• 07 Mart 2017, Salı 7:47
SedefErol

Sedef Erol

İKİ KONU İKİ YORUM
 Hani, “Bu kadar da olmaz” denir ya…
İşte, yaşanan bu olay, cümlenin hakkını tam veriyor….
Daha önce de, yazmıştım, öldürdüğü karısının maaşını talep eden adamı.
“Yok, artık” desek de, ne yazık ki yaşandı.
Olay şimdi sonuç aşamasında da, gelişmeler bakın ne yönde…
Üstelik bizlere “yok artık”ı tekrarlatacak düzeyde….
Şimdi habere bakalım, olayı hafızalarımızda yeniden canlandıralım:
“Erzurum'da işsiz Halil İbrahim Kızılkaya (43) geçen yıl şubat ayında özel güvenlik görevlisi eşi Neslihan Kızılkaya'dan (31) boşandı. Bir ay sonra da soyadı henüz değişmeyen eski karısını yedi yerinden bıçaklayıp öldürdü. 
Kendisini de yaralayıp intihara kalkıştı.
Zanlı tedavisinin ardından tutuklandı.
Halil İbrahim Kızılkaya, öldürdüğü esinin aylığını almak için cezaevinden SGK'ya dilekçeyle başvurdu, ancak bu başvuru reddedildi.
6 Eylül 2016'da mahkeme, sanığı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
Kararın temyiz edilmesinin ardından üst mahkeme, Kızılkaya'ya verilen cezayı “Saygın tutum” indirimi ile ömür boyu hapse çevirdi. Neslihan Kızılkaya'nın ailesinin avukatı Muhammed Sönmez, İstinaf Mahkemesi'nin verdiği karara itiraz ettiklerini söyledi.”
….
Bu olayda İlk göze çarpan, kadının bir işi olduğu, erkeğin ise işinin olmadığı konusu.
Bir tahmin olsa da, belki de ilk kıvılcım buradan ateşlendi.
İyi de, bu artık hayatta olmayan Neslihan Kızılkaya'nın suçu değil ki….
İkinci gariplik, Halil İbrahim Kızılkaya'nın, delik deşik ederek öldürdüğü eski karısının maaşını talep etmesi.
Kendisinden, hunharca katledecek kadar nefret ediyorsun ancak –verirlerse- parasını (maaşını) kabul ediyorsun…
Yani, tam da “yok artık” durumu.
Tabi, başvuru kabul edilmiyor.
Edilmiyor edilmesine de, bu maaşı talep etmek,       -bağlanırsa- maaşı gönül rahatlığıyla yiyeceğini varsaymak bile abesle iştigal.
Bu olaydaki son gelişme ise kararın temyiz edilmesinin ardından üst mahkeme tarafından yapılan “Saygın tutum” indirimi….
Amaç yargıya müdahale değil elbette.
Ancak zaman zaman basına yansıyan bu “saygın tutum” indirimleri kamuoyunu şaşırtıyor.
Ceza indirimi uygulamasının karşısında değiliz elbette, konu bu indirimin kimlere uygulanıp, kimlere uygulanmayacağı…
Geri dönülmez, telafisi olmayan bir suç işleyip de kravat takıp ceket düğmesi ilikleyerek duruşmaya çıkmak, bir katili, katil olmaktan alıkoymuyor.
Bu, bir çekin karşılıksız çıkması, ya da fırından ekmek çalma olayı değil ki.
Telafisi olmayan bir vahşet…
x x 
Adalete, hukuka, yargıya saygılıyız.
Ancak biz sıradan vatandaşlara durum bu şekilde görünüyor.
Bunun adı da “kamuoyu vicdanı”….
Sızlamamalı….
x x 
Kadın cinayeti ile ilgili bu haberi paylaşmışken, sizlere bir bilgi aktarayım.
Şubat 2017, kadına yönelik şiddetin bilançosu:
30 kadın cinayeti, ki bu kadınların ikisi hamile, üçü ise devlet koruması altında iken, ayrıca tam ondokuz kadına tecavüz….
Yani yirmisekiz günde tam otuz kadın cinayeti…
Tecavüz denen iğrenç suç ise neredeyse bu sayıya yakın.
Bir kadın olarak, kadın cinayetlerini çetelesini tutmak benim için hoş bir durum olmasa gerek.
Ancak rakamlar, bu gerçeği vurguluyor…
…..
Kadın cinayetleri konusunu işlemeyeceğimiz güzel günlere diyelim…
x x
Bu haber de dünyadan….
Ne yazık ki basında, adının geçmediği bir gün bile olmayan terör örgütü DEAŞ ve dünya medeniyeti ile ilgili…
“Aşırı dinci terör örgütü DEAŞ'ın Suriye'nin antik kenti Palmira'da verdiği zarar bir nebze olsun telafi ediliyor. Çekiçle parçalanan iki heykel restorasyon için İtalya'ya gönderilmişti.
Uzmanlar bu kayıp parçaları üç boyutlu yazıcıyla yeniden üretti. Parçalar kuvvetli mıknatıslarla birleştirildi. Heykeller, geçtiğimiz günlerde Şam'a geri gönderildi.
Olayın gelişimi şu şekilde:
“Suriye'nin antik kenti Palmira, Mayıs 2015'te terör örgütü DEAŞ'ın eline geçmişti. Unesco'nun dünya mirası listesinde bulunan Palmira'daki milattan önce ikinci yüzyıldan kalma tarihi eserler,  DEAŞ'lı teröristlerce parçalanmış ve yağmalanmıştı.
2016'dan beri kentin hakimiyeti sürekli Suriye ordusu ile DEAŞ'lı teröristler arasında gidip geliyor…”
….
Bu olay bana, yıllar önce Afganistan'da Taliban tarafından bombalanıp parçalanan ünlü Buda heykellerini hatırlattı.
Bu heykeller de Suriye'de DEAŞ tarafından tahrip edilen, çekiçle parçalanan heykeller gibi dünya mirasıydı.
Suriye'dekiler biraz olsun onarılmış olsa da, Afganistan'dakiler artık yok…
Medeniyet kalıntılarını ve geçmişin zenginliğini yok etmek, bir insanlık suçu olsa gerek.
Dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden birisi olan İtalya'da insanlar Ortaçağ'da yapılan binalarda oturuyor, üstelik Roma uygarlığı da –bir gün çıkarılmak üzere- toprağın altında bekliyor.
İtalya'yı İtalya yapan, milyonlarca turist ziyaretine neden olan, işte bu zenginliğidir.
Üstelik bu görüntü, Avrupa'nın birçok ülkesinde de geçerli…
Kültür mirası- ülkemizde olduğu gibi- bir ülkenin hazinesidir.
Kollayıp, korumak ülkeye hizmet etmektir.
Elbette DEAŞ'tan, Taliban'dan beklenmeyecek bir hizmet…
x x 
Bugünlük benden bu kadar sevgili okurlar,
Haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle,
Esen kalın
Hoşça kalın,
Sevgiyle kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık