• 26 Haziran 2018, Salı 9:20
SedefErol

Sedef Erol

“MAL”dan “CAN”a…
 Bayram geçti, seçim atmosferi sona erdi, hayat devam ediyor.
Diyorum da, ben bu satırları kaleme seçim öncesinde alıyorum.
Umarım sonuç canım ülkem için hayırlı olur.
x x
Biz güncel olaylara dönelim.
Bu haftanın konusu selfie (yani özçekim) merakı.
Daha önce de milletçe bu selfie takıntımızı yazmış, insanların bu merak yüzünden bazen ne durumlara düştüklerini belirtmiştim.
Ancak selfie olayı bitmiyor, bir türlü sonu gelmiyor. Çoğumuzun basında okuduğu bir olay bakın nasıl meydana geliyor:
“Muğla'nın Fethiye ilçesi korkunç bir kazaya sahne oldu. Ölüdeniz'e tatile giden Semra Aysal, Kelebekler Vadisi'ni izlemek için Faralya Mahallesi'ndeki kayalık alana gitti.
Karayolundan 15 metre aşağıya inen 32 yaşındaki Aysal, daha sonra da tek başına poz vermek istedi.
Eşine poz verdiği sırada dengesini kaybeden Aysal, yaklaşık 300 metre yükseklikteki kayalıklardan düştü.
Talihsiz kadının cansız bedeni kayalıklara takılınca bölgeye kurtarma ekipleri sevk edildi.
Aysal'ın cesedi 8 saatlik bir çalışma sonrası çıkarıldı….”
Evet, olay selfie sırasında poz verirken değil, eşi çekerken olmuş ancak bu talihsizlik selfie sırasında da yaşanabilirdi.
Birçok insan çektiği fotoğrafa kendisini de koyabilmek için tehlikeleri göze alıyor, önüne, arkasına bakmadan akıllı telefonlara kitleniyor.
Damdan düşen mi istersiniz, araba altında kalan mı, direğe toslayan, uçurumdan düşen, ne ararsan var. Yani insan kendini çekecek de ne olacak?
Bu satırlar için selfie meraklıları da bana kızacak ama bakın neler neler olabiliyor.
Eskiden selfie mi vardı diyor ve bu konuyu değiştiriyorum.
Bu, daha da hassas bir konu.
Hayvan işkencecileri….yaz, yaz bitmez.
Geçtiğimiz hafta ayakları kesilen zavallı hayvancağızın haberin okumuş, görüntülerini görmüşsünüzdür.
Ben okumadım, dinlemedim, sayfayı çevirdim, kulağımı gözlerimi kapattım.
Zira bu görüntüler beni o kadar etkiliyor ki, geceleri uyuyamıyorum.
Ancak evdekiler “kesik bacaklı” zavallıcığı birbirlerine anlatırken istemeden haberdar oldum. Ancak gözü, kulağı kapatmak çare değil, gerçeklerin üstü örtülemiyor.
Hayvan işkencecilerinin DNA'larında bozukluk olduğunu düşünüyorum, zira normal bir insanın yapacağı davranış değil.
Ben ara ara bu konuyu ele alsam da, sürekli böyle haberler çıkmaya devam ediyor.
Her gün yazsak, her gün bir işkence olayı var yani.
Son bir örnek, sırtından bıçaklanan yavru köpekçik.
“Tekirdağ Marmara Ereğli'sinde sırtından bıçaklanmış yavru köpek bulundu. Akılalmaz vahşetin mağduru olan yavruyu bulanlar belediyeye haber verdi.
Veterinere götürülen köpeğin sırtına 22 dikiş atıldı. Köpek, korumaya alındı….”
Resimde, köpeğin sırtı ortadan ikiye ayrılmış olarak görünüyor.
Kim bir yavru köpeği eli varır da bıçaklar ki?
Biz hangi ara böyle insanlar olduk bilemiyorum.
Elbette hayvan işkencecilerinden bahsediyorum, giderek sayıları artan bu insan müsveddelerinden…
Öyle ki, aynı gün basında iki ayrı işkence örneği yer alabiliyor.
Bakın diğerine;
“Bir hayvana şiddet haberi de Kocaeli'den geldi.
İddiaya göre F.D., evinde beslediği tavuklara saldıran köpeği tüfekle vurdu.
Yolda kanlar içinde kalan köpeği gören Öztekin Çelikhas, hayvanı veterinere yetiştirmek için aracına aldı, ancak köpek yolda öldü.
F.D. ise gözaltına alındı….”
Köpeği vuran da bir insan, kurtarmaya çalışan da…
Bu nasıl olabiliyor bilemiyorum.
Hayvan haklarını savunmak adına ülkemizde çeşitli koruma dernekleri olsa da iş, bireyde bitiyor.
Birkaç spontane örnek, bir kaç tutuklama ne yazık ki bu vahşeti önlemeye yetmiyor.
Hayvanların da bizim gibi canlılar olduğu gerçeği beyinlere girmedikçe daha çok yazılar yazarız.
Yapılan yeni çalışmalar sonucu, sonuna gelinen taslağın yasalaşmasıyla sahipli ya da sahipsiz olduğuna bakılmaksızın, hayvanlara acımasızca, zalimce muamelede bulunanlar ve eziyet edenler ile hayvanları öldürenlere 4 aydan 4 yıla kadar cezası verilecek.
Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren kişi ise 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 500 günden 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak.
Söz konusu suçların birden fazla hayvana karşı işlenmesi durumunda ceza yarı oranda artırılacak.
Hayvanları birbirlerine zarar verecek şekilde dövüştürenlere de 2 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanacak.
En önemlisi de;
Hayvanlara yönelik fiiller, Türk Ceza Kanunu'nun 151.maddesinde yeralan “mala zarar verme” başlığı altındaki düzenlemelerin kapsamından çıkarılacak. Yeni düzenlemeyle “mal” kapsamından çıkarılacak hayvanlar “Can” olarak görülecek…
….
Bu gelişmeler önemli, ancak daha da önemlisi nesilleri böyle yetiştirebilmek, bu sevimli “can”ların da canı olduğunu beyinlere kazıyabilmek…
….
Sevgili okurlar, haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle şimdilik,
Esen kalın, hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık