• 22 Temmuz 2015, Çarşamba 9:53
SedefErol

Sedef Erol

İYİ BAYRAMLAR
 Bayram sonrası yazısı ne ile başlar ?
Önce iyi dilekler, temenniler…
Sonra, her bayram yaşanan aynı senaryo.
Trafik kazaları, yitirilen canlar, sakat kalan bedenler…
Tatil süreci olduğundan, seyr – ü seferi azaltma olanağı da yok.
O zaman, dikkati çoğaltacaksın.
O da olmayınca, sonuç gazetelere manşet olmak.
Ancak ne yazık ki dünya değiştirdiğinden , manşet olan da bu haberlerden bihaber.
İşte bayram trafik kazalarının acı bilançosu.
Bunları yazarken aklıma hemen rahmetli Cem Karaca'nın o ünlü sitem dolu şarkısı geliyor:
“Sahil yolundaki kazalar,
Denize düşen şu uçak,
Beyazcamda hayvanlar ve reklamlar,
Yeşilçam'da baldır bacak,
Yeşilçam'da baldır bacak…”
Gördüğünüz gibi bu dörtlüden “sahil yolundaki kazalar” kısmı aynen devam ediyor.
**
Gelelim bayram sürecindeki Giresun trafiğine.
Şehrimiz malum, inişli yokuşlu, dar sokaklı, dar yollu.
Sürücüye de zor, yayaya da.
Yapacak fazla da bir şey yok, zamanında böyle konumlanmış derken aklıma Barcelona geldi.
1800'lerin sonunda, 1900'lerin başında kurulmuş İspanya'nın Barcelona'sı. Her bir caddesi yedi-sekiz araba yan yana geçecek genişlikte. Ta o zamandan düşünüp tedbirini almışlar, trafik sıkışıklığı, dur-kalk, korna çalma diye bir şey yok. Arabalar akıp geçiyor.
Neresi daha güzel derseniz, Giresun derim, ama sıkıntı çekmiyor muyuz, çekiyoruz o da ayrı bir konu.
Yollar yetersiz dar da, kazaları yollar yapmıyor, insanlar yapıyor. Herşeyin teme-linde de eğitim ve eğitimsizlik yatıyor.
En başta da başka-larının haklarına saygı konusu geliyor.
Arabanızla kırmızı ışık kuyruğunda bekliyorsunuz, bir bakıyorsunuz ki arkanızdaki araç sollamış, karşı araçların yoluna girmiş, kaptırmış gidiyor, öne geçecek, yeşil yanınca ilk o yola girecek.
Ya da en sağ şeritten gittiğinizi sanıyorsunuz, bir de bakıyorsunuz ki sizin de sağınızdan yani emniyet şeridinden arabanızı sürterek başka bir araç vınlayıp geçmiş.
Oysaki o alan sürücülere kapalı…
Neyse, başımıza gelen sürücü hatalarını yazmaya kalksak, haftalar, aylar alır…
Konuya bayramdan ve kazalardan girdik, buralara geldik.
Bayram deyince aklıma acı bilançosu geldi, ne yapayım.
Biz dönelim, “Güleriz ağlanacak halimiz”e…
Bir itfaiyeye ateş açılmadığı kalmıştı, sonunda o da oldu…
Memlekette “Sınır tanımayan magandalar” kulübü açılsa, üye patlaması yaşanır hiç kuşkum yok.
Gerçi Türkiye, kulüp, dernek işlerinden sanal aleme tam dalış yaptı, artık insanların popülaritesi “face'te kaç takipçisi olduğu ile” ölçülüyor ya neyse…
Biz konumuza dönelim.
Habere göre Çanakkale Belediyesi'nin itfaiye ekipleri birkaç gece önce saat 23.58'de Atatürk mahallesinden bir ev yangını ihbarı alırlar. Mahalleye hareket eden itfaiye ekibine, elinde demir sopa bulunan  bir grup, geç kaldıkları iddiasıyla taş atarak tepki gösterir. Polisin güvenliğe aldığı bölgede itfaiye yangını söndürür. Harekat merkezine dönen itfaiyeciler kontrol sırasında  aracın sağ arka merdiven kısmında elliüç (53) adet saçma izine rastlar. İtfaiye ekibinin şikayeti üzerine polis, saldırıyı kimin yaptığını belirlemek için çalışma başlatır. Duruma isyan eden itfaiyeciler:
- Elimizden geldiği kadar kendi hayatımızı hiçe sayıyoruz. Şu yapılmış olay kesinlikle bir saygısızlıktır ve Türk itfaiyecilerine yapılmış bir saldırıdır der.
**
Zaten hep böyle olmuyor mu?
Karın, baba evine gitti, çağır kapıya, saydır…
Sevdiğin yüz vermedi, kıstır ara sokakta, saydır…
Arkadaki araç solladı, nasıl olur? Kes önünü, saydır…
İtfaiye, ambulans geç kaldı, yap gereğini, saydır…
Saydıra saydıra memleketin nüfusu azaldı.
KABA KUVVETE YALNIZCA ACİZLERİN BAŞVURDUĞUNU anlayabildiğimiz gün, toplum olarak huzurun tohumlarını atmış olacağız…
**
Ve bir bilinmez;
Ben işin içinden çıkamadım, bakalım siz çıkabilecek misiniz?
Son günlerin bir haberi:
“Adana'da KPSS'ye giren Sevgi Helvacı, sınav sırasında tuvalete gitmenin bedelini ağır ödedi. Helvacı, tuvalete gözetmen refakatinde gitmesine rağmen bina sorumlusunun talimatıyla salondan çıkarıldı. Tuvalete gidene kadar cevapladığı sorular da geçersiz sayılarak, sınavı iptal edildi.
Mağdur edildiğini iddia eden Helvacı,
-Yaşananlar karşısında şoktayım. ÖSYM'ye dilekçe verip hukuki yollardan hakkımı arayacağım  dedi.”
Düşündüm de, insanın bedensel bir gereksinimi nedeniyle sınav hakkını yitirmesi çok da mantıklı gelmedi bana.
Hadi ÖSYM başvurusunu kabul etti diyelim, bu kez de salondan erken çıkarıldığından ancak tuvalet öncesine kadar cevapladığı kısım dikkate alınabilecek yani sınav sonuna kadar salonda kalanlarla yarışması yine de mümkün olamayacak.
Yani kağıdının boş kalan kısmının telafisi yok.
Ben içinden çıkamadım, bakalım ÖSYM nasıl çıkacak….
**
Bayramla başladık, bayramla bitirelim.
Kazaları bir tarafa bırakırsak, eş dost, komşu, akraba ziyareti derken ömrümüzde bir bayram sayfası daha kapandı diyelim.
Geri dönüşü olmayan bir nokta da: El öpenden, el öptüren aşamasına terfi etmek olmalı!
İşte bu da yaşamın bir başka gerçeği…
Nice bayramlara mutlulukla ulaşmanız dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık