• 01 Ocak 2013, Salı 10:59
SedefErol

Sedef Erol

NE İSTERSEN DİLE
 Yeni bir yılda hepinize merhaba…
Bu yıldan güzellikler, sağlık, mutluluk, bol para ne istiyorsak, ne bekliyorsak hepsini diledik. Nasılsa istemenin, dilemenin sonu yok, kota yok, engel, kısıtlama yok. Her yeni yıl yeni umutlar, yeni beklentiler demek. Ömrümüzden bir yıl daha geçip eskime hanesine bir çentik daha atılmış olsa da, yeni yılı böyle mutluluk içinde kutlarız işte. Belki de sağ salim yeni bir  yıla ulaşmanın coşkusundandır kimbilir.
İşin bir başka yönü de, yeni yıl kutlamalarının karşısında olan görüşler.
İşin dini boyutu kullanılarak, yeni yılın dinimizde yeri olmadığı, kutlanmasının geleneklerimize aykırı olduğu savunuluyor bazı kesimlerce.
İyi de, yeni yıl tabanca zoruyla kutlanmıyor ki kardeşim. Sen istemiyorsan git erkenden yat uyu, başkası saat on ikiyi beklesin, yakınlarıyla, sevdikleriyle kutlasın, kimisi gitsin eğlensin, yeter ki alkolün dozunu fazla kaçırıp, kaza yapıp başkalarına zarar vermesin.
Zaten bu yeni yılda, yılbaşında değil, her zaman için dikkat edilmesi gereken bir konu. 
Başkalarına akıl öğretmeye   çalışmak, kendi fikirlerini dayatmak, tek doğrunun kendi doğrusu olduğunu düşünmek ve empati yapamamak yanlışların en büyüğü olsa gerek.
Herkes nasıl davranacağını bilir, bir başkasına zarar vermediği ve kanunlar çerçevesi içinde kaldığı sürece de istediği gibi yaşama hakkına sahiptir.
Kimsenin kimseye bir şey empoze etmeye, dayatmaya hakkı da  yok, yetkisi de.
Sonuç olarak hepinize mutluluk, sağlık, bol para, sevgi ve kardeşlik dolu bir yeni yıl diliyorum.
Kutlayana da, kutlamayana da, zira önemli olan birbirini sevebilmek ve hoşgörülü olabilmek.
**
Gelelim Fenerbahçeli Meireles'e.
Cezasını aldı, konu kapandı dedik ama konu ne yazık ki uzadı.
Üstelik bu konuyu bizzat Futbol Federasyonu uzattı.
Yaptığı meşhur hay hareketi ve hakeme tükürme olayı sonrası Meireles oniki maç men cezası almıştı, hakemin raporuna istinaden, bunu hepiniz biliyorsunuz.
Şimdi güya Federasyon görüntüleri çok yönlü incelemiş, tükürme diye bir olay yokmuş.
Sanki Meireles'in her hareketi o karelerde görünecekmiş gibi.
Bu görüntüler, bu futbolcu için özel mi çekilmişti, onun hayatının tanıtım filmi miydi ki her hareketi görünsün?
Ayrıca arkasının dönük olduğu pozisyonda pekala bunu yapmış olabilir.
İşin bir başka tarafı, federasyon “tükürme olayı yok” diyerek, tükürme olayını rapor eden kendi hakemini yalancı çıkarıyor.
O zaman hakemin bunun kasıtlı yazmış olduğunu ima etmiş oluyor, bu da işin en feci tarafı. Bundan sonra futbolcu takımını artık hiç kimse tutamaz.
Bir başka konu ise gay hareketine (yani o çirkin el hareketi) dört maç ceza, tükürüğe ise sekiz maç ceza takdir edilmiş olması. Tükürük yok denip ceza dört maça indiriliyor. Bence yine çifte standart uygulandı, her iki hareketin de benim görüşüme göre çirkinlik derecesi aynı.
Bu konudaki son görüşüm: Futbolcu Meireles, bu hareketi yalnızca Halis Özkahya'ya değil, adeta herkese yapmış gibi oldu, zira onu milyonlar seyretti.
Şimdi ben Galatasaraylı olduğum için bunları yazıyorum diye düşüneceksiniz ama hiç öyle değil aslında.
Engin Baytar onbir maç ceza aldı, tek kelime etmedim. Hak eden cezasını çeksin. Burada bu çirkin hareketler oldu, ceza belirlendi, sonra üçte bire indi.
Ceza indirimi konusunda yapılan açıklamalar da inandırıcı olmadı.
Üstelik bütün kulüpler birbirine girdi, maçın hakemi de yalancı durumuna düştü.
Bana göre Federasyon kendi hakemini yalancı konumuna soktu, futbolcu camiasının gözünde hakemlik müessesini zora koydu.
Bu, benim görüşüm.
Bir Meireles için bu kargaşaya değdi mi?
Yalnızca o hareket için bile ben o futbolcuyu bir daha takımıma sokmazdım.
Bu lafım da Fener'e.
Meireles, bu hareketi yapmadım dese ya…
Konu, takımlar arası rekabete dönüştü, yapılan çirkinlik, centilmenlik dışı hareket önemini kaybetti. Fenerbahçe kazandı, Türk futbolu kaybetti. Fenerli okurlarım darılmasın, benim yorumum böyle.
**
Ve yeni yılın son konusu internet tuzakları.
Bilgisayar, internet çok güzel bir şey, dünya ayaklarınıza geliyor, tabi yerinde kullanılırsa.
Doğru kullanılmadığı durumlarda ise yaşanan felaketleri hepimiz basından izliyoruz. Hele gençler, tecrübesizler, yeni yetişmekte olan taze beyinler için inanılmaz tuzaklar kuruluyor.
Öyle akıl almaz şeylerin döndüğü oluyor ki, çoğu anne-babanın çocuklarının elinin altındaki bu saatli bombadan haberi bile olmuyor.
Bu uzay çağında gençleri internet ortamından uzak tutmanın anlamı da, gereği de yok elbette, herhalde mantıklı olanı,sakıncalı taraflarını beyinlere iyice yerleştirebilmek, gençlerin bilgisayarın tuzaklarına düşmeden, nimetlerinden yararlanmalarını sağlayabilmek. Bana bu satırları yazdıran, Afyon'da yaşanan bir olay.
Sosyal paylaşım sitesi Facebook. Konunun kahramanları bir ortaokul öğrencisi genç kız, bir kötü niyetli delikanlı ve bir de üçüncü şahıs, bir kameraman.
 Olanları tahmin etmişsinizdir, tanışma sonrası yaşananlar, çirkin görüntüler, şantaj olayları ve arkası çorap söküğü gibi geliyor…
Facebook tuzağına düşerek sıkıntılı günler geçiren genç kızın için olduğu durumu tahmin edebilirsiniz.
Şantajcı ve kameraman ise şu an hapisteler.
Artık ne kadar ceza alırlar bilemem.
Facebook tuzağına düşen mağdurların kaçta kaçı bunu açıklayabilir onu da bilemem.
Genç kızları, yalnız insanları kandırarak onların durumlarından kalleşçe yararlanan alçakların ne kadarı yakalanıp adalet önüne çıkarılır işte onu hiç bilemem.
Yıllardır birbirlerini görmeyen, birbirlerine ulaşamayanları buluşturup, birbirinden haberdar etmek gibi bir misyon üstlenen sosyal paylaşım sitelerini hayatımızdan çıkarmak gibi bir durum söz konusu olamayacağına göre, geriye tek bir yol kalıyor, bir şekilde kötü amaçlar için kullanılmasına engel olmak.
Bunun yolu da bilinçli kullanıcılardan geçiyor olmalı…
Haftaya buluşmak üzere…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık