• 21 Nisan 2015, Salı 9:36
SedefErol

Sedef Erol

“İYİ HAL” MAĞDURLARI
 Bir gazetenin haberi olan aşağıdaki satırları okuyunca, inanın insanlığımdan utandım.
Ya da, böyle bir ademoğluyla aynı dünyayı paylaşıyor olmaktan…
Olaya bakınız:
“Yozgat Cumhuriyet Savcılığı'nın hazırladığı iddianameye göre, Ahmet B., iki yıl önce zihinsel engelli Nilgün G.'yi evine götürerek ilişkiye girdi ve birlikte yaşamak istediğini eşine söyledi. Altı çocuk annesi Arzu B. (29) bu duruma itiraz etti. 21 Ekim'de, Arzu B. Dört çocuğunu okula gönderdi, eşinin istediği üzerine evde bulunan iki çocuğunu da komşularına bırakarak eve döndü.
İddianameye göre, genç kadın ev işi yaptığı sırada Ahmet B., av tüfeğini alarak yatak odasına girdi. Korkudan dolayı elleri ile yüzünü kapatan, ayakları yataktan aşağı sallanır vaziyette duran kadına ateş etti.
İddianamede, müştekinin uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayati tehlike geçirdiği kaydedilerek şu ifadeler yer aldı:
-Her iki bacağın damar yaralanması nedeniyle dizüstü seviyesinde kesildiği, her iki kolda da motor kaybının mevcut olduğuna ilişkin rapor düzenlenmiştir.
Savcı, sanık koca için “adam öldürmeye teşebbüs”  suçundan ömür boyu hapis cezası isterken, herhangi bir indirim talebinde bulunmadı. Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak olan Ahmet B., ise ifadesinde
-Bir anlık kızgınlıkla av tüfeğini alarak yatak odasına geldim. Tüfek doluydu, yanında yedek mermileri de getirdim. Amacım öldürmek değil, yaralamaktı, pişmanım, dedi.”
Kişi hem, “bir anlık kızgınlık diyor, hem de tasarlayarak çocukları evden uzaklaştırıyor.
Tüfeği alıp karısının yanına, yatak odasına giriyor ve yanında yedek mermi getiriyor!
Bunun bir anlık kızgınlıkla bir ilgisi yok elbette, bilerek, taammüden planlanmış ve uygulanmış, öldürme ya da yaralama girişimi…
Mağdur eş Arzu B., şu anda bacaklarından yoksun, iki kolu da iş görmez vaziyette yatıyor.
Bu duruma gelmesi-nin nedeni, eşinin eve getirmek istediği “kuma” durumuna razı olmaması.
Ve bu tip olaylardaki bilinen son : “Pişmanım” söylemleri…
Muhtemelen sanık Ahmet B. duruşmalara düzgün, temiz kıyafetlerle katılacak ve pişmanlığını beyan ederek ceza indirimi isteyecek.
Belki de alacak…
Ancak son pişmanlık fayda etmiyor, altı çocuklu Arzu B., bundan böyle yaşamını başkalarından yardım alarak sürdürmek zorunda kalacak!
Suçluların boynu bükük “pişmanım” söylemleri nasıl bir izlenim uyandırıyorsa, böyle canilere zaman zaman “iyi hal” indirimi uygulanabiliyor…
Ancak geride bıraktıklarının hali hiç de iyi olmasa gerek: kurşunlanmış, bıçaklanmış, kesilmiş,yüzüne kezzap atılmış vs.vs…
Bu olayda “iyi hal” indirimi uygulanır mı bilemiyorum ancak bu tip durumlarda ve tecavüz, kadına şiddet, cinayet vakalarında “iyi hal” indirimi yapıldığı ve kamuoyunun vicdanını rahatsız ettiği bilinen bir gerçek.
Oysa ki, mağdurların halini de düşünmek gerek.
Ahmet B., elbette ki eşiyle yaşamını ömür boyu sürdürmek zorunda değildi.
Bu nedenle boşanmak etik olmasa da, yaralayıp sakat bırakacağına, eşinden ayrılır, yaşamını istediği gibi devam ettirirdi.
Ama olmaz, hem evdeki duracak, hem yedeğine razı olacak, razı olmazsa cezasını kesecek…
Onun ve bu düşünceki kişilerin anlayışı bu!
Konuya girmişken, “iyi hal indiriminin” bir açılımını yapalım:
Ceza Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu'nun yorumu şöyle:
“İyi hal indirimi, Türk Ceza Kanunu'nun 62. Maddesinde –takdiri indirim nedenleri- başlığı altında düzenlenmektedir. Bu maddeye göre takdiri nedenlerin varlığı halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası yerine de 25 yıl hapis cezası verilebilecektir. Diğer cezalar bakımından ise cezaların altıda birine kadar indirim öngörülmüştür. Madde kapsamında takdiri indirim nedenlerini failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlar, cezanın failin üzerindeki olası etkileri gibi hususlar oluşturmaktadır. Hakim bahsettiğimiz hususları dikkate alarak failin cezasında maddede öngörülen biçimde indirim takdir edebilecektir. Ceza hukukunun bir amacının da suçlu kimseyi topluma kazandırmak olduğu düşünüldüğünde kanunda iyi hal indirimine ilişkin düzenlemeye yer vermenin doğru olduğunu düşünmekteyim. Hatırlatalım ki bu kural her ceza davası için tatbik edilebilecek niteliktedir…”
Bu yoruma bakarak, “iyi hal indirimi”nin insanca bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz, ancak sorun neden iyi hal indirimi uygulandığı değil, bu indirimden kimlerin yararlandırıldığı…
Dünyanın en iğrenç suçlarından birisi olan “tecavüz” olaylarında bile “iyi hal indirimi” uygulamasına rastlandığı bilinen bir gerçek…
O halde asıl önemli olan;suçlunun bir indirimi hakedip etmediğinin objektif bir yorumla tesbiti..
Aksi takdirde kamuoyunun vicdanı sızlamaya devam edecek…
**
Kadın cinayetleri ve iyi hal indiriminden söz açmışken, Özgecan Aslan cinayetiyle ilgili son gelişmeden de söz etmekte yarar var:
Yargılama sürecinde mahkeme başkanı dışında diğer üyelerin kadın hakimlerden oluştuğu açıklandı.
İlk duruşma 12 Haziran'da yapılacak.
İnsanları kadın-erkek olarak ayırmaktan hiç hoşlanmasam da, bu seferki atama nın beni mutlu ettiğini saklamayacağım.
Zira Özgecan'ın neler yaşadığını bir hemcinsi daha iyi hissedecek ve cezayı da kanunlara uygun olarak, bu şekilde belirleyecek…
Muhtemelen “İyi hal indirimi” uygulamadan…
**
Haftaya buluşmak dileğiyle hoşçakalın, esen kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık