• 05 Aralık 2017, Salı 8:13
SedefErol

Sedef Erol

EĞRİSİ ve DOĞRUSU
 Aynı toplum içinden çıkmış, birbirinin tam tersi iki ayrı olay var karşımızda.
Birbirinin zıddı bu iki durum insanı gerçekten şaşırtıyor.
Elbette biri kötü, biri iyi anlamda.
Ne yazık ki bir toplumdan her türlüsü çıkıyor.
İyi örneği sonraya bırakarak kötü olanından başlayalım ki, sonu iyi bağlansın.
“Bunu yapan insan olamaz” diye başlık atmış gazete.
Vicdanı olan herkesin onaylayacağı bir tespit.
Bakın ne olmuş :
“Konya Ereğli'deki Akgöl sazlığında öldürülmüş altı flamingo bulundu. Tüfekle vurulan flamingoların boyunları kesilmişti.
Üstelik bu sazlık 1995'ten beri Tabiatı Koruma Alanı.
Milli Parklar Genel Müdürlüğü konuyla ilgili henüz açıklama yapmadı….”
…..
Bu haber size ne hissettiriyor?
Bende öfke, dehşet, nefret faillerini yakalayıp en ağır şekilde cezalandırma isteği uyandırıyor. Önce vurup, sonra boynunu kesmek…
Kalem bile zorla satırlara döküyor bu vahşeti.
Tabiatı koruma alanında tabiatı, insana dair duyguları, insanlığı katleden caniler…
İçimizden birileri…
İnsan müsveddeleri…
Belki de öldürdükleri anaları, babaları, karıları, çocukları.
Onlara yapamadıklarını bu zavallıcıklara yapıyorlar muhtemelen.
Hem de “Tabiatı Koruma Alanı”nda.
Aynı havayı soluyor olmak acı verici.
Şimdi sırada iyi örnek var.
Neyse ki henüz “insanlığın”, “adam gibi adam olma”nın soyu tükenmemiş…
“Manisa'da sarılık hastası yedi aylık Can Çetin'in karaciğeri on beş gün önce iflas etti. İzmir Kent Hastanesi'ne yatırıldı. Uygun karaciğer bulunması için kampanya başlatıldı. İki çocuk babası itfaiyeci Demircan Edizel (38), sosyal medyada kampanya görünce başvurdu.
Yapılan test sonucu nakil yapılabileceğine karar verildi.
Demircan Edizel'in tanımadığı bebeğe karaciğerinden parça verecek olmasını eşi Ayşe ile çocukları Ferhat (10) ve Melek (12) çok destekledi.
Nakil yapıldı. Can'ın annesi Aysun ve babası Ünal Çetin Şöyle dedi:
“Doktorlar çocuğumuzun birkaç gün ömrünün kaldığını söylemişti. Demircan Bey gibi insanlar ne mutlu ki hala var…”
Yedi aylık Can Çetin'in sarılıktan iflas eden karaciğeri değiştirildi, bebek yakında sağlığına kavuşacak…”
……….
Ne güzel bir haber değil mi, hiç tanımadığı bir bebeğe karaciğerinden parça vermek.
“Bana ne” dememek, ameliyatla bitecek olan bir süreci göze almak, belki de bundan sonraki yaşamı için bazı kısıtlamalar getirebileceğini kabul etmek…..
Karaciğer nakline gönüllü olan Demircan Edizel'in yetiştirdiği çocukları bir düşünün, büyük bir olasılıkla bunlar da yarın topluma yararlı bireyler olarak yaşamlarını sürdürecekler.Peki flamingo vurup boynunu kesenlerin yetiştirecekleri nasıl olacak ?
Babanın suçu çocuğa ihale edilmese de, örnek belli, balık baştan kokmuş.
Kendi özel çabaları ve vicdanları ile bu girdaptan çıkamazlar ise, akibetin ebeveynler gibi olması ihtimal dahilinde…..
Tanrı tüm canlıları vicdan yoksunlarından korusun…
x x
Organ bağışı ile ilgili örneği anlatmışken yakınlarımla ilgili iki güzel örnek vereyim istedim.
Bir yakınım, erkek kardeşine iliğini bağışladı, bir müddet sonra acı son gerçekleşmiş olsa da, belki de kısacık ömrünün biraz daha uzamış olmasına vesile oldu.
Bir diğer yakınım ise böbrekleri tamamen iflas etmiş olan kız kardeşine bir böbreğini vererek yaşama tutunmasını sağladı.
Şimdi her ikisi de tek böbrekli ancak sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmekteler.
Konu açılmışken, organ bağışı ve organ nakli ile ilgili birkaç cümle ekleyelim:
“Organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen yıl giderek artıyor. Bu artışın nedenleri arasında obezite, hipertansiyon, doğuştan gelen hastalıklar, akraba evlilikleri ve yanlış yaşam alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Hastalarla birlikte ailelerin de yeniden hayata bağlanması ise ancak organ bağışı ile mümkün olabiliyor.
On sekiz yaşını doldurmuş ve akli melekelere sahip her birey kendi isteği ile bağışta buluna biliyor.”
………
Sevgili okurlar, bu hafta size iyi kötü' den birer örnek sundum.
Hayvan işkencelerini ve işkencelerini sık sık ele alışımın nedeni, kendilerini insandan koruyamayan bu zavallıcıklara karşı duyduğum utanç (insanlığımdan ötürü) ve bu tip olayların sürekli devam ediyor oluşu.
Hayvan işkencelerine izin vermeyerek aramızdan dışlayalım.
Satırlarımı, güzel bir Temel fıkrasıyla sonlandırayım:
“Golf kulübünün soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmış. Temel açmış ve giyinirken konuşmaya başlamış:
Alo, Merhaba şekerim kulüpte misin?
Evet
Ay ben burada süper bir deri ceket gördüm, bin dolarcık, alabilir miyim?
Oluuur… madem ki çok sevdin al tabi…
Aslında buradan öncede galeriye uğradım, 2018 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte bir tane buldum.
Ne kadar ?
60 bin dolar…
O Parayı vereceksem bütün aksesuarları isterim ama…
Yaşasınnn… Bir şey daha var… Geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 bin dolar istiyorlar.
Tamam ama 420 bin dolardan fazla verme sakın…
Oldu şekerim. Sonra görüşürüz, seni seviyorum.
Ben de seni, görüşürüz…
Temel telefonu kapatıp şaşırmış bir şekilde onu seyrederken topluluğa dönüp sormuş:
Bu telefon kimin, bilen var mı ?
……………..
Sevgili okurlar, haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle,
Esen kalın,
Hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık