kaybedenlerden Karababa'nın ailesi, faillerin isimlerinin bulunduğu yerden kızlarının çıkarılmasını istedi. Sivas Valiliği, ailenin bu talebini kabul etmedi. Bunun üzerine Gülsün Karababa'nın kardeşi Hüseyin Karababa, valiliğin kararının iptali için Sivas İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Hüseyin Karababa, dava dilekçesinde özetle şöyle dedi:
-Davalı idare, katledilenlerin isimlerinin yanına otel dışında saldırıyı yapan grubun bulunduğu yerde kurşunla ölen iki şahsın adını da yazmıştır. Bu iki şahsın katliamın mağduru olmadığı, aksine faillerinden oldukları açıktır. İki şahsın isimlerinin kardeşimin isminin yanına yazılması, bu iki kişiyi aklama girişimi olarak da değerlendirilebilecek  nitelikte olup suçtur hem de katledilenlere ve yakınlarına karşı hakaret niteliğindedir…
…..
Sivas İdare Mahkemesi, Sivas Valiliği'nin, Gülsün Karababa'nın isminin söz konusu köşeden çıkarılmama işleminin “hukuka aykırı olmadığına” karar verdi.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Danıştay Onyedinci Dairesi'ne geldi. Danıştay oy çokluğuyla Sivas İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasına hükmetti…
Bu haberin başlığı ise şöyle:
Yanan ile yakan aynı yerde olmaz!
…..
Bu haberi önemsedim.
Önce adalet, sonra insanlık adına…
Düşünün, sanırım bana hak vereceksiniz.
***
Sevgili okurlar;
Fokur fokur kaynayan coğrafyamızda ve gündemi sürekli değişen Türkiye'mizde okuyacak, yazacak çok şey var.
İzliyoruz, görüyoruz, yaşıyoruz…
Ben kendime konu olarak hep toplumsal olayları seçtim, insanı ele aldım. Zira huzurlu bir toplumun yolu, düzgün, eğitimli, birbirine saygılı, insani değerlerini yitirmemiş bireylerden geçmekte. Huzur en büyük dileğimiz;
Saygılı, düzgün, iyi bir insan olarak yaşamak ise ödevimizdir.
Yer ki değerlerimize sahip çıkabilelim…
***
Haftaya yeni konularda buluşuncaya dek;
Esen kalın, hoşça kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık