• 26 Mayıs 2015, Salı 9:52
SedefErol

Sedef Erol

EĞİTİMCİ
 Ünlü ve çok sevilen “Bir başkadır benim memleketim” şarkısı varya, slogan olarak gerçekten toplum ruhumuza çok uyuyor ve ben de yazılarımda sık sık kullanıyorum.
Ne zaman özel, yani bize özel görüntülere rastlasam, hemen içimden “bir başkadır benim memleketim”i mırıldanmaya başlıyorum.
Ülkemin insanı ile bu şarkıyı o derece özdeşleştirmişim yani, o derece.
Sabahleyin kahvaltı ediyor ve bir yandan kahvaltı haberlerini izliyoruz, çocuğun kafası tahtayı siliyor, daha doğrusu öğretmeni tutmuş saçından başından, silgi olarak öğrencinin başını kullanıyor, ilginç…
Silgileri kaybolmuş sanırım (!)
Medeniyet bu ya, diğer öğrenci de çekmiş telefonuna, bütün Türkiye'ye yayınlayıvermiş!
Zamane çocuğu bunlar, bir eyleme girişmeden önce bir durup üç düşünecek, tüm ülkeye afişe olmamanın hesabını yapacaksın.
En azından genç bir delikanlının, arkadaşlarının yanında onurunu kırmayacaksın.
Bir zamanlar kendinin de öğrenci olup kimbilir ne haylazlıklar yaptığını unutmayacaksın.
Neyse, soruşturmaya girmiş bir konu hakkında daha fazla fikir yürütmeyelim de, konuya başka koldan yürüyelim…
Öğrenci öğretmenden iyi not, anlayış, iyi davranış, güzel yaklaşım ve dostça, arkadaşça bir ilişki, öğretmen öğrenciden; saygı, dersine ilgi, çalışkanlık ve dürüstlük bekler.
Öğretmen ilerde öğrenci olmaz ama (özel durumlar hariç) öğrenci ileri de öğretmen olabilir.
Anlatmaya çalıştığım şu;
Her öğretmen bir zamanlar öğrenciydi;Hem olgun bir yaşta olması bakımından (öğrenciye göre), hem de bir zamanlar öğ-rencilik deneyimi yaşamış olması bakımından, bu ikili ilişkide, öğrencisini anlama ve yönlendirebilme şansı elbette daha fazla.
Birçok öğretmen arkadaşım var, bazen sabırlarının ne kadar zorlandığını tahmin edebiliyorum ancak öğrencilerine karşı ne kadar sevgi ve hoşgörü dolu olduklarını da iyi biliyorum…
Gelelim tahtayı kafasıyla silmek zorunda kalan öğrencinin olayına.
Bu bir fiziksel şiddet görüntüsü olmasa da, şiddet her zaman fiziksel olmayabiliyor.
Bu da, canlı bir örneği…
**
Bu olaydan hareketle, dünyada ve ülkemizde öğrencilere reva görülen (!) ilginç cezaları bir tarayayım dedim ve şu şaşırtıcı sonuçlara ulaştım.
Çin'den başlayalım:
-Çin'de sosyal medyaya yansıyan olayda, Hunan eyaletindeki Hemşirelik Yüksekokulun'da bir öğretmen, tüm uyarılarına rağmen derste ay çekirdeği yiyerek gürültü yapan öğrencilerine şu cezayı verir:
Gürültü yapan onaltı öğrenciyi okulun koridorunda toplayan öğretmen, ceza olarak öğrencilerinden onbeş kilo çekirdek yemelerini ister. Öğrenciler ceza olarak yedikleri iki buçuk kilo ay çekirdeğinden sonra özür diler ve hatalarını kabul eder. Bunun üzerine öğretmenleri cezayı iptal eder.
Olayın meydaya yansımanın ardından aynı öğretmen verdiği cezanın uygun olmadığını ve öğrencilerinden özür dilemeyi planladığını ifade eder.
Yine bir başka Çin cezası:
Zayıf not alan kız öğrencileri çubukla döven Çinli öğretmen;Bir öğrenci tarafından gizlice kameraya çekilmiş…
**
Gelelim bize…
Antalya'da bir ilköğretim okulu öğretmeni hakkında veliler, öğrencilere ceza olarak yüzer kez “Ben geri zekalıyım” yazdırdığı gerekçesiyle şikayette bulundu. 
Bu öğrenciler, konuştukları için sınıf başkanı tarafından isimleri tahtaya yazılan öğrenciler.
Söz konusu şikayet şu anda müfettiş incelemesinde.
Velilerin şikayet gerekçesi ise “çocukların psikolojisinin bozulduğu”…
**
Yine ülkemizde bir başka ortaöğretim okulunda ondört yaşında bir delikanlı, saçı uzun olduğu ve uyarılara rağmen kestirmediği gerekçesiyle öğretmeni tarafından ve sınıf içerisinde gelişigüzel şekilde traş edilir.
Bu olayda “çocuğunun onurunun zedelendiğini” beyan ederek başvuruda bulunan babanın isteği sonucu müfettiş incelemesine alınır…
**
Ben hep öğrenci oldum, hala da resim öğrencisiyim, hiç öğretmen olmadım, o nedenle biraz da öğretmenlerin bakış açısından görebilmek adına sosyal medyayı karıştırdım, şu ilginç yazışmalara ulaştım;
-Bir öğretmen şöyle bir yorum yapıyor;
Ben başedemediğim öğrencilerime asla fiziksel şiddet uygulamam, teneffüs cezası veririm, gün boyu teneffüse çıkarmam.(Umarım zorunlu ihtiyaç molası veriyordur.)
-Bir diğeri yaramazlık yapanı(ilkokul öğretmeni) dışarı çıkarırım diyor.
-Bir başka öğretmen asla dışarı çıkarmam, başına bir şey gelirse sorumlu ben olurum diyor (sokağa kaçabilir, Giresun'da böyle bir olay oldu.)
-Bir öğretmen güzel bir yorum yazmış;
Benim de çeşitli yöntemlerim var;
Hafta içi davranışa göre yıldız veririm, en çok yıldızı alana hafta sonu ödül veririm, yaramazlık yapıp söz dinlemeyeni görmezden gelirim…
**
Saçlarıyla tahta silmek zorunda bırakılan öğrenci görüntülerinden, güzümüzün öğrenci – öğretmen ilişkilerine geldik.
Çocukken ellerimizi kuzu kuzu uzatır, birer cetvel yer rahatlardık.
Benim dönemimden olup da, cetvelin tadının bilmeyen yoktur sanırım.
Üstelik ben sınıfın uslularındandım.
Yaramalarını artık siz hesap edin.
Ancak eğitimin cetvelle, kızılcık dalıyla ölçüldüğü günler çok geride kaldı.
Şiddetin de yalnızca fiziksel şiddetten oluşmadığı keşfedildi nice zamandır…
Eğitimciye gelirsek;
Kendisinin de bir zamanlar bu yoldan geçtiğini, gençlerini kanının deli gibi aktığı en zorlu yaşlarında olduğunu, ileride büyük bir olasılıkla kendini bu gençlerin ellerine teslim edeceğini unutmayacak…
Unutmayacak…
Haftaya buluşabilmek dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık