• 10 Mart 2015, Salı 9:24
SedefErol

Sedef Erol

KADINA DAİR…
Beğenilerinize sunmak üzere yazımı hazırladığım bu günün tarihi: 8 Mart.
Yani Dünya Kadınlar Günü…
Ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü…
Başlangıcı, ya da çıkış nedenine bir bakalım:
8 Mart 1857 tarihinde ABD-Newyork'ta kırkbin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve daha sonra çıkan yangın sonucu, yüzyirmidokuz kadın işçi can verir. Ölü sayısının bu kadar fazla oluşunun nedeni ise, kaçmamaları için kurulan barikatlardır.
Yüzyirmidokuz kadın işçinin cenazesine ise onbini aşkın insan katılır.
Bu olay, bir insanlık ayıbıdır.
Özel bir anlam kazanması durumu ise şöyle gelişir:
26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde ikinci Enternasyonal (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına, 8 Mart'ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirir ve öneri oy birliğiyle kabul edilir…
İlk yıllarda yalnızca ilkbaharda anılan fakat tarihi kesin olarak belirlenemeyen “Dünya Kadınlar Günü” 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansında, 8 Mart ve “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak son şeklini alır.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda ABD'de de anmaya başlanmasıyla dünyanın gündemine oturur.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul eder.
Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında (tarihe dikkat ediniz), “Emekçi Kadınlar Günü”  olarak kut-lanmaya başlar. 1975 ve onu izleyen yıllarda daha yaygınlaşır, kutlamalar kapalı mekanlardan sokaklara taşınır.
“Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapılır.
12 Eylül döneminden sonra ilk dört yıl herhangi bir etkinlik yapılmasa da, 1984'den itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediyor.
“Dünya Kadınlar Günü”nün dünya üzerinde ve ülkemizdeki tarihçesi kısaca böyle…
Ancak Türkiye'de kadının, önce bir insan, daha sonra da kadın olarak algılanmasının, işgücünde ve toplumun her katmanında yer almaya başlamasının, bir birey olarak eşit şekilde haklarına kavuşmasının hiçbir kadının unutmaması gerek bir miladı var.
Bu miladın mimarı, Mustafa Kemal Atatürk…
Türkiye Cumhuriyeti devrimlerinin ve devrim yasalarının belki de en önemlisi, dünyada kadın hakları diye bir kavram bile gelişmemişken, ulu önderin kadınlar için sağladığı, önayak olduğu, çıkarttırdığı yasalardır.
O dönemde, dünyanın en güçlü olduğu kabul edilen ülkelerinde bile henüz olmayan yasalar…
O ünlü,
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” sözü, Atatürk'ün, Türk kadının geleceği için yaptığı planların habercisiydi…
Kurtuluş Savaşı'nın, kahraman askerlerle birlikte, cephe gerisinde kağnılarla silah taşıyan, bebelerinin rızkını yorgun ve aç askerlere yediren, gerektiğinde silaha kuşanıp at sırtında savaşan Türk kadınını  da sayesinde kazanıldığını biliyordu.
İşte bu kadın, yalnızca evde değil, toplumsal yaşamın her alanında erkeklerle eşit olmalıydı…
Türk kadınının siyasete girmesi için ilk adım 1930 yılında atıldı. Kadınlara, önce Belediye Seçimlerine katılma hakkı tanındı. 5 Aralık 1934'te ise kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.
Kadınların katıldığı ilk genel seçimler ise, 8 Şubat 1935 yılında idi.
Onyedi kadın milletvekili bu seçimle Meclis'e girdi…
Kadının da toplumun çok önemli bir gücü olarak algılanmasının ve bir birey olarak yer almasının startı verilmişti…
“Atatürk ve Kadın” konusunu değerlendirirken, dünyada hangi ülke, kadına hakkını ne zaman verdi sorusunu sormakta yarar var.
Ve işte birkaç örnek yanıt:
Türkiye -1930, Çin -1947, Brezilya – 1932, Yunanistan – 1952, Fransa – 1944, Mısır – 1956, Japonya – 1945, İsviçre – 1971, İtalya – 1946, Kuveyt – 2005.
Suudi Arabistan – Henüz kadın hakkı denen bir olgu yok!
….
“Dünya Kadınlar Günü” ya da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlamalarının olmasını, daha doğrusu bu günlere gerek kalmamasını dilerdim bir kadın olarak.
İnsanların kadın ve erkek olarak sınıflandırılmadığının, toplumun bir bütün olarak değerlendirildiğinin, kadının,ezilen, şiddet gören, ayrımcılığa tabi tutulan ve evine kapatılmak  istenen bir varlık olarak algılanmadığını kanıtı olurdu böyle özel bir gün olmaması…
Ancak henüz bu aşamaya gelinmemiş olmalı ki, böyle bir güne gereksinim duyulmakta!
O halde, kadının değerini birçok “uygar” geçinen ülkeden ve liderlerinden çok daha önce farkeden ulu önderine yürekten bağlı bir Türk kadını olarak “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyor ve satırlarıma bu özel günle ilgili yazılan birkaç güzel mesajla son vermek istiyorum.
-Onlardan olduğumu ve yaşamımızın doğumdan ölüme her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, yetiştiren, bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren fedakar kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum…
8 Mart Dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerini dile getirdikleri gündür. Kadınlarımızın bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum.
-Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Kadınlar gününüz kutlu olsun…
Haftaya buluşuncaya dek, esen ve mutlu kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık