• 31 Mart 2015, Salı 9:03
SedefErol

Sedef Erol

DÜNYA HALÂ DÖNÜYORSA…
 Eskiden, “İnsaniyet namına” diye bir söz vardı.
Ve “mühim olan insanlık” sloganı…
Şarkı sözlerine konu olan bir slogan.
“Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık!...”
Değerler böyleydi,
İnsanoğlu değişti, değerleri de bu değişime ayak uydurdu…
Maddiyat, menfaat ön saflara geçti.
Kendi çıkarlarını erdemlerinden üstün tutan toplumlar yetişti…
Ama;
Aması var, dünyanın prim yapan değerleri değişiklik gösterse de, kendi değerlerini, erdemlerini yitirmeyenler de var.
İyi ki.
Bir özürlünün tekerlekli arabasını çalan da aynı insanoğlu,
Bir kediyi ezmemek için arabasıyla direğe çarpan da!
Fark, yetişip şekillenmelerinde,
Aldıkları eğitimde,
Barındırdıkları sevgi  ve hoşgörüde…
Ve unutulmaması gereken en önemli nokta, ilk eğitimin ailede başlaması…
Bir çocuğa hangi değeri yüklerseniz, muhtemelen o yolu izleyecektir.
Veya doğru ya da yanlış, kendi yolunu seçecektir. 
**
Geçtiğimiz hafta yaşanan üç ayrı olay üzerine üç ayrı yorum yaparak, yukarıda yaptığım girişe açıklık getirmek isterim.
İlki Erzurum'da yaşandı.
Şimdiye dek defalarca örneğine rastlanmış ancak bir türlü önü alınamamış bir düşüncesizlik örneği…
Geçtiğimiz günlerde
Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencileri Mukaddes Yasan ve Elif Çelebioğlu yürüdükleri caddede yayalara yeşil ışık yanınca karşıdan karşıya geçmek isterler. Bu sırada M.Ö. yönetimindeki  özel halk otobüsü , kendisine kırmızı ışık yandığı halde dönüş yapar ve iki genç kıza çarpar.
Elif Çelebioğlu'nun yaralı kurtulduğu olayda ne yazık ki Mukaddes Yasan otobüsün altında kalarak yaşamını yitirir.
Basının haberine göre, çok sayıda meraklı kişinin bulunduğu kaza yerinde polisin: “İçinizde otobüste yolcu olan var mı? Bakın burada bir can gitti, can. Bir Allah'ın kulunun şahitliği gerek” ikazına rağmen, kaza yapan otobüste bulunan yolcuların, “Başımı belaya sokamam” diyerek şahitlikten kaçındıkları ortaya çıkar.
Oysa o yerde yatan cansız beden kendileri ya da yakınları olabilirdi.
Empati yapmak, yani kendini o kişinin yerine koyarak davranış ve düşünceleri bu şekilde biçimlendirmek gerek…
Üç-beş saniye kazanacağım diye gencecik bir canı yokeden bu düşüncesiz sürücü kadar, olaya şahit oldukları halde “başım belaya girer” korkusuyla sessiz kalan görgü tanıklarına da tepkiliyim.
“Görmedim, duymadım, bilmiyorum” sloganını ilke edinen bu tür insanlar nedeniyle toplum bir türlü çürüklerini ayıklayamamakta, hatalar, hataları kovalamakta!
**
Neyse ki, insanoğluna dair umut verici olaylar da yaşanmakta.
İşte İskenderun'dan bir haber:
“Hatay İskenderun'da Şehit Pamir Caddesinde yürüyen bir kuyumcu olan Atakan Gözüküçük, kaldırımda 1.150 (Binyüzelli) lira bulur.
Gözüküçük, bir polis gibi çevredeki işyerlerinin güvenlik kameralarının görüntülerini inceler ve parayı yaşlı bir kişinin düşürdüğünü tesbit eder. Dört gün süren çalışmasının sonunda parayı düşüren kişinin emekli işçi Durmuş Tunç olduğunu belirler, yaşlı adamın telefonunu bularak parayı teslim eder…”
Bu olay, bir gazetenin iç sayfalarından birinde, küçücük bir köşede yer bulmuş kendine.
Oysa arzettiği önem bakımından, en başlarda ve ilk sayfada yer almasını yeğlerdim.
Hem topluma örnek olması açısından, hem de bu zamanda “eşine az rastlanır” bir durum olması bakımından!
Düşünün, kaç kişi yerde bulduğu bu parayı, zaman harcayarak ve sahibini dedektif gibi arayarak teslim eder!
İnsanlık adına yapılan ve muhtemelen “parayı düşürmesi nedeniyle büyük bir sıkıntıya giren emekli işçi Durmuş Tunç'u sevindiren” kuyumcu Atakan Gözüküçük'ü yürekten alkışlıyorum…”
**
Konumuz insanlık ve insanoğluyken, Datça'dan yükselen bir feryadı aktarmakta yarar var. 
Bir okurun gazeteye yolladığı sitem satırlarını aktarıyorum:
“Datça'da yaşayan tüm evcil hayvanların yaşam haklarına tecavüzde bulunuldu. Bir kısım köpek kurtarıldı ancak içlerinde sahipliler de olmak üzere  pek çok köpek ve kedi zehirlenerek öldürüldü.
Ne yazık ki içlerinde benim de iki can yoldaşım bulunuyordu.
Emniyete aynı gün suç duyurusunda bulundum.
Yaptığım araştırma ve veterinerle yaptığım görüşmelerde halen bu tür vakaların yaşandığı belirtildi.
Sayı kesin olmamakla birlikte, Karaincir tatil sitesinde yaklaşık yirmibeş kedinin de zehirlendiği, mahalli gazetenin internet sitesinde 19 Mart günü yayınlandı.
Haber yerel gazetede “Karaincir'de çok sayıda kedi, önceki gün kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce zehirlenerek öldürüldü ve ardından çöp konteynırına atıldı. Ölen kedilerin arasında sahipli olanlarında bulunması dikkat çekti. 
Çöp bidonlarında kedilerin cansız bedenleriyle karşılaşan site sakinleri ise gördükleri korkunç manzara karşısında şoke oldu ” şeklinde yayınlandı.
…”
Sizden ricam bir canlının yaşama hakkını elinden alan bu canilerin bulunması ve adalete teslim edilmesi konusunda yardımlarınızı esirgememenizdir.
Okuyucunun feryadına neden olan bu vahşet, ne yazık ki birçok yerde yaşanmakta. Doğal ortamda üreyen ve çoğalan hayvanlar ya katlediliyor, ya da açlıktan ölecekleri ıssız mekanlara taşınıyor.
Bu zamanda “kısırlaştırmak” gibi daha insancıl bir yöntem varken bu yollara başvurulması, insanı insanlığından utandırıyor.
Hindistan'da, “canlıların yaşam hakkına saygı”  adına en tehlikeli ve ölümcül hayvanlara bile dokunulmadığını biliyor muydunuz?
**
Herkesin çıkarlarını gözetmek zorunda olduğu dünyanın bu çağında ve ortamında, bu çıkarları, başkalarını ezmeden gözetme olanağı da var.
Va hala yeryüzünde başkalarının haklarını, kendi hakları kadar gözeten insanlar yaşamakta…
“Dünya hala dönüyorsa, bu iyi insanlar yüzünden olmalı” sözünü haklı çıkarırcasına !...
Haftaya buluşuncaya dek, tüm güzelliklerin ve erdemlerin yanınızda olması dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık