• 16 Ocak 2018, Salı 8:10
SedefErol

Sedef Erol

İKİ DURUM - İKİ ÖRNEK
 İnsanlıkla ilgili konular çok ilgimi çeker ya, bir gazete başlık atmış:
“İNSANLIK AĞIR YARALI” diye.
Habere göre, Denizli Çal'da yalnız yaşayan beş çocuk ve 17 torun sahibi 75 yaşındaki Ümmü Çoşdan'ın evine gelen bir kişi:
-Nine, çocuklarının arkadaşıyım. Bir bardak su verir misin? Dedi.
Ümmi Nine suyu getirince de yüzüne biber gazı sıktı. Sonra yüzünü defalarca yumrukladı.
Ninenin “kefen param” diye boynuna taktığı 1500 liralık Reşat Altın'ı aldı. Ümmü Nine, elini ve ayaklarını koli bandıyla bağlayan hırsızı ısırdı. Hırsız, nineyi yine dövüp kaçtı…”
Gazetede kadıncağızın resmi var. Yüz göz dağılmış, morluk, çürük ve yara içinde.
Çoluk çocuk büyütmüş, torun yetiştirmiş o yaşta bir insanın el üzerinde tutulması gerekir.
Yani zamanında bize öyle öğrettiler.
Yaşlılara saygı, hürmet, itibar.
Ancak ne yazık ki birçok değer erozyona uğradığından beri, bu tür vakalarda yaşanmaya başladı.
Bir parça altın için bir kadını, hem de o yaşında darp etmek için insanın bir takım melekelerden yoksun olması gerekiyor.
Bu tür olayların sayısı giderek artmasa, kişisel bir talihsizlik diyeceğim.
Ancak benzer örnekleri okumaktan, dinlemekten, hatta bazen yaşamaktan sıkıldık, bıktık…
Olayları yalnızca ekonomik zorluklara bağlamak bir çeşit kolaycılık olmalı.
İşin içinde eğitimsizlik, yanlış yetiştirilme, ilgisizlik, sevgisizlik ve başka birçok unsurlar da bulunmakta. Yaşamsal ihtiyaçları karşılamak için çalmayı, soymayı iş edinmek çözüm değil.
Ancak bu yolu izleyenlerin sayısı giderek artmakta.
….
17 Şubat 2015 tarihli bir tespite göre,
Geçmiş yıllara göre tutuklu ve hükümlü olarak cezaevlerinde bulunan çocuk ve gençlerin oranı %40 artış gösterdi.
Çocuk ve gençlerin cezaevinde bulunma nedenleri ise sırasıyla uyuşturucu, hırsızlık, gasp ve cinayet oldu.
1 Aralık 2017 tarihli bir diğer haber ise;
Her yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla Türkiye'de yüzbin kişi başına düşen ceza infaz kurumundaki kişi sayısı 251.
Ceza infaz kurumlarının 31 Aralık 2016 tarihindeki nüfusunun yüzde 63.8 ini hükümlüler ve yüzde 36.2 sini tutuklular oluşturdu.
Bu kişilerin yüzde 95.8 ini erkekler, yüzde 4.2 sine ise kadınlar oluşturdu.
Yukarıdaki bilgileri aktarmanın nedeni, artan suç oranını sizlere rakamlarla aktarabilmek.
Ekonomik, sosyolojik, psikolojik nedenler ise suç işleme oranının artmasına katkıda bulunmakta.
Dönelim Denizli’li Ümmü Çoşdan'a.
Dövüldü, yaralandı, soyuldu.
Üstelik kimseye yük olmadan ölebilmek adına sakladığı Reşat altınından da oldu.
Belki de hala yaşayabildiği, canından da olmadığı için şükrediyor.
Bizlere de bu haberleri acı ve üzüntüyle, “başımıza gelmemesi umuduyla” izlemek kalıyor.
İşte insanlığın geldiği nokta.
x x
Bu haber, işitme engelli bir milli güreşçi ile ilgili.
İzleyelim:
“Olimpiyat üçüncüsü Dünya ikincisi ve Avrupa şampiyonu olan işitme engelli milli güreşçimiz Seyfullah Karadeniz taşeron işçi olarak çalıştığı Çankırı Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü'nde tuvaletleri paspaslarken görüntülendi.
Uluslararası turnuvalarda kırka yakın madalya kazanan Seyfullah'a böyle bir iş verilmesi tepki çekti.
Çankırı Güreşçiler Gençlik Derneği Başkanı Talip Dönmez;
-Dünyada başarılı sporcular el üstünde tutulurken Seyfullah, yöneticilerin bu uygulamasına maruz kalıyor. Antrenman yapacağı saatlerde tuvalet paspaslıyor…
Dedi.
Dar gelirli bazı milli sporcular düzenli maaşları olsun diye kamu kuruluşlarının kadrolarına alınıyor.
Milli sporcular bu sayede uluslararası turnuvalara daha rahat hazırlanma imkanı buluyor….”

Haber böyle.
Şimdi bu satırları okuyunca, sanki paspas ve temizlik yapma işini küçümsediğim izlenimi oluşuyor.
Ama asla öyle değil.
Her işin, her mesleğin kendine göre ayrı bir önemi vardır elbette.
Üstelik adı ne olursa olsun bu işi düzgün yapmak toplumdaki taşların yerine oturmasını sağlar.
Ancak 40 madalyalı bir sporcu da paspas yapmasın arkadaş.
Madalyalarıyla gururlanıyorsak, sporunu geliştirmesi için gerekli olan altyapıyı da sağlamalıyız.
Uluslararası arenalarda yarışan birçok sporcu her türlü destekle hazırlanırken, kırk madalyalı bir milli sporcu da onlarla yarışabilecek hazırlıkları yapabilme hakkına sahip olmalı.
Dünya şampiyonası ikincisi, olimpiyat üçüncüsü Seyfullah Karadeniz'le ilgili olarak Çankırı Güreşçiler Gençlik Derneği Başkanı Talip Dönmez:
- Ay yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran milli sporcunun gördüğü muamelenin sorumlularının yaptığı cahilliktir ve üzücüdür. Hangi branştan olursa olsun Milli sporcularımızın olumsuz koşullarına sessiz kalmayacağız.
Seyfullah Karadeniz, devletin şeref aylığı bağlamış olduğu bir sporcudur. İlgili ve yetkili mercilerin bu konuya duyarlılık göstereceğine de şüphemiz yoktur…
diyerek tepkisini gösterdi.
x x
Birçok milli sporcunun yarışmalara kendi olanaklarıyla hazırlandıklarını, katılabilmek adına kredi dahi çekmek zorunda kaldıklarını zaman zaman örnekleriyle basında takip ediyoruz.
Oysa ki onların tek sorunu, daha iyi dereceler yapabilmek için daha iyi hazırlanmak olmalı.
Yoksa kendisine her türlü imkan sunulmuş sporcularla uluslararası arenalarda yarışmak her zaman başarı getirmiyor.
Adil mi, elbette değil.
Adil olan, değerlerimize değerini verebilmek, yalnızca yapması gerekene, hazırlığına odaklanmasını sağlayabilmek.
Sonucunda başarı da gelecektir.
x x
Sevgili okurlar haftaya yeni konularda bulaşabilmek dileğiyle
Şimdilik Esen kalın,
Hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık