• 10 Mayıs 2016, Salı 9:15
SedefErol

Sedef Erol

KADIN ve SAYGI
 Bir anne ve evlat olarak bu satırları yazmalıyım…
Canım annemin gülen gözlerine bakarak…
Bir anneler günü daha geçirdik, 
Kimimiz anne, 
Kimimiz evlat olarak… 
Şanslı olanlarımız yanlarına koştuk, öptük, sarıldık, birlikteliğimizi paylaştık…
Kimimiz, ebedi istirahatgahlarında dertlerimizi anlattık.
Ölçülemeyecek, sorgulanamayacak tek gerçek bağ olmalı belki de anne-evlat sevgisi.
Belki de bu ilişkiyi en güzel anlatan satırlar, bugün artık aramızda olmayan bir şehitten, Hakkari Şemdinli Ortaklar Askeri Üs Bölgesi'ne PKK'lıların uzun namlulu silahlarla saldırması sonucu yaşamını yitiren daha gencecik bir ana kuzusu olan Ayhan Erdoğan'dan:
Duygu dolu bu sözler, Ayhan Erdoğan'ın şehit olmasından kısa bir süre önce sosyal paylaşım sitesi “Facebook”tan annesi için yazdıkları… 
“Bak ben asker oldum anne….
Hani yemeği beğenmeyen oğlun, bugün ne bulursa yer oldu…
Sabah yatağından olduğu gibi çıkan oğlun, bugün beş dakikada yatağını jilet gibi yapar oldu… Gömleğinin üstündeki en ufak çizgiye bile kızan oğlun, bugün ter kokan kamuflajı üç dakikada giyer oldu.
Hani bana ayakkabı almıştın da, mırın kırın eden oğlun, bugün beş kilo botun içinde ayakları şişer oldu… 
Evden giderken “gitme” dediğin oğlun, bugün evde bir dakika olabilmek için neler vermez oldu… 
Hani “bir şey yap” deyince “puf” diye cevap veren oğlun, sesinin bir damlasına susar oldu… 
Hani hasta olduğunda başında sabahladığın oğlun, bugün yara bere içinde yatar oldu… 
Sabah yatağında “haydi oğlum, kalk öğlen oldu” dediğin oğlun, bugün güneş daha doğmadan kalkar oldu… 
Dedim ya anne, bak ben ASKER oldum…….” 
……
Ne yazık ki bu duygu yüklü sözlerin sahibi artık aramızda değil. 
Ve ne yazık ki bu anneler gününü birçok anne evlat acısı ile yaşamak zorunda. 
Kaç yaşında olursa olsun, hangi mevkide olursa olsun bir evlat için annenin ne kadar önemli bir figür, ne kadar büyük bir destek olduğunu vurgulamak için paylaştım sizlerle şehit askerin Facebookta yazdıklarını.
Ve elbette anısını onurlandırmak için.
x x 
Özel günlere hiç bir zaman karşı olmayıp, kendi çapımda kutlamalar yapmaya çalışsam da asıl önemli olan, “anne”ye hakettiği değeri, saygıyı, sevgiyi, ilgiyi her gün gösterebilmek. 
Çünkü annelik, ölene kadar sonlanmayan yegane karşılıksız sevgidir. 
Bu vesileyle, en başta kendi annem olmak üzere tüm anneleri temiz ellerinden ve güzel yüreklerinden öpüyor, bu konuyu kimin olduğunu bilmediğim ama çok beğendim şu cümleyle sonlandırıyorum:
“Uğruna ölünecek bir kadın tanıdım. 
O nu mutlu etmek için anne demek yetiyordu….”
x x
Gelelim ünlü işadamı Ali Ağaoğlu'na…
Gazetelerde yine onunla ilgili bir haber var. 
Haber henüz bir iddia, ancak üslup Sayın Ağaoğlu'nun stiline pek de yabancı değil. 
Geçtiğimiz günlerdeki bir söyleşisinde:
“Benim ortanca hanımı gezmeye çıkardım” gibi bir röportaj vermişti de, bu -ortanca hanım- sözü (benim de çok haklı bulduğum bir şekilde) epeyce eleştiri almıştı.
Medeni kanunumuza göre herkesin yalnızca bir eşi olabildiğine göre, bu “ortanca hanım” ifadesi kanun nazarında ne anlam taşıyabilir di ki?
Neyse, Ağaoğlu'nun yeni gündemi, eskisini gölgede bıraktı, tabi iddialar doğruysa. 
Konu yargıya taşındı. Ayrıntıları ise şöyle:
“Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, bir röportajında:
-Gecelik ilişkilerden hoşlanmam. Hoşlansaydım İstanbul'da kadın kalmazdı” dediği gerekçesiyle, işadamı Ali Ağaoğlu hakkında “halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlattı.
Gazetenin haberine göre Bakırköy Basın Savcısı Ertuğrul Sarıyar, bir gazetenin 2 Mayıs 2006 tarihli nüshasını bir sayfasındaki bir yazıda, Ali Ağaoğlu'na ait olduğu iddia edilen,  “Gecelik ilişkilerden hoşlanmam, hoşlansaydım İstanbul'da kadın kalmazdı” sözleri üzerine resen soruşturma başlattı. Savcı Sarıyar, Ağaoğlu'nun bu sözlerle halkın bir kesimini (bu kesim kadınlar oluyor) sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçunu işlediği kanısına varıldığını açıkladı.
Bu, geçtiğimiz günlerin gazete haberi. Ali Ağaoğlu, bu ülkenin tanınmış bir işadamı. İsmini gazetede, televizyonda duyarız, tanımayız, tanışmayız.
Eğer aşağıdaki satırları ona ait ise:
“Gecelik ilişkilerden hoşlanmam. Hoşlansaydım İstanbul'da kadın kalmazdı…” cümlesinden bahsediyorum: 
Bir kere kiminle ne yaşadığı bizi hiç ama hiç ilgilendirmiyor, Bana ne, özel hayatı, kendisi ve etrafıyla ilgili bir durum, yani bunu haber diye niye yazıyorlar ki?
İkincisi “Hoşlansaydım İstanbul'da kadın kalmazdı” sözüyle kadınlara hakaret etmekten ziyade, kendisini bu konuda fazla önemsiyor olduğunu düşünsem de, bunun yine de kadınlar adına küçük düşürücü bir ifade olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.
x x 
Toplumda öne çıkan, göz önünde olan kişilerin gerek yaşam tarzlarına, gerek ağzından çıkanlara dikkat etmeli çok önemli. 
Zira Sayın Ağaoğlu ve bu tarz yaşantıyı benimseyenlerin toplumda idol olduklarını savunmasam da, olumsuz yönlendirmelerde bulunabilecekleri noktalara doğru eğilimler olduğu hissedilmekte. 
Oysa ki Türk kadını, hakettiği saygıyı görmek istiyor. 
Haftaya buluşuncaya dek; 
Esen kalın 
Hoşça kalın…….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık