• 06 Ocak 2015, Salı 9:10
SedefErol

Sedef Erol

DOĞA'NIN İNTİKAMI
 Önceki yılın sonunun ve yeni yıl başlangıcının ilk buruk haberleri batan gemiler ve okyanusta kaybolan uçak idi sanırım.
Uzman görüşlerine göre, son yılllarda doğa felaketlerinin çoğalmasının nedeni, dünyanın doğal dengesinin bizzat insanoğlu tarafından bozulması, yok edilmesi.
Nüfus artışına bağlı olarak artan hava kirliliğinin, bilinçsiz yerleşim nedeniyle bizzat insanoğlu tarafından yok edilen yeşil alanların ve ormanların ve yine insanoğlu tarafından oluşturulan birçok etkenin yaşlı dünyamızda yarattığı olumsuzluklar, doğa felaketleri olarak karşımıza çıkmakta.
İnsanoğlu yarattığı bu canavarla savaşsa da, sonuç baştan belli: Bugüne kadar yeterince saygı görmeyen doğa, felaketleriyle insanoğlundan hesap sormakta…
Dünyadaki son yüzyıl içinde yaşanan doğa felaketlerinin bazılarını şöyle bir gözden geçirelim:
-Dünyanın en güçlü volkanik felaketiyle tanışıyor Endonezya. 1815 yılında Tambora volkanının patlaması üzerine tam doksanikibin kişi yaşamını yitiriyor.
-1931 yazında Çin'de yaşanan büyük sel felaketi…
Çin'de bulunan üç büyük gölün taşarak birleşmesi sonucu oluşan can kaybı tam üç milyon kişi.
-1933 yılında gökten yağan buzlarla kutuplara dönen ABD, 2003 yılından sıcak hava dalgasıyla sarsılıyor. Aşırı sıcak havanın tüm Avrupa'ya yayılması sonucu yalnızca Fransa'da ondörtbin, Portekiz'de ise üçbin kişi yaşamını yitiriyor.
-Ve depremler…
Ülkemizin acı deprem geçmişini ve kahredici bilançosunu yakinen bilmekteyiz. Gelelim son yıllarda dünyada yaşanan deprem felaketlerine:
Bu konuda Güney Amerika ülkelerinden Şili başı çekmekte. 1960 yılında Rihter ölçeğine göre dokuz buçuk şiddetiyle sarsılan Şili'nin yüzde kırkı yıkılıyor, depremden sonra tsunami oluşuyor, insan kaybı ise üçbin civarında.
Deprem ve son-rasında oluşan tsunami sonuncu Şili'nin harita üzerindeki konumu değişiyor.
-Yüzyılın unutulmaz, filmlerine konu olan Titanik faciası…
Zamanına göre en üst seviyede donanımla imal edilen ve “Batmaz gemi” olduğuna inanılan Titanik, daha ilk seferinde, 15 Nisan 1912 tarihinde bir buz dağına çarparak iki saat kırk dakika içerisinde tamamen sulara gömülüyor.
Sonuç: Binbeşyüzondört (1514) ölü…
Enkazı ancak 1985 yılından bulunabilen Titanik gemisinde yaşanan bu büyük facianın sorumlusu olarak filikaların azlığı gösterilmekte…
- Tarihin en büyük nükleer felaketi olarak gösterilen Çernobil reaktör kazası var sırada…
16 Nisan 1986'da Ukrayna-Kiev'e bağlı Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktöründe bir deney sonucu oluşan bu felaketi, dünya ancak dört gün sonra, 30 Nisan 1986'da öğrenebiliyor…
Çalışanlarının ve personelinin yüksek radyasyona maruz kaldığı bu büyük patlama sonucu yayılan radyasyonun, yüzbin yıl daha var olacağı tahmin edilmekte.
Kurbanlarının sayısının ve gelecekteki sonuçlarının bile tam olarak belirlenemediği bu nükleer felaket sonucu ölenlerin sayısı bir görüşe göre dörtbin, bir diğerine göre doksanbin civarında.
Kaza bölgesi yakınında yaşayan ikiyüzyetmişbin kişinin ise, gelecekte ölümcül olacak  şekilde kansere yakalanacağı varsayılıyor..
-Japonya'da 2011'de yaşanan büyük deprem sonucu oluşan tsunami ve sonrası…
2011 yılında, Japonya'nın kuzeyinde ve denizin otuzbeş kilometre derinliğinde meydana gelen deprem sonucu oluşan tsunami, kuzey Japonya'da büyük bir felakete neden oluyor, can ve mal kaybının yanı sıra yanan nükleer santraller ve petrol tesislerinden yayılan zehirli sızıntılar, bölge için büyük bir tehdit oluşturuyor…
**
Yüzyılın felaketleri o denli çok ki, buraya ancak bir kısmını alabildim.
Üstelik bunların bir kısmı doğa ile ilgili olsa da, bir kısmı bizzat insanoğlunun marifeti…
Titanik ve Çernobil facialarını “İnsanlığın yarattığı felaketler” diye nitelemek yanlış olmaz sanırım.
Ülkemizde yaşanan 1999 depremi de buna bir örnektir, nedeni doğa olsa da sonucu insanoğlu marifetiyle belirlendi.
Deprem uzmanlarının dediği gibi “İnsanları deprem değil, çürük binalar öldürür…”
**
Bu kadar ayrıntıya girmemin nedeni, son günlerde yaşanan iki ayrı deniz kazası.
İtalya'nın Ravenna limanı açıklarında başka bir yük gemisiyle çarpışarak batan “Gökbel” adlı yük gemisindeki iki Türk mürettebat ben bu yazıyı yazdığım sırada henüz bulunamamıştı. Çok acı olsa da, yaşamlarından artık umut kesildiği belirtilmekte…
Diğer kaza ise Yunanistan'dan İtalya'ya giderken yanan “Norman Atlantic” adlı turist taşıyan yolcu gemisi.
Halen kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin kurtulduğu, hatta yolcu sayısının bile belirlenemediği bu büyük kazada İtalyan yetkililerinin ve kurtarma ekiplerinin iyi bir sınav verdiğini söyleyebilmek mümkün değil.
Kazazedelerin ifadeleri ve yayınlanan görüntüler, krizin iyi yönetilemediği izlenimini uyandırmakta.
Sonucun ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
**
Tüm yukarda anlattıklarım, yirminci yüzyıl felaketleri, yaşanan büyük acılar şu mesajı haykırıyor adeta:
-İnsanoğlu doğanın gücünü bilerek ve saygı duyarak yaşam tedbirlerini buna göre almalı, içinde yaşadığımız bu dünyaya zarar verecek oluşumlardan kaçınmalı.
Ağaç kesimi, hava kirliliği, çürük binalar, asıl felaketler bunlar olmalı…
Diğerleri doğanın elindeyse de, bunlar insanoğlunun elinde.
Yapmak ya da yıkmak!
Karar, ademoğlunun geleceğini belirleyecek…
Haftaya buluşuncaya dek esen ve mutlu kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık