• 29 Kasım 2016, Salı 8:44
SedefErol

Sedef Erol

GÜNDEM ÖZEL
 Televizyonda sabah haberleri sunan bir kanalın verdiği bilgiye göre:
2016 yılında 236 (ikiyüzotuzaltı) kadın öldürülmüş…
Henüz 2016 sonlanmadığına göre, yıl sonuna kadar bu sayının sabit kalmayacağı öngörülebilir.
Bu bir temenni olmasa da, ne yazık ki “öldürülen kadın” ya da “kadın cinayetleri”  sayısındaki artış ihtimal dahilinde…
Bir izleyici, aynı haber kanalına çektiği mesajda şöyle diyor:
-Verdiğiniz sayı, bedenen ortadan kaldırılan kadınları içeriyor, peki ya ruhen, moralman ölen kadınlar ne olacak?..
İlginç ancak bir o kadar da gerçekçi bir bakış tarzı.
Kadın cinayetleri manşetlere konu olsa da, acı ve korku içinde yaşamaya mahkum olan, sürekli tehdit ve tacizlere boyun eğmek zorunda kalan ve yaşamını bu şekilde devam ettirmeye çalışan kadınların dramı pek fazla ses getirmiyor..
Ancak öldürüldükten sonra basına konu olmak ise, söz konusu mağdurların hiç ama hiç işine yaramıyor..
Türk kadını, “analarımız baştacımızdır” konumundan, “dediğim gibi yapacaksın, istediğim gibi olacaksın, yoksa yaşam hakkın yok…” modeline geçmiş durumda.
Elbette bu yorum, kafasındaki “kadın” imajına yeni boyutlar katanlar için geçerli.
Ancak şu veya bu nedenle, gün geçtikçe artan kadın cinayetleri, tacizleri ve giderek dozu artan şiddet girişimleri toplumda kadına bakışın değişme eğilimi gösterdiğinin sinyallerini veriyor…
Oysa ki Türk kadını, bu saygısızlığı hiç haketmiyor. Kurtuluş Savaşı'nda desteği ve emeği asla inkar edilemeyen, Avrupa'nın birçok ülkesinden daha önce seçme ve seçilme hakkına sahip olan anne, eş ve çalışan olarak toplumda kendisine haklı bir yer edinen kadın modeli, bugün kazanımlarını kaybetmeme adına adeta bir yaşam savaşı veriyor…
Birileri bu duruma “dur” demeli, bu saygısızlığa bir son vermeli.
Yasaların düzenlemesiyle mi, eğitim düzeyinin yükseltilmesiyle mi, nasıl olacaksa, “kadına saygı” dozunun artırılma gerekliliği kendini giderek daha fazla hissettirmekte, burası kesin.
….
Şu, kamuoyunu ayağa kaldıran, çok çeşitli kesimlerden tepki alan “cinsel istismar” düzenlemesi örneğin. “Aklın yolu bir” sözünün hakkını verircesine, Meclis Komisyonuna iade edildi.
Bir kez daha gündeme gelmeyeceğini umarım.
Dünyanın en adi suçu olarak nitelenen ve insan onurunu ayaklar altına alan “tecavüz” eyleminin, şu veya bu nedenle “affedilme”, “aklanma”, “cezasının ertelenmesi” gibi bir lükse asla sahip olamayacağı inancındayım.  
Bu insanlık ayıbı eylemin hasarlarını bir de tecavüz mağdurlarına sormalı, bakalım neler düşünüyorlar…
Her ne nedenle olursa olsun, “cinsel istismar düzenlemesi”nin, hiç ele alınmamasını dilerdim.
Ancak varılan sonuç, zaten olması gerekendir.
Adalet Bakanı'nın tabiriyle “Bu konu artık kapanmıştır.”
Bir kez daha gündeme gelmemesi dileğiyle…
x x
Ele almak istediğim bir diğer konu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin otuzüçüncü kuruluş yıldönümünde Rahşan Ecevit'e saygısızlık yapıldığı haberi.
Gazetenin haberine göre:
- KKTC Büyükelçiliği tarafından düzenlenen resepsiyona ilerlemiş yaşına rağmen katılan Rahşan Ecevit'in bakanların, Genelkurmay Başkanı'nın ve büyükelçinin bulunduğu masaya davet edilmediği, bir köşede bırakıldığı ve resepsiyondan ayrılırken de asansör kapısında, Komutan'ın korumaları tarafından engellendiği yönündeki haberlere özellikle CHP ve DSP tarafından tepki gösterilmişti.
Saygısızlık olarak değerlendirilen olay; resepsiyon katında Genelkurmay Başkanı için hazır tutulan asansöre yönelen Rahşan Ecevit'e, asansörü tutan korumaların;
-Komutan geliyor, siz diğer asansöre binebilir misiniz?
şeklinde öneride bulunmalarıydı.
Olayı ertesi gün basından öğrenen Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, bu konuda araştırma yapılmasını, Rahşan Hanım'a bir saygısızlık yapılıp yapılmadığının tespitini istedi.
Olay araştırıldı, asansörü tutan Akar'ın korumalarıyla konuşuldu. Korumalar resepsiyondan çıkış sırasında katta iki asansörün de hazır olduğunu, Komutan için ayrılan asansörün yanındaki asansörün de hazır bulunduğu bilgisini verdi. Org. Akar'ın beklendiği sırada Rahşan Ecevit ve ona eşlik edenlerin geldiğini, Komutan için bekleyen asansöre yöneldiklerini, bu sırada korumanın kendisine; 
-Efendim, Komutan da geliyor, siz yandaki asansörü kullanabilir misiniz…
önerisinde bulunduğu belirtildi. 
Rahşan Hanım'ın bu öneriyi duymadığı, Akar için bekletilen asansöre bindiği ifade edildi. 
Korumanın ifadesinde; 
-Rahşan Hanım ve beraberindekiler binince, ben de asansörde onlara eşlik ettim ve istedikleri kata kadar indirip, asansörü tekrar yukarıya çıkardım” dediği öğrenildi.
Durum, Genelkurmay Başkanı'na iletildi.
Org. Akar,  şu talimatı verdi:
-Hemen Rahşan Hanım'ı arayın. Çıkan haberlere üzüldüğünü tahmin ediyorum. Benim de üzüldüğümü iletin. Ben Sayın Rahşan Ecevit'in resepsiyona geldiği yolunda bilgilendirilmedim. Haberim olmadı. Şu anda yurtdışında olduğumu, yurda döner dönmez, uygun olur ve kabul ederse kendilerini evlerinde ziyaret etmek istediğimi iletin…
Rahşan Hanım aranarak komutanın mesajı iletildi.
Rahşan Hanım, Akar'ın ilgisini ve nezaketini memnuniyetle karşıladı.
Rahşan Hanım'ın Ankara'da olduğu ve uygun bulunduğu gün, Orgeneral Akar'ın, kendisini evinde ziyaret etmesi bekleniyor.
Rahşan Hanım'ın Akar'ın bulunduğu masaya davet edilmediği eleştirileriyle ilgili olarak Komutan'ın yakın çevresine şu değerlendirmeyi yaptığı öğrenildi:
-Resepsiyonda Genelkurmay Başkanlığı ev sahibi değildi. Eğer ev sahibi biz olsaydık Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştiren rahmetli Bülent Ecevit'in eşi Sayın Rahşan Ecevit'i kapıda karşılardım ve elbette masama davet ederdim. Kendisiyle bizzat ilgilenirdim. Ancak ben Sayın Rahşan Ecevit'in resepsiyona geldiği konusunda bilgi sahibi değildim. …
Çıkan haberlerden dolayı biz de çok üzüldük…”
x x 
Bu olay ve haberlerden çıkardığım sonuç:
- Bir hatalı, fazla işgüzarca davranış (Rahşan Hanım'ı diğer asansöre yönlendirme girişimi) 
İki olumlu, medeni davranış:
-Genelkurmay Başkanı'nın üzüntüsünü dile getirişi ve gönül alma girişimi,
-Rahşan Ecevit'in nezakete nezaketle yanıt verme olgunluğu..
Arzulanan, beklenen ve dilenen güzel bir manzara…
Nezaket, uzlaşı ve hoşgörü…
İşte, beklenen tablo…
x x
Yeniden buluşuncaya dek,
Esen kalın,
Hoşça kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık