• 21 Şubat 2012, Salı 9:08
SedefErol

Sedef Erol

KAMU VİCDANI
Bazı durumlar var ki, kamu vicdanı zorlanıyor.
Aşağıda  konu edeceğim haber de, sanırım bu zorlanma kapsamında.
Geçmiş günlerin bir haberi olsa da, bu tarz sıkıntılarla sık sık karşılaşmaktayız.
Kanun ve mevzuatların kurgulanmasından mı, yorumlanmasından mı nedendir bilinmez, “…..Falanca mevzuat kapsamına girmediğinden dolayı…” diye başlayan sözcüklerle birçok mağdur insan birçok kapsamın dışında kalıp, insanca yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan haklara, hakları olduğu halde bir türlü ulaşamamaktadırlar.
İçinde insanca duygular taşıyıp da aşağıda aktaracağım satırlara imza koymayan bir kişi çıkacağını pek sanmıyorum.
O halde hataları bulup, bir an önce bunlardan dönmek gerek.
Mevzuatları ve kuralları da insanlar koyuyor sonuçta. Hepsi doğru olsaydı, sürekli kanun değişiklikleri yapılmazdı.
Konu Konya'lı hasan Ata ile ilgili. Şu anda kırk yaşında olan şahıs, 1993 yılında Gaziantep'in Islahiye ilçesinde Jandarma Komutanlığında vatani görevini yaparken nöbet sırasında, bunalım geçiren bir askerin açtığı ateş sonucu iki arkadaşıyla birlikte yaralanır. Sağ bacağı dizinin altından kesilerek klasik protez takılır.Bu protez bacakla yürümekte zorlandığı için 2010 yılında sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ya başvurur. Başvurucu sonucunda kendisine elektronik protez bacak takılır.
Buraya kadar her şey normal.
Gelelim devamına;
SGK, iki yıl sonra terör gazisi olmadığı ve malülen emekli olduğu gerekçesiyle Hasan Ata'dan faiziyle birlikte protez bacağın bedeli olan yetmişdörtbin TL'yi istemektedir.
2010 yılında SGK'ya başvurduğunda hiçbir sorun yaşamadığını, kurumun protez bacağın parasını medikal firmaya ödediğini belirten Ata, “2 yıl geçtikten sonra SGK müfettişlerinin incelemesi sonucunda bize ödenen protez bedelinin yanlış ödendiği, bizim vazife malulü olduğumuz, 3713 sayılı Terörle Mücadele kapsamına girmediğimiz için proteze ödedikleri paranın faizi ile birlikte yetmişdörtbin TL'yi yedi gün içersinde ödememi istediler” dedi.
Yetkililerden yardımcı olmalarını isteyen Hasan Ata, “Benim ve ailemin bu parayı ödeme gücümüz yok. Devletin bağladığı bir malulen emekli maaşım var. Ödememi z için ısrar ederlerse, protez bacağı SGK'ya geri verip, protez bacaksız hayatıma devam ederim” dedi.
Ata'nın beş yaşındaki kızı Fadime Çiğsen Ata da:
-  Babamın bacağını almasınlar, beni kim gezdirecek? diye ağlıyor.


Bizim sıradan vatandaşlar olarak Sosyal Güvenlik Kurumunu, işleyiş düzenini, müfettişlerin çalışma tarzını, bu konunun terör kapsamına girip girmediğini yorumlayıp yargılayacak halimiz yok. Onu zaten yetkililer yapmış, bu sonuca ulaşmış.
Belli ki mevcut olan mevzuatlar sonucu bu durum ortaya çıkmış.
SGK'nın kararını yorumlayamasak da, vatandaş Hasan Ata'nın durumunu değerlendirebiliriz. Bunun için bilirkişi olmak şart değil, insan olmak yeterli.
Devleti ve milleti için vatani görevini yapmak üzere asker  ocağına gitmiş, sağlam gittiği yerden tek bacakla dönmüş.
Elbette burada hiç kimsenin bir suçu yok, büyük bir şanssızlık gelmiş başına, ama bu adamın da hiçbir suçu yok.
Zaten suçlu arayan da yok.
Doğal olarak başvurmuş, hakkı olan (ya da hepimizin öyle sandığı) protez bacağını taktırmış, yeni hayatına adapte olmaya çalışmış.
Ancak 2010 yılında kendisine uygun görülen bu protez, iki yıl sonra
“Yanlış ödendiği, Terörle Mücadele Kapsamına girmediği” gerekçesiyle sorun oluyor ve tek geliri malülen emekli maaşı olan bu kişinden yetmişdörtbin küsür TL para isteniyor.
Şimdi Hasan Ata, bu parayı ödeyemeyeceği için,
-  Benim ödeme gücüm yok, çok lazımsa, alın bu protez bacağı geri, diyor.
İyi ki;
- Verin benim sağlam bacağımı geriye demiyor.
**
Şimdi, bu insanın durumu terörle mücadele kapsamına girmeyebilir, bunu anlarım, ancak mutlaka girdiği bir kapsam vardır ya da olmalı diye düşünüyorum.
Bu insan asker ocağına sağlam gitmiş, bu hale kendi  kendine gelmemiş, sonuçta kimseyi mahkemeye vermemiş, devletin kurumuna başvurmuş, izin ve onayla bir takma bacak almış.
Aradan geçen bunca zamandan sonra bu protez bacağın parasını hem de faiziyle istemenin anlamı ne? Ya o insan kendi bacağının bedelini isterse ne olacak?
Başta da demiştim ya, bazı durumlar var ki, kamu vicdanı zorlanıyor.
Bu, yalnızca örneklerden birisiydi.
Televizyon ve gazetelerde, daha doğrusu basında aktarılan bu tip münferit durumlar, hayırseverler tarafından destekleniyor çoğu kez.
Ancak bunların kaçta kaçı yansıyor ki?
Önemli olan bu tip çarpıklıkların, kanun boşluklarının, düzelmesi gereken mevzuatların ilgili ve yetkilerce ele alınması.
Yoksa herkesi bir hayırseverin insafına terk etmekle işin içinden çıkılmaz.
Zaten bu şekilde insanların gururuyla da oynanmaz.
Önemli olan birini birine minnettar kılmak değil, önemli olan vatandaşın hak ve hukukunu savunmak, adaleti herkes için eşit ve hakim kılmak.
Yardım zaten her zaman yapılacaktır, Türk toplumunun vazgeçilmez ve en güzel geleneklerinden birisidir.
Ancak asıl anlatmak istediğim, insanların bazı haklarının korunması olayıdır.
Hasan Ata'da bunun son örneklerinden birisidir.
Haftaya yeni bir konuda buluşmak üzere esen kalın, mutlu olun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık