• 13 Mayıs 2014, Salı 8:34
SedefErol

Sedef Erol

“HER ZAMANKİ GİBİ”
  Bugün iki ilginç “kadın katili” profilini paylaşacağız.
Öyle ki, basına malzeme olan bu iki haber, yakınlarını olmasa da , izleyeni, dinleyeni  her ne kadar dramatik yönü fazla olsa da güldüren cinsten!
Televizyonlardaki izdivaç programlarından birine katılan bir vatandaş, yayın sırasında önceki iki karısını öldürdüğünü, şimdi üçüncü bir eş aradığını söyleyiveriyor…
Sabah haberleri eşliğinde kahvaltı etmekte olduğum bir esnada, çatalımda zeytin, elimde ekmekle donakalıyorum.
Yanlış mı duymaktayım acaba?
Nikahsız iki eşini öldürmüş bir adam, üçüncü eş için evlenme programına başvurmuş, çok normal bir şeymiş gibi özgeçmişini anlatmakta ve kendisine talip olacak bir eş aramakta!
Böyle bir özgüvenin ilmi, tıbbi bir açıklaması var mı bilemiyorum…
Bir gazetenin açıklamasına göre olayın açılımı şöyle:
“Flash TV'deki izdivaç programı  Ne çıkarsa Bahtına  ya katılan altmışiki yaşındaki S.Ç., sunucu Hülya Boztepe'nin sorularını yanıtlarken:
- 1969'da Fadime ile resmi nikah yapmadan birlikte oturmaya başladık. Beş ay sonra sözümü dinlememeye başladı. Elimden bir kaza çıktı, baltayla öldürdüm. Beş yıl hapisten sonra 1974 affıyla çıktım. 2000'de de Yosma Evcil'le birlikte yaşıyorduk. Benim başıma keserle vurmaya kalkınca kendi gitti. Dedi.
Şoke olan sunucu Hülya Boztepe:
-Onu da mı öldürdün? Deyince, S.Ç. soğukkanlılıkla,
-Onu da öldürdüm, altı yıl hapis yattım çıktım diye cevap verdi.
Bunun üzerine Hülya Boztepe, S.Ç.'yi stüdyodan kovdu. Telefonla ulaştığımız S.Ç. gazeteye şunları söyledi:
-Arada evlendiğim başka hanım var,onu öldürmedim.
Ondan iki oğlum oldu. Ben iyi niyetimin kurbanı oldum. Benim gibi cezaevine girmiş çıkmış bir hanımla evlenmek istiyorum…
**
Daha önce iki karısını da baltayla öldürdüğü belirtilen aynı gazetenin haberine göre karılarını nasıl öldürdüğünü soğukkanlılıkla anlatan adam, stüdyodan kovulunca: “Savcılıktan cezaevinde ıslah olduğuna dair kağıt alıp izdivaç programlarına katılmaya devam edeceğini” beyan ediyor…
**
Vatandaş, canı sıkıldıkça, kafası kızdıkça birlikte yaşadıklarını kesmiş, biçmiş ve “Ben kader kurbanıyım” diyor, kendine inanacak, güvenecek birini arıyor,
Belki de yeni bir kurban…
Ama kendini savunuyor, arada bir tane var, onu öldürmedim diyor, yani hepsini de öldürmemiş.
Ama ne yapmış, terk etmiş.
**
Aklıma bir şey takıldı, bu programa katılanların özgeçmişlerini hiç araştırmazlar mı?
**
Bu konu ile ilgili internet aleminde yazılanları okudunuz mu bilmiyorum:
Birisi:
-Talip olarak kaynanamı göndereyim demiş,
Diğeri,
-İntihar etmek isteyip de cesareti olmayanlar başvurabilir, demiş.
Vatandaş, “Türk insanının yaratıcılığını” harekete geçirdi diyelim.
**
Hayatta herkes hata yapabilir.
Ancak bilerek ve isteyerek insan öldürmek hata olarak vasıflanlabilir ?
Aynı hata iki kez yapılırsa, artık o “hata” olarak kabul edilebilir mi?
İşte onu sorgulamak gerek…
**
Gelelim diğer “kadın katili” profiline…
Kadın katili çok da, bunlar “yok artık” dedirten cinsten…
“Her zaman nasıl dövüyorsam yine öyle dövdüm bu sefer öldü” diyen katilin olayı…
Gazetenin haberine göre:
-Karısını döve döve öldüren kocanın, polise verdiği ifade, “özrü kabahatinden büyük ” atasözünü akla getirdi. İstanbul Bağcılar Göztepe mahallesinde yaşayan C.E. bir süredir işsizdi. Bu yüzden eşi Remziye E. İle arasında sık sık tartışma yaşanıyordu. Geçtiğimiz günlerde karı-koca arasında tartışma çıktı. İddiaya göre C.E. sopayla karısını dövdü. Kocası tarafından hastaneye kaldırılan Remziye E.  Doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak öldü. Dayakçı koca ise polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
C.E. poliste verdiği ifadesinde, eşiyle şiddetli geçimsizlik yaşadığını belirtti. Karısını sopayla dövmediğini öne süren C.E. ifadesinde,
-Onu sopayla dövmedim, her zaman nasıl dövüyorsam öyle dövdüm. Yere düşüp fenalaştı. Onu hemen alıp hastaneye götürdüm. Ancak kurtulamadı, çok üzgünüm, dedi.
Poliste işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye çıkarılan C.E. tutuklanarak cezaevine gönderildi…
**
Bu olaydaki kilit nokta, katil kocanın ifadesi olmalı:
“Aslında her zamanki kadar dövdüm ama bu sefer öldü” olayı…
Yani her zamankinden daha fazla dövmediğim halde bu kadın niye öldü, suç onda der gibi…
Zaten bir kadın neden dövülür?
Dayak yiyen bir kadın, artık o kişiye sevgi ve muhabbet besleyebilir mi, yüreği coşabilir mi?
Sevgi korkuyla, zorbalıkla sağlanamaz, kadın kalbi bu şekilde hiç kazanılamaz.
Dayağın getirisi: korku, birlikteliklerde yeri olmaması gereken tek şey üstelik.
**
Şimdi bu katil kocanın içinde bulunduğu durumu “ekonomik bunalım, işsizlik v.s.” ile açıklamaya kalkanlar çıkacaktır, ancak dövülerek öldürülen Remziye E. de aynı sıkıntıları çekiyor, muhtemelen pişirmek için tencereye koyacak yemek bulamıyordu…
**
En sinirime giden de, karılarını öldüren erkeklerin, cinayet sonrası “üzgünüm, pişmanım” söylemleri…
Üzgün olsaydınız yapmazdınız, bunlar cezadan kıvırtma palavraları, ne kadar üzülürsen üzül, öldürdüğün geri gelmeyecek!
**
İki olay, iki katil, bir sürü mağdur,
Memleketimden insan manzaraları…
Bunlar bizim acı gerçeklerimiz,
Bu gerçeklerle yüzleşmek ve çözmek gerek.
Çözmek…
**
Son bir gülümseten ve düşündüren haber, geçtiğimiz günlerden:
Su sefer İtalya'dan.
Düşündüm, işin içinden çıkamadım.
Biraz da siz düşünün:
“İtalya'nın başkenti Roma'daki Sandro-Pertini Hastanesi'ne tüp bebek tedavisi için gelen dört çift arasındaki annelerden biri, işlem sırasında embriyoların karışması sonucu, başka birçiftin ikiz bebeklerine hamile kaldı. 4 Aralık'ta yapılan yanlışlık, bebeklerle ebeveyn arasında genetik uyumsuzluk fark edilince ortaya çıktı. Alınan tüm önlemlere rağmen yaşanan skandal nedeniyle hastanede tüp bebek işlemleri ikinci bir emre kadar askıya alındı…”
**
Hastanenin durumu neyse de, anne-babaların ve bebeklerin durumu ne olacak, geriye dönüşü ve çözümü olmayan bir durum.
Bazı hataların “hayati” olabildiğinin çok acı bir örneği…
Haftaya buluşabilmek dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık