• 04 Temmuz 2017, Salı 9:13
SedefErol

Sedef Erol

MAGANDA 1 MAGANDA 2
 Nice bayramlara sağlık, mutluluk ve huzur içinde ulaşmanız dileğiyle satırlarıma başlayayım.
Haftalarca sizlere Kıbrıs'ı anlattım, seyahat süresince derlediğim bilgileri aktardım.
Aslında en çok gezi yazıları yazmayı seviyorum.
Nedeni de günlük çevreden biraz uzaklaşmak, farklı yaşamları ve kültürleri irdelemek, sizler için not alırken bilgi dağarcığımı da genişletmek…
Gezi sırasında sürekli not almaktan etrafın tadını fazla çıkaramasam da, farklılıkları fark ettirebilmek adına iyi bir şey yaptığımı düşünerek mutlu oluyorum. Ancak gün geliyor, gezi de, gezi yazısı da sona eriyor.
Gerçeklerle başbaşa kaldığımız bu zamanlarda da toplumsal olaylara dönüş yapıyoruz.
Ve de olumsuzluklara…
Örneğin üzerinde çok hassasiyetle durduğum ancak çok geçmeden bir benzerine rastladığım aşağıdaki haber gibi:
“Muğla Köyceğiz'de önceki gün Mesut Bilgiç, köpeğini otomobilin arkasına iple bağladı.
Kırk derece sıcakta koşmaktan yorulan hayvan bayılarak sürüklendi.
Vücudunda yanıklar oluşan köpeği hayvanseverler kurtardı. Mesut Bilgiç gözaltına alındı, üçyüz lira para cezası kesilen vicdansız serbest bırakıldı.”
Tam bir güçlünün güçsüze eziyeti durumu.
Bu insan için ne yazacağımı bilmiyorum.
Arabasına kıyıp köpeği bindirmiyor, ancak köpeğine kıyabiliyor.
Oysa o dost canlısı hayvan, sahibi bir tehlikeyle karşılaştığında kendini feda etmekten kaçınmayacaktır, eminim.
Ne düşünüyorum biliyor musunuz, keşke araba kullanmak için ehliyet gerektiği gibi, hayvan barındırmak için de ehliyet zorunluluğu olsa.
Ve İnsanoğlu önce insanlık sınavından geçtikten sonra bu ehliyete sahip olabilse.
Şimdi bu köpekçik sahipli olmayıp kendi başına yaşıyor olsa elbette kendini kızgın güneşte yerlerde sürüklemeyecek.
Ve, bedeli üçyüz lira.
Üçyüz lira verip kurtulan şahıs serbest kaldı.
Köpeği de umarım hayvan barınağına alıp tedavi etmişlerdir.
Ancak asıl konu şu:
Bu sevgisizlik ve düşüncesizlik nasıl olabiliyor?
Bir canlı bir diğer canlıya nasıl işkence edebiliyor?
Yanıtı olmayan bir soru…
x x
Gelelim iki magandadan birincisine:
“Erzurum'da Murat Akçay (27 yaşında) dördüncü kattaki evinin penceresinden havalı tüfeğiyle ateş edip Sümeyye Boz (4) ile İkra Kaya (6)yı vurmuştu.
İki çocuk ölümden dönmüş, Murat Akçay serbest bırakılmıştı.
Mahalleli “çocuklar ölebilirdi” diye isyan etmişti.
Bunun üzerine zanlı, öldürmeye teşebbüsten tutuklandı.
Avukatı karara tepki gösterip, ailenin mağdurlara maddi yardımda bulunacağını söyledi.
Zanlının anne ve babasının Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Profesör oldukları, kendisinin ise kimya fakültesi mezunu olduğu öğrenildi.
Tutuklanan Murat Akçay ifadesinde “iftar saati canım sıkıldı, ateş edesim geldi. Kola şişesine nişan aldım” dedi.
Avukatı ise: “Çocuklar ölmedi, karar vicdan yaralayıcı” diye savunma yaptı”

Kararı siz verin, bir evde neden pompalı tüfek olur, canı sıkılan sağa sola ateş açma hakkını nasıl kendinde görür ve sonra serbest kalır bilmiyorum.
“Kola şişesine nişan aldım” mazereti ayrı bir komedi.
O zaman kola şilesini vursaydın kardeşim (o da abes ya, neyse) çocukları telef edeceğine.
Düşünüyorum da, mesleki bir nedeni olmadan silah taşıyan, sağa sola ateş saçanların mutlaka aksayan bir tarafları olmalı.
Ateşli silahların oyuncak olmadığını bilmeyen bu insanlara bu silahları edinme hakkı verilmemeli.
Her canı sıkılan kola şişesine ateş açmaya kalksa sokakta adam kalmayacak demek ki.
İşin diğer boyutu, ailenin mağdurlara maddi yardımda bulunacağı vaadi.
Anlayacağınız, sonuç tamamen duygusal !

Bu olay nasıl sonuçlanır, ceza ne olur bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, canı sıkılan kıt akıllı bazılarının toplumda tehdit oluşturduğu…
Şekilde görüldüğü gibi.
….
Gelelim diğer magandaya:
“İstanbul'da üniversiteli Melisa Sağlam (21), “şort giydi” diye minibüste Ercan Kızılateş (31) adlı şehir magandasının saldırısına uğramıştı.
Gözaltına alınıp bırakılan ve tepkiler üzerine tutuklanan Ercan Kızılateş:
-Kıyafetinden tahrik oldum
demişti.
Ercan Kızılateş ve kız kardeşi, kendilerine hakaret ettiği iddiasıyla Melisa'dan şikayetçi olmuş, Melisa ifade vermişti.
Saldırganın babası Halil Kızılateş de oğlunu savundu.
Pendik Belediyesi'nden emekli olan baba, bir TV kanalına yaptığı açıklamada şöyle dedi:
- O gün oğlum oruçluymuş. Çok iyi niyetli biridir. Mahallede herkes sever. Dolmuşta kadın küfür edince o da elinin tersiyle vurmuş. Ama o kız da gitmiş kısacık şort giymiş. Onun annesi babası yok mu? öyle giyinmesini doğru bulmuyorum…”

Neresinden tutayım bu haberin bilmiyorum.
İşi getirip oruca da bağladılar ya, o kadar olur.
Ramazan ayında bu ülkede milyonlarca insan oruç tutuyor da, gazetelere böyle haber olmuyor.
Herkesin inancı da, ibadeti de kendinedir.
Önce kendini sağlam tutacak, sağa sola dalmayacaksın.
Babanın açıklamasını okudunuz.
Armut dibine düşer misali bu ebeveynden bu evlat yetişiyor demek ki.
Başkalarına ve başkalarının haklarına saygıyı öğrenemediğimiz sürece daha çok yazılar yazarız.
Oysa ki dinimizde aslolan hoşgörü, sevgi ve saygıdır.
Bundan haberdar olmayanlar olsa bile…
Sevgili okurlar bugünlük bu kadar.
Haftaya değişik konularda buluşuncaya dek,
Esen kalın, hoşça kalın….



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık