• 01 Ağustos 2017, Salı 9:06
SedefErol

Sedef Erol

HAFTALIK
 Bu haftaya önce takımlarımızın aldıkları güzel sonuçlar ile başlayayım, sonra gireceğiz futbolla ilgili bir diğer konuya…
Önce Club Brugge - Başakşehir Şampiyonlar Ligi üçüncü ön eleme maçına bir bakalım.
Çarşamba gecesi saat 22.00, geçmişiz televizyonun başına, geçtiğimiz sezon şampiyonluğu kovalarken ligi Beşiktaş'ın ardından ikinci sırada bitiren başarılı ekip Başakşehir'i izlemeye başlamışız.
Belçika'da oynanan maçta yoğun Türk seyirci var, öyle ki tezahüratları bile duyulmakta.
İyi bir sonuç dilerken ilk 15 dakikada yenilen iki gol stada gelen Türk seyircileri ve TV başındaki bizleri buz kestiriyor.
Öyle ya, turu geçebilmek için İstanbul'da oynanacak rövanşta gol yemeden en az 3 gol atmak gerek, yani tur aslanın ağzında diyelim.
Birlikte maçı seyrettiklerim, “bu iş bitti” moduna girip maçı terketmiş olsalar da, ben pes etmiyor ve heyecan içinde izlemeye devam ediyorum.
Futbol bu, sonucu önceden bilinmez, oynamadan kazanılmaz, kaybedilmez, hani “top yuvarlaktır” derler ya, işte öyle bir şey….
Sonuçta üç-üç berabere biten maç tur için iyi bir sinyal veriyor.
Yenilmenin dışındaki sonuçlar Başakşehir'e yarayacak, tabi Club Brugge dört gol birden atmazsa!
Rakip sahada 3-3 berabere biten maç Başakşehir için çok iyi bir sonuç, umarım turu getirir.
İki sıfır yenik başlayıp da üç üç berabere biten bu maç bana bir olayı hatırlattı.
Birkaç yıl önce tribünde Giresunspor'un maçını izliyorum, maç bitmek üzere insanlar yavaş yavaş çıkış kapısına doğru ilerliyor, bense kalabalığa girmemek için biraz dağılmasını bekliyorum.
Maç bitmek üzereyken skor şöyle: Giresun 2-1 galip durumda, herkes mutlu mesut zafer sarhoşluğuyla stadı terketmekte.
Sonuç ne oldu dersiniz?
Seksendokuzuncu dakikada 2-1 galip olan Giresunspor, maçı 3-2 yenik bitiriyor.
Yani doksan artı da 2 gol birden yiyor.
Futbol bu, herşey olabiliyor.
Kalabalığa karışmamak için stadı erken terk edenler ise yendiğimizi sanıyor.
Aslında hakemin bitiş düdüğü çalmadan maç bitmiyor. Tribünde donup kaldığım o anı hiç unutmuyorum.
x x
Başakşehir'den Fener'e dönelim.
Yine deplasman maçı, bu kez rakip Avusturya – Stum Graz ekibi.
Fener de maçın ilk dakikalarında gol yese de sahadan 2-1 galip ayrılıyor.
Yine Türk seyircilerin tezahüratları ve gururla sona eren bir 90 dakika daha.
Her iki temsilcimiz de ilk maçlarında yüz güldürüyor. Oynanacak rövanş maçlarında turu geçmeleri dileğiyle…
x x
Şimdi biraz da kendi takımım olan Cim-Bom'u yazmak gerek değil mi?
Kariyerinde ilk defa ön elemede elenen takımım için ne yazayım bilmiyorum.
Üzüldük ancak elbette dünyanın sonu değil.
Müzesindeki kupalardan bugünlere çok kredi biriktirdiği bir gerçek.
Ancak başarısızlıkla övünecek halimiz yok, geçmiş güzel günlere dönelim istiyoruz.
Ben en çok, mali yapısı nedeniyle UEFA'dan iki yıl ceza alan Galatasaray'ın cezasını bir yıla indirmek için çabalayan ekibe üzülüyorum.
Bu çabanın sonucu ilk turda elenmek olmamalıydı.
Gelecek başarılara diyelim ve Şampiyonlar Ligi ve UEFA'da ter döken takımlarımızın yollarının açık olmasını dileyelim.
x x
Futboldan bahsetmişken biraz da Fatih Terim olayına girelim.
Kebapçı ile kavga olayı sonrası “ayrıldı”, “istifa etti”, “istifa ettirildi” durumu gizemini korusa da gerçek olan tek şey Terim'in artık Türkiye Futbol direktörü olarak göreve devam edecek olmayışı.
Federasyon yeni arayışlarda, 2018 Dünya Kupası elemelerine kalan son üç maç için Şenol Güneş'e teklif götürüldüğü, Güneş'in olaya sıcak bakmadığı yazılıp çiziliyor.
Daimi hoca olarak da Lucescu ya da Mustafa Denizli'nin adı geçiyor.
Üstelik Lucescu'nun adı, Galatasaray için de geçiyor.
Önümüzdeki zamanlarda bekleyip göreceğiz…
Başarı, hakedenin olsun…
x x
Bu kadar futbol yeter,
Şimdi bir “üfürükçü” olayına göz atalım.
Gazeteye göre;
“Samsun'da üniversiteli F.Ö. (27) ve Ü.Ö. (25) adlı kız kardeşler baş ağrısı çekiyordu.
Gördükleri korkunç rüyalardan kurtulmak istediler, doktor yerine üfürükçü Ahmet E.'ye (41) başvurdular.
Üfürükçü, evine gelen kızları yıkayıp vücutlarına Arapça harfler yazdı.
Şifa beklerken tacize uğrayan kardeşler şikayetçi oldu.
Gözaltına alınan Ahmet E., savcılıkça serbest bırakıldı.
Savcı yeniden yakalama kararı verdi, hoca gözaltına alındı…”
Şimdi ben bu habere ne yorum yapayım?
Yirmibeş ve yirmiyedi yaşında koskoca iki insanın doktor yerine üfürükçüden medet ummasını mı?
2017 yılının Temmuz ayında hala üfürükçü denen bir müessesinin olmasını mı?
Gazetelerin ve TV kanallarının her gün bu tip haberler yapmasına rağmen bu insanlardan deva aranmasını mı?
Nerden tutsan elinde kalıyor.
Aklını kullanmayınca da sonuç bu oluyor.
x x
Bu haber de ABD'nin Florida eyaletinden:
“Jamel Dunn (31) isimli bir adam, boğularak hayatını kaybetti. Boğulma anlarına ilişkin internette yayılan bir video, polisi harekete geçirdi. Jamel Dunn'ın suyun içindeki hayat mücadelesini kahkahalar atarak kaydeden gençler gözaltına alındı. Vicdansızların “yardım çağırmamak ve ölümü bildirmemek” suçundan yargılanması isteniyor.
x x
Vicdansızlığın ve insafsızlığın vatanı yok.
İnsanlığın çoğu, büyük bir aymazlık içinde.
Ancak uygar ülkeler, sorumlu tespit edip cezasını kesiyor.
Zira bir toplum, kasa içindeki çürük mandalinaları ayıklamadıkça, tüm kasa çürümeye mahkum oluyor.
Mesele, kasanın kalanını sağlam tutabilmekte…
x x
Sevgili okurlar, haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle;
Esen kalın,
Hoşça kalın….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık