• 01 Aralık 2015, Salı 8:54
SedefErol

Sedef Erol

KAPILAR ve KAFALAR
 Rusya ile olan krizi yazmayacağım.
Ben de sizler gibi biraz şaşkınlık, biraz merak, biraz endişe içerisinde gelişmeleri izlemekteyim.
Kulağım televizyonda, gözlerim gazetelerde normal hayat akışına döneceğimiz günleri sabırsızlıkla beklemekteyim.
Gerilim, stres dolu bu coğrafyada yer alan ülkemin en son ihtiyacı olan şey olsa gerek.
xxx
Geçtiğimiz hafta basında sıkça yer alan bir haber beni geçmişe götürdü.
İstanbul Zeytinburnu'ndaki Cevizlibağ Kız Öğrenci Yurdu idi konu.
Önce bu yurdun geçmişini, sonra da şu anki sorununu aktaracağım.
Üniversite eğitimim 1976-1981 dönemine rastlar.
Yani Türk siyasi tarihinde Birinci MC, İkinci MC ve Darbe dönemi.
Öyle bir dönemdi ki, bir kanal dizisini çekti, insanlar da hayretler içerisinde seyretti.
Anlatılmaz yaşanır, ben yaşadım.
Şimdi size o günleri aktarıp içinizi karartmayayım, Atatürk Yurdu ile olan kısma geleyim.
Çemberlitaş Kız Öğrenci Yurdun'da kalmaktayım, öğrenciliğimin de son dönemi fakat henüz okulu bitirmemişim.
Darbe oldu, bir anda bütün yurtlar kapatıldı, bu Atatürk Kız Öğrenci Yurdu da (O zamanki adıyla Atatürk Öğrenci Sitesi) yapılmış fakat henüz açılmamıştı. İstanbul'da devlet yurtlarında kalan kızlı erkekli tüm öğrencileri bu siteye doldurdular.
şöyle bir konum düşünün: Kocaman bir öğrenci yurdu, ortada geniş bir avlu, sitenin bir tarafında kız öğrenciler, sitenin diğer tarafında erkek öğrenciler kalıyor, avluda ve sitenin ortasında asker var.
Her sabah askerlerin avluda;
“Ay akşamdan ışıktır
Yaylalar, yaylalar” türküsü eşliğinde yaptıkları talimle uyanıyoruz.
O zamanlar “Balkanların en büyüğü” diye adlandırılan bu yurdun bizim için artıları da var, eksileri de.
Daha önce onarlı gruplar halinde kaldığımız odalar dörder kişilik olmuş, eski dökük bina yerine yeni ve modern bir siteye taşınmışız ancak şehir içinden (o zamana göre anlatıyorum) epeyce bir uzağa gitmişiz, düşünün Çemberlitaş'tan okulumun yeri olan Beyazıt'a yürüyordum oysaki Zeytinburnu'na vasıta bulma derdine düşüyorum, bir de yurdun yolu ve ana kapısı epeyce sapa bir sokak içerisinde, soğuğu var, karanlığı var,  her şey var.
Aradan otuz küsür yıl geçmiş, Atatürk Öğrenci Sitesi'nin ismi Atatürk Kız Öğrenci Yurdu olarak değişmiş ancak bir sorunu var ki o değişmemiş, bugünlerin haberi olarak gazetelere yansımış.
Şimdi günümüze dönüyoruz:
Ayşe Arman'ın röportajından derledim bu bilgileri sizlere.
Atatürk Kız Öğrenci Yurdu, yıkılıp yeniden yapılmış ve üç ay önce açılmış. Ancak on beş yıl önce de, şimdi de kalanların sorunu aynı, taciz ve gasp!
Benim öğrenci olduğum dönemde yolun ıssız olmasından tedirgin olurduk ancak bir saygısızlıkla karşılaştığımı hiç hatırlamıyorum, sonraları gasp olayları başlamış, şimdiyse taciz, odalara lazer tutma, maket helikopterle görüntü alma çabaları, kimi minibüsçülerin karanlık sokakta yürüyen yurt kızlarına sözlü sataşmaları falan filan…
Yani otuz küsür yıl önce korkarak ancak herhangi bir tehdit altında kalmadan yürüdüğüm bu yol, bakın bugün ne hale gelmiş.
Yol aynı yol, yine kız öğrenciler yürüyor, ancak insanlar aynı insanlar değil.
Kokuşma, çürüme, kadına saygısızlık, insana saygısızlık…
“Gelip yine bu konuya kitlendi” diyeceksiniz de, işte bakın, her toplumsal olay, bu konuya kitleniyor.
Siz hiç erkek yurdu kapısında öğrenci taciz eden bir kadın gördünüz mü?
Ya da;
“Yüz yıl erkek olarak yaşayacağıma, bir saat kadın olarak yaşayayım razıyım” diyen bir hatun kişi?
Türkiye nüfusunun yarısı kadın, yarısı erkek ancak bu gidişle bu oran kadınlar aleyhine neredeyse üçte bire inecek (!)
Ben kadın cinayetleri üzerine yazmaktan bıktım, ancak kadın katilleri bu eylemlerden bıkmadılar, yalnızca cinayet değil, toplumun algısı, bakışı açısı değişti adeta, bir saygısızlık, bir aşağılama, emretme, hor görme, nedir yani, her şeyi unutsanız da, sizi dünyaya bir kadının getirdiği gerçeğini hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın.
Uygar dünya bu konuları aşalı çok zaman oldu.
“Cinsiyet ayrımcılığı” gafletine düşenlere yasalarında büyük cezalar veriyorlar.
Değil öldürmek, karısına, sevgilisine bir tokat atmak cüretinde bulunan bütün variyetini teslim edip sap gibi ortada kalıyor.
Doğrusu da bu, kimse kimsenin kulu kölesi değil, herkesi anası babası binbir özenle büyütüyor.
İnsana yalnızca insan gözüyle bakan, ayrımcılık yapmayan medeni toplumlar her iki cinse de aynı fırsat eşitliğini yaratıp ilimde ve bilimde ilerlemenin yoluna bakıyor.
Doğal olarak da sonucu fazlasıyla alıyor.
xxx
Gelelim bugünün konusu olan Atatürk Kız Öğrenci Yurdu'ndaki son duruma;
Gazetelerin haberine göre Gençlik ve Spor Bakanı olaya el koyarak yurda ikinci bir kapı açılması ve gerekirse yurdun duvarına yolu aydınlatacak şekilde projektör konulması talimatını vermiş.
Sorumlu davranarak gereğini yapmış.
Ancak asıl önemli olan kafaları değiştirebilmek.
Bunun yolu da eğitimli, bilgili, birbirine saygılı bir toplumdan geçmekte…
Haftaya buluşabilmek dileğiyle,
Sevgiyle kalın,
Hoşçakalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık