• 16 Aralık 2014, Salı 9:29
SedefErol

Sedef Erol

İKİ OLAY – İKİ YORUM
 Sevgili okurlar, geçtiğimiz hafta il dışında olmam nedeniyle sizlerle buluşamamış olsam da, bugün kaldığım yerden devam etmenin mutluluğunu yaşamaktayım.
Anlayacağınız, bir haftalık “zorunlu izin” sona erdi ve yine gündeme dönüş zamanı başladı diyelim.
Nerede kaldıysak, oradan devam ediyoruz, ilk gündem, ne yazık ki yine “kadın cinayetleri” ne bir örnek. Bu defaki olayın nedeni farklı olsa da, sonuç değişmiyor, ülkemizdeki kadın nüfusu azalmaya devam ediyor, insan hayatları şu – ya da bu nedenle yok ediliyor..
Basından izlemişsinizdir, Aydın'ın Nazilli ilçesindeki “şizofren doktor”un cinayetinden bahsetmekteyim. Bir gazetenin haberine göre: 
Aydın'ın Nazilli ilçesinde biyokimya uzmanı eşi Doktor Hasan Kurtuluş geçtiğimiz günlerde yaptığı yürüyüşün ardından eve döner. Dönüşünden kısa bir süre sonra eşi Hasan Kurtuluş polisi arayarak:
-Karımı öldürdüm, gelin beni alın diyerek kendisini ihbar eder.
Olay yerine gelen ekipler, banyodaki küvette kanlar içinde buldukları Ayşegül Kurtuluş'un öldüğünü belirler.
Oniki yıllık eşini öldürmekten gözaltına alınan Hasan Kurtuluş polislere :
-Hak etmişti der ve şu şekilde ifade verir:
-Eşim yürüyüşten geldi, duşa girdi. Bıçağı alarak peşinden girdim. Kaç sefer bıçağı savurduğumu ve neden yaptığımı hatırlamıyorum.
Ve, olay sonrası tutuklanır.
Eşiyle on yıldır Nazilli Devlet hastanesinde çalışan, 1991 yılında Ege Üniversitesi Hastanesinde “Paranoid Şizofreni” tanısı konan Doktor Kurtuluş'un kapsamlı tedaviyi kabul etmediği ortaya çıkar. Yapılan incelemede, Kurtuluş'un ilaçlarını da onbeş gündür almadığı tespit edilir..
**
Ayşegül Kurtuluş, nedenini bile anlaya-madan dünyaya veda etti. Kuşkusuz eşinin rahat-sızlığını biliyor ve buna rağmen ona destek olmaya, yaşamı birlikte sürdürmeye devam ediyordu.
Ne yazık ki eşine verdiği bu destek, aynı zamanda kendi sonunu da hazırladı.
Bir şizofren hastasını yargıladığım gibi bir izlenime kapılmanızı asla istemem zira kimse bu hastalığın ne zaman, kime geleceğini bilemez, ancak burada kabul edilemez gerçekler bulunmakta:
-Şizofren hastası doktorun kapsamlı tedaviyi kabul etmemesi
-Olaydan onbeş gün önce, kullandığı ilaçları bırakması.
Ve ne yazık ki ortaya çıkan bu sonuç…
Tedaviyi reddeden kişi, insanları tedavi eden bir hekim.
Durumu herkesten daha iyi bilen bu kişinin “Neden ve nasıl yaptım hatırlamıyorum” itirafı geleceği ve yargılanması açısından nasıl sonuçlar doğurur bilemiyorum ancak bildiğim; patoloji teknisyeni Ayşegül Kurtuluş'un yaşama çok acı bir şekilde veda ettiği…
İlginç olan bir diğer nokta da; “Eşini defalarca bıçaklayarak öldüren, ancak bunu neden ve nasıl yaptığını hatırlamayacak derecede hasta olan bir kişinin, yine hastaları tedavi eden bir mesleği icra etmesi…” 
Ayşegül Kurtuluş'un acı sonunu belirleyen kişinin geleceğini ise kanunlar ve yargıçlar belirleyecek.
Bilinen en büyük gerçek, rahatsızlığını kabul etmeyerek tedaviyi reddeden bir kişinin hatırlayarak ya da hatırlamayarak bir kadının daha aramızdan ayrılmasına neden olması…
Nedenler farklı olsa da sonuç aynı:
Yokolan hayatlar, katledilen kadınlar…
**
Ve Işid.
İnsanlığın yeni düşmanı, bu kanlı terör örgütünün son icraatlarına bakalım:
Yine bir gazeteden:
Irak ve Suriye'yi kana bulayan Işid'in, Ağustos ayında başını keserek infaz ettiği ABD'li gazeteci James Foley'nin cesedini bir milyon dolar karşılığı satışa çıkardığı iddia edildi. Haberi Alman gazetesi Bild duyurdu. Işid'in satışa çıkardığı iddia edilen James Foley'nin cansız bedenine alıcı bulması halinde, cesedin adı geçen kişiye ait olduğunu ispatlayacak DNA örneğini de verebileceğini ve cesedi de Türkiye sınırından teslim edebileceği haberde kaydedildi. Alman Gazetesi, “Işid para için neler yapabileceğini böylece göstermiş oldu” yorumunda bulundu…
**
Dünyanın içinde bulunduğumuz bu son durumunda, Işid tarafından infaz edilen gazeteci James Foley'nin cansız bedenine bir alıcı çıkması beni hiç şaşırtmayacak!
Ne yazık ki çok acı olsa da yaşadığımız dünyada gelinen nokta bu olmalı ki;Işid denen ve insanı, insanlığı hedef alan bu kanlı terör örgütü bile çeşitli ülkelerden taraftar ve militan toplayabilmekte.
Dün gece haberleri izlediğim bir kanaldaki gözü yaşlı anne görüntüsü “kandırılan gençler” gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermekte!
İnternet kanalıyla Işid'le bağlantı kuran ve ortadan kaybolan gencin öyküsü bu…
Gençlere bu denli kolay yaklaşım ise işin akıl almaz bir başka yönü olsa gerek..
İnsan katili Işid örgütü, insan katli için yine insanları kullanmakta ve taraftar bulmakta…
“Dünyanın iyi insanlar hatırına hala dönmekte olduğu” söylemi gerçekleri yansıtıyor olsa gerek…
Yoksa, pazarlarda kadın satan, eşcinselleri çatıdan atan, infaz ettiklerinin cesetlerini satışa çıkaran bu kanlı örgütün taraftar ve sempazitan toplayabildiği bu dünya hakkında hala umut dolu ve iyimser fikirler besleyebilmek pek mümkün olmasa gerek…
İnsan katili terör örgütü Işid'in ağına düşmemeleri adına, evlatlarımızı, gençlerimizi yakından izlemeli ve bu tuzağa düşmelerini engellemeliyiz.
Kendileri ve insanlık adına…
Haftaya buluşmak dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık