• 03 Ocak 2017, Salı 7:58
SedefErol

Sedef Erol

ESKİ ve YENİ YIL
 2016'yı tükettik, 2017'ye girdik.
Yaşlanmadık, yaş aldık diyelim, kibarca.
Öyle ya da böyle, hayattayız, yaşam serüvenimiz devam ediyor, oysa ki 2017'yi göremeyenler var ne yazık ki.
Örneğin 2016 Ocak ayında sevilen işadamı Mustafa Koç'u yitirmişiz. Türkiye bu şokla başlamış yeni yıla.
Devamında yitirilen değerler, bombalamalar, şehitler…
Bu bir umutsuzluk yazısı olmasın, 2017 acılarla dolmasın.
Dileğim bu.
Ülkem ve dünya için ana haber bültenlerinin “savaş, saldırı, bombalama, canlı bomba” vs. gibi olaylarla değil, “insanlık için yapılan yeni icatlar, çaresiz hastalıkların çözümü, terörün, açlık ve yoksulluğun sona erdiği gibi güzel haberlerle dolu olabilmesini umuyorum.
Umut, tükenmez bir ışıktır.
Umudunu kaybetmek, çok şey yitirmek demektir.
Üstelik bir ölçüsü, ederi, bedeli de yok.
İstediğiniz kadar umut edebilirsiniz.
Ancak asıl önemli olan, umutların hayata geçebilmesi, yalnızca özlem ve talep olarak kalmaması.
O halde hepimize, hepinize, ülkemize ve insanlığa; Terörsüz, olaysız, açlığın ve yoksulluğun hüküm sürmediği, çaresiz hastalıkların çözümlenebildiği, insanların insan gibi yaşayabildiği, olumsuz çevre koşullarının giderildiği, insanlar gibi hayvanların da yaşam hakkının gözetildiği, kadın cinayetleri haberlerinin yer almadığı mutlu, sağlık ve huzurlu bir yıl diliyorum.
İntihar saldırısı, terör gibi kitle katliamlarına yönelik saldırılar son bulsun, çekilen acılar son olsun…
Yeni yılınız kutlu olsun…
x x 
Hepimiz biliyoruz ki, ülkemizde 2016 yılı, cinsiyet hanesinde “kadın” yazanlar için pek de parlak geçmedi.
Bu saygısızlık ve sevgisizlik neyse ki genele çok yayılmadıysa da, öldürülen, katledilen, aşkına karşılık vermediği için yok edilen, ayrılmak istediği için kurşunlanan, işkence edilen kadınların öykülerine giderek daha sık rastlar olduk.
Nedir bu, zorlaşan yaşam şartlarının acısını, evdeki bedenen daha güçsüz olandan çıkarma durumu mu?
Yoksa kadına bakış açısının giderek değişme eğilimi göstermeye başlaması mı?
Nedeni ne ise farketmez, yaşanan olumsuzluklar kabul edilemez.
İnsanları cinslerine göre ayırmanın, birine diğerinden farklı yaklaşmanın, kadını saf dışı bırakmaya çalışmanın sonu bazen en uç noktalara ulaşabiliyor.
Bakın size Afganistan'da “akıllara zarar” bir örnek…
İşte haber:
“Afganistan'ın kuzeyinde, dinci terör örgütü Taliban'ın kontrolündeki Sarepul kentinde otuz yaşlarında bir kadın kafası kesilerek öldürüldü. Eşi İran'a çalışmaya gittiği için yalnız yaşayan kadının ev ihtiyaçlarını almak için çarşıya tek başına gittiği gerekçesiyle infaz edildiği belirtildi.
Taliban, kadınların tek başına sokağa çıkmasını yasaklamıştı….”
Bu habere yapacak bir yorum bulamıyorum.
“Ev ihtiyaçlarını almak için çarşıya tek başına (anahtar kelime tek başına) giden kadının infazı…
Yani, yanına beş-on yaşında bir çocuk alsa, infazdan kurtulacak. (!)
Düşündüm, düşündüm, insanlığıma sığdıramadım.
Afgan toplumundaki kadınların çilesini gözümde canlandırmaya çalıştım.
Korku dolu bir esir hayatı olsa gerek.
İnsanlık adına kabul edilemez olsa da yirmibirinci yüzyıl Afganistan'ının acı bir gerçeği…
Biz kadınlara, toplumda diğer cinsle eşit haklar sağlayan ecdadımızı saygı ve minnetle anıyorum.
x x
2016'nın bir kabusu terör, bir diğeri de yoksulluk, açlık.
Yine ülke dışından bir haber paylaşayım:
“İran'ın başkenti Tahran'da onlarca evsizin kışın soğuktan korunmak için Nasirabad mezarlığındaki boş mezarda kaldığı ortaya çıktı. Mezarın üstünü naylon ile kapatarak hayatta kalmaya çalışan evsizler, ülke gündemini sarstı. Bu dram karşısında Oscar ödüllü İran'lı yönetmen Asgar Ferhadi, sessiz kalamadı.
Cumhurbaşkanı Ruhani'ye mektup yazdı.
Ferhadi, yetkililere:
-Yoksulluğun sillesiyle yüzleri kızarmış onurlu insanların durumunu görmek için halka karışın…
Dedi.
Öte yandan olay ortaya çıktıktan sonra evsizlerin mezarlıktan dövülerek çıkarıldığı iddia edildi.
….
Henüz hayatta olduğu halde, çaresizlikten boş mezarlara sığınan insanlar…
Ne acı değil mi?
Olay İran'da ortaya çıkmış olsa da, çaresizlik ve yoksulluk dünyanın her tarafında yaşanmakta.
En çok da sosyal refaha ulaşamamış ülkelerde…
Konuya duyarsız kalmayan yönetmen Asgar Ferhadi'nin yazdığı mektup ise bir gerçeğe işaret etmekte:
“Yoksulluğun sillesiyle yüzleri kızarmış onurlu insanların durumunu görmek için halka karışın”….
….
2016'dan bir de “gülümseten” bir haber paylaşalım:
“Amerika Arkansas'ta Ashlynd Howell (altı yaşında) yılbaşı hediyesi olarak annesinden Pokemon oyuncakları istiyordu. Ancak annesi almıyordu. Ashlynd, Apple Iphone marka telefonunun “parmak izi” kilidini uyuyan annesinin parmağıyla açtı. Sonra da internet sitesinden annesinin bilgileriyle iki bin liralık Pokemon oyuncağı“ aldı.
Normal gözle bakarsanız, yani yetişkin eylemi olsa, olay “sahtekarlık” boyutuna giriyor.
Ancak küçük bir çocuğun parlak zekası durumu, işin boyutunu değiştiriyor.
O yaşta bunu akıl edebilmek ve o siparişi yapabilmek enteresan.
Ancak bu çocuğun zekasını ve yeteneğini olumlu işlere yönlendirebilmek, bu ailenin misyonu olmalı.
Zira bu parlak zeka, biraz tehlikeli sularda yüzüyor gibi geliyor….
….
2016 bitti gitti, eğrisiyle doğrusuyla son buldu.
Hafızalarda daha çok acıların izleri kaldı, canlı bomba eylemleri, terör, Ortadoğu'daki savaş, şehitlerimiz, acı çeken insanlar gibi.
Yenisinin barış, huzur, mutluluk, sağlık getirmesi dileğiyle;
Yeni yılınız kutlu olsun sevgili okurlar.
Haftaya buluşabilmek dileğiyle,
Esen kalın,
Hoşça kalın…
NOT: Bu yazımın gazeteye iletilmesinden sonra meydana gelen Yılbaşı gecesi Ortaköy terör faciası sizler gibi beni de derinden yaraladı. Söyleyecek söz bulamıyor, sabırlar diliyorum.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık