• 20 Mayıs 2014, Salı 9:12
SedefErol

Sedef Erol

KARA ELMAS, KARA VİCDAN
 Konumuz: Soma. Acıyla yoğrulduğumuz bu günlerde anmamak, yazmamak elbette olmaz.
Öyle bir felaket ki;ölenin de, kalanın da, çıkarılanın da, çıkarılmayanın da sayısı belli değil.
Bu bir felaket mi, kaza mı, bile bile lades mi,
O hiç belli değil…
Kararı uzmanlar, biraz da vicdanlar verecek.
Ancak, sonuç değişmeyecek…
**
Fransa'daki kömür ocaklarında elli yıldır, İtalya'dakilerde ise otuz yıldır iş kazası olmadığı yazıyor basında.
Gelelim ülkemize:
2010 yılında 131 madenci ölümü, 
2011 yılında 85 madenci,
2012 yılında 88 madenci,
2013 yılında 80 madenci hayatını kaybediyor.
2014 Soma faciasının net rakamı konusunda sanırım hepimizin kafası biraz karışık.
Kazaların ve ölümlerin çokluğunun nedenleri hakkındaki yorumları ise günlerdir izlemekte ve okumaktayız.
Yorum yorumu, soru işaretleri, soru işaretlerini getiriyor…
**
Madencilik sektöründeki mevcut uygulamaların yetersiz olduğu düşünüldüğünden olsa gerek (ki yukarıda verdiğim rakamlar zaten bunun acı sonucunu göstermekte.) zaman içinde Mecliste bu konuyla ilgili çeşitli girişimlerde bulunulmuş, ayrıca Cumhurbaşkanlığınca üç yıl önce bir rapor hazırlanarak ilgili makamlara sunulmuş.
Bakınız Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme raporlarında yer alan çarpıcı rakamlara:
-Türkiye'de iş kazası sonucu yaşamını yitiren işçilerin yüzde 53.36'sı madencilik sektöründe çalışmakta.
-İş kazasına maruz kalan işçilerin yüzde 86.3'ünü madenciler oluşturmakta.
-Her yüzbin madenciden 74'ü iş kazası sonucu ölüyor.
-Meslek hastalıklarının yüzde 99'una madenciler yakalanıyor.
-Sürekli iş göremezlik ile malul işçilerin yüzde 87.8'i madenci.
2011 yılında hazırlanan bu rapora göre Türkiye genelindeki altı bin maden ocağı, yalnızca kırk maden mühendisi müfettişi ile denetlenmekte.
Yani müfettiş başına yılda en az yüzeli ocak düşmekte.
Maden denetimleri ABD ile karşılaştırılmış, ABD'de maden ocakları yılda en az iki kez denetlenmek zorunda, Soma ve Zonguldak gibi ABD'de yer alan yer altı maden ocakları ise yılda en az dört kez denetlenmek zorunda.
Türkiye'de ise madenler üç yılda bir kez müfettiş kontrolünden geçebiliyor.
Türkiye'de hafta sonu yapılan denetimlerde ise müfettişler iki günde ortalama üç maden ocağını denetlemek zorunda.
**
Yine Cumhurbaşkanlığının hazırladığı bu raporla ilgili olarak bir gazetenin yorumu:
“Rapordaki bir başka çarpıcı tespite göre, madenlerde yapılan denetimler sonucunda hangi ocağın kapatılıp hangisine ne kadar ceza verileceği tamamen müfettiş insiyatifinde olduğuna dikkat çekilerek bu alanda yasal düzenleme yapılmamış olmasının eksikliğine vurgu yapılıyor.
**
Yine aynı gazeteye göre ,
Cumhurbaşkanlığı raporunda, 2006 ve 2009 yıllarında bir madende yapılan denetlemelere rağmen ceza uygulanmadığı ve bunun ardından madende kazanın yaşandığı açıklandı. Raporda Tavşanlı ilçesi Yörgüç köyündeki bir maden ocağında dört kez denetim yapılmasına rağmen ocağın işletmeye devam ettiği için kazanın yaşandığı ve iki işçinin hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.
Raporda, Uluslar arası Çalışma Örgütü ILO'nun verilerine de yer veriliyor. Veriler, madencilikte ölüm riskinin Avrupa'dan iki kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye'de yüzbin işçi için iş kazasında oluşan ölüm oranı tüm sektörler için 20.5 kişiyken, madencilikte 74.2 kişiye çıkıyor.
Bu rakam Polonya'da 15.8,
Portekiz'de  17.1,
İtalya'da 22.
Bu bilgiler, bir gazetede yer alan “Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Raporları”ndan alıntılardı.
2011 yılında düzenlenmiş ve ilgili mercilere iletilmiş.
**
Gelelim maddi koşullara…
Elbette, tüm bu riskler ekmek parası için.
Bakalım, madencinin kömür karası, “ak” alnının teriyle, canı pahasına kazandığı ekmek parasının dünyanın çeşitli ülkelerine göre dağılımı neymiş:
Avustralya'da madencinin aylık geliri: 8.333 dolar.
Avustralya'da özel sektörde çalışan madencinin aylık geliri: 5.500 dolar (ortalama)
ABD'de : 6.750 dolar.
ABD'de özel sektör: 4.166 dolar
Almanya'da :  5.137 dolar.
Türkiye'de: Televizyona açıklama yapan bir maden işçisine göre günlük kırk lira.
Basına göre 1.600 lira yani 770 dolar,
Yeni başlayan işçininki ise 1.300 lira…
Ben bir şey söylemiyorum,
Rakamlar söylüyor,
Canım ülkem, Türkiyem.
**
Çocuk işçi var mıydı, yok muydu,
Varsa da artık yok…
Yaş 15,16,19,29 ne fark eder?
19 idiyse ölümü hak etmiş mi olacaktı?
İki-üç yıl kurtarır mıydı bu vebalden?
**
Konumuz: SOMA
Dersimiz: NE ÇIKARABİLDİYSEK O!
**
Bu bir kader mi?
Kader önüne geçilemeyen;
Engellenemeyen,
Tüm tedbirler alınmasına, tüm çabalar harcanmasına rağmen önlenemeyendir.
**
Rahat uyuyun tenleri  kara, alınları ve vicdanları ak Somalı kardeşlerim.
Rahmetle ve minnetle…
**
Bundan sonrası için;
Söylenecek şey yoksa da…
Yapacak çok çok var…
Bu ülke “Yeni Soma”lar oluşmamasının takipçisi olmalı,
Alınacak tedbirlerin ve önlemlerin...
Bu utancı, geride kalanların bundan sonra koşullarını biraz olsun iyileştirebilmek şartıyla biraz olsun hafifletebilir miyiz bilemiyorum…
Giden canlar pahasına…
Giden canlar anısına…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık