• 23 Şubat 2016, Salı 8:53
SedefErol

Sedef Erol

İYİ HAL SAYGILI TUTUM
 Milletçe yüreğimizin kanadığı şu günlerde ne yazılır, hangi konulardan bahsedilir, neler işlenir inanın bilmiyorum…
Bir yara sarılmaya çalışılırken, bir başkası açılıyor.
Türk halkı bir sınavdan geçiyor olmalı.
Acı dolu, kanlı bir sınav.
Zaten her gün şehit haberleriyle sarsıldığımız bir ortamda, Ankara'daki patlama gerçekten çok ağır geldi hepimize.
Suçsuz insanlar, kayan yaşamlar ve yaşamlarının bundan sonrasını acı içinde geçirmek zorunda olan yakınları…
Çözümü için, bundan sonrası için, çökertilebilmesi için elbette önemli de, biz sıradan vatandaş için pek de fark etmiyor olsa gerek canavarın ismi cismi, lakabı…
YPG, PKK, PYD, IŞİD ya da her neyse…
Konu: Masumların can güvenliği.
***
Son olayda yitirdiğimiz yirmisekiz can'ın, hepsinin bir hikayesi var da, beni en çok Astsubay Kıdemli Çavuş Feyyaz İlhan etkiledi.
Bir süre önce Facebook'ta paylaştığı şu not ne çok şey anlatıyor aslında:
“Unutma Türkiye bu ülkede bizim çocuklarımız gülsün diye kendi çocuklarını yetim bırakan yiğitler var…”
Ne yazık ki artık Feyyaz İlhan da aramızda yok.
***
 İnsanın en değerli varlığı canıdır.
Yenisi yok, yedeği yok, tamiri yok.
Nedeni ne olursa olsun, kimsenin başka bir cana kastetmeye hakkı yok.
Üstelik hiçbir dinde de yeri yok.
Ancak insanlığın başbelası terör can almaya devam ediyor.
Zayıfları, sevgisizleri, toplum dışına itilmişleri, kandırılmışları birer canavara dönüştürüp masum insanların katili haline getiriyor.
Canım Ülkem ve insanları yıllardır bu acıları yudum yudum içmekte.
Ankara katliamının milletçe yaşanan son büyük acı olmasını diliyorum.
*** 
Yine mi bu konuyu yazdın” diyebilirsiniz .
O halde ben de,
“Onca olaydan, onca rezaletten sonra yine mi aynı şey oldu” diye yanıtlarım….
Bu tarz şeyleri basın sürekli yazıyor, yaralanan kamuoyu vicdanını aktarmaya çalışıyor ancak değişen bir şey yok.
Sonuç aynı olduğundan biz de yazmaya devam ediyoruz. Çünkü sorun bakış açısıyla ve de toplum yargılarıyla ilgili.
Olay geçtiğimiz günlerde basına yansıdı. Ben de aynen aktaracağım. Yalnız önce başlığına dikkat edin. Başlığı da dahil olmak üzere aynen aktarıyorum.
Bir gazeteden:
“SAYGISIZ ADALET 
Diyarbakır'da 2009'da onyedi yaşındayken geç kaydettirildiği ilköğretim okulunun altıncı sınıfında okuyan korucu kızı Z.M.'ye okulda güvenliği sağlamakla görevli olan korucu  F.B., silah zoruyla tecavüz etti. Olayı öğrenen akrabası H.M.'de “Benimle birlikte olmazsan herkese anlatırım” diyerek Z.M.'ye tecavüz etti. Tecavüzcüler arkadaşlarına haber verince Z.M. Kendisini silahla tehdit eden üçü korucu altı kişinin tecavüzüne uğradı. Dehşet aylarca sürdü. Dönemin Jandarma Karakol Komutanı M. Y. “Benimle olmazsan babanı koruculuktan atarım” diyerek Z. M.'ye tecavüz etmeye çalıştı ancak direndiği için tecavüz edemediği Z.M.'yi feci şekilde dövdü. Hamile kalan Z.M.'nin doğurduğu çocuğa yapılan DNA testinde babasının H.M. olduğu anlaşıldı. Z. M. 2011'de verdiği ifadede altı kişinin kendisine 23 kez tecavüz ettiğini, silahla tehdit ettiklerini, kolunda sigara söndürdüklerini anlattı.
Z.M. 2011'de evlendirildi. Ancak kocası başına gelenleri öğrenince Z.M'yi babasının evine gönderdi. Adalete sığınan Z.M.'ye bir darbe de yargıdan geldi. Diyarbakır İkinci Ağır Ceza Mahkemesi altı kişiyi önce onbeşer yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların saygılı tutumları nedeniyle cezalarında iki buçuk'ar yıl indirim yapıldı. Karakol Komutanı tacizden üç yıl ceza aldı. Ona da saygılı tavrından ötürü altı ay indirim yapıldı.”
…..
Haber böyle.
Bu durumda sanki saygıyı haketmeyen tek kişi var, o da mağdure Z.M….
Onun için haberin başlığı “Saygısız adalet” diye atılmış.
Elbette, Z.M.'nin “saygıyı haketmediği” benim görüşüm değil, o yalnızca bir kurban, ancak çıkan sonuç insana bunu düşündürüyor.
Adaleti yargılayıp sorgulayacak halimiz yok, ancak tecavüzcülere uygulanan “iyi hal” ya da bu örnekte görüldüğü üzere “saygılı tutum” indiriminin de vicdanları sızlattığı bilinen bir gerçek.
Tecavüzcü ve saygılı tutum kelimeleri yanyana getirilince birbirleriyle tezat teşkil etmiyorlar mı sizce?
Bu konu sürekli yazılıyor, ancak tecavüzcülere iyi hal, saygılı tutum indirimi de devam edip gidiyor.
Peki, kişilik haklarına bunca saygısızlık gösterilen Z. M.'nin durumu ne olacak?
Bunun hesabını kim verecek?
Gelelim konu ile ilgili bir başka bir olaya:
Yine bir haberden alıntı yazıyorum:
“Taksici R.B. Diyarbakır'da 2009'da ondört ve onyedi yaşındaki iki kız kardeşe fuhuş yaptırdığı iddiasıyla otuzbeş yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada diğer iki şüpheli ile birlikte beraat etti. Yargıtay, taksici ve diğer sanık M.E.G. hakkında verilen beraat kararını bozdu. Yargılama yeniden başladı. Mahkeme bu kez taksiciye “Çocuğa fuhuş yaptırmak” tan beş yıl hapis cezası verdi. Ancak sanığın duruşmadaki “saygın tutumu”nu gerekçe göstererek cezayı dört yıl iki aya indirdi. M.E.H.'nin dosyası da ayrıldı.
***
Gördüğünüz gibi burada da “Saygın tutum” ceza indirimi nedeni.
….
Satırlarımı, köşesini zevkle okuduğum bir kadın yazarın bu konu ile ilgili cümlesiyle noktalayayım, çünkü o da bu konuya dikkat çekmiş:
“Diyarbakır'da ondört ve onyedi yaşındaki iki kız kardeşe fuhuş yaptıran adamın duruşmadaki saygın tutumu (!) nedeni ile beş yıllık hapis cezası dört yıla indirilmiş. Görüyor musunuz? iki küçük bebeğe fuhuş yaptıran adamda saygın bir şey bulunabiliyor.
Bu nasıl bir hayal gücü bilmiyorum…..
x x 
Yazarın bu tespitinin üzerine eklenecek bir yorum olmasa gerek…
Haftaya buluşuncaya dek;
Sağlıklı, huzur dolu günler,
Barış kardeşlik ve sevginin elele verdiği mutlu yarınlar dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık