• 28 Ağustos 2012, Salı 9:12
SedefErol

Sedef Erol

DEMİR AĞLARLA ÖRDÜK
 Geçen hafta Salı yazımız bayram tatiline denk geldiğinden sizlerle buluşamadık sevgili okurlar, çünkü biliyorsunuz bayramda gazetemiz çıkmıyor, bu nedenle geçmiş bayramınızı rötarlı da olsa kutluyor, nicelerine sağlık ve mutluluk içinde ulaşmanızı diliyorum.
Ancak…
Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim'in 2-1'lik Kasımpaşa galibiyeti sonrası yapması gereken basın toplantısı sırasında söyledikleri hala daha akıllarda.
”Gaziantep'teki olayları öğrendim. İçimden futbol konuşmak gelmiyor. Kardeş kardeşi vurmuş, burada iyi oynadık, üç puan aldık demeye utanıyorum. Yazıklar olsun. Türk insanının ne örfünde, ne ananesinde böyle bir şey yoktur. Bu kadar ana baba evladına yazıktır.”
O gün Gaziantep'te patlama olmuş, herkesin yüreği dağlanmış. Terim maç konuşmaya utanıyor haklı olarak, derken Uludere'ye giden askeri araç uçuruma yuvarlanıyor bir kötü haber de oradan, ben bu yazıyı yazarken Şemdinli'de çatışmada 5 şehit ve bir sürü yaralı da televizyonlarda son dakika haberi olarak geçiyor.
İşte bu koşullar altında bir bayram geçirdi bu ülke.
Ben de sizin bayramınızı Fatih Terim 'in duyguları ile kutluyorum ne yazık ki.
Oysa bu duygular ile “bayram” sözcüğü birbiriyle hiç ama hiç uyuşmuyor. Bu güzel ülke, gelecektekileri çok daha güzel, mutlu ve adına yakışır bir şekilde “bayram” havası ile geçirsin dileğiyle konumuza girelim.
Aradan zaman geçince, konular da birikti ister istemez, ancak benim için ön planda olan bir tanesini alabileceğim bu hafta ancak.
Paylaşmak istediğim çok, çok önem verdiğim, herkesin bilmesinde, yeniden hafızasına kazımasında çok yarar olan bir konu.
Ünlü tarihçi, saygın kişilik, tarihimizi bize yeniden öğreten Turgut Özakman anlatmış, ünlü gazeteci Uğur Dündar da aktarmış. Ben de gördüğüm lüzum (!) üzerine, bu bilgileri kendi yazı dilimle sizlere iletiyorum. Çünkü olaki bir yerlerde yanlış bir şeyler okursunuz, yanlış bilgilere rastlarsınız, en iyisi mi siz yaşamını tarihe adamış bir bilim insanından öğrenin Cumhuriyetimizle ilgili gerçekleri:
İşte o röportajdan alıntılar, ya da saptamalar:
Cumhuriyet öncesi dönemi:
- İlkel bir tarım toplumu, iflas etmiş bir maliye
- Büyük bir dış borç, yarı ölü bir ekonomi
- Küçük sanayi cılız, ağır sanayi sıfır
- Kişi başına düşen milli gelir dört lira
- Salgın hastalıklar yaygın
- Kırk bin köye karşılık ebe sayısı ikiyüz
- 0-2 yaş arası çocuklarda ölüm oranı yüzde 60.
- Tüm liselerde okuyan kız öğrenci sayısı 230.
- Tüm meslekler erkeklerin elinde.
- Okur yazarlık erkeklerde yüzde 7, kadınlar binde 4.
- İlk nüfus sayımı II. Mahmut döneminde yapılmış, yalnızca erkeklerde hayvanlar sayılmış, kadınlar sayılmamış.
- Hemen hemen tüm yasalar çağın gerisinde.
**
Turgut Özakman 'a göre bu miras bilinmeden, Cumhuriyet'in ne kadar büyük bir nimet olduğu kolayca anlaşılamaz.
Ve, Cumhuriyet dönemini anlatmaya başlıyor ünlü tarihçi:
Cumhuriyet'in en büyük başarılarından biri, demiryolları konusundadır. Cumhuriyet ilan edildiğinde Misak-ı Milli sınırları içindeki demiryollarının uzunluğu 4.559 km idi. Bu demiryollarının, Alman, İngiliz ve Fransız şirketleri işletiyordu. Makinistler Rum ve  Ermeniydi.
Demiryolculuk Türklere kapalıydı. Milli Mücadelede bu makinistler, silah zoru ile çalıştırıldı. Sakarya Savaşı başlamadan önce birkaç Türk makinist yetiştirildi. Cumhuriyet yönetimi ilk 15 yıl içinde 4.559 km.lik demiryolunu, Haydarpaşa ve İzmir liman şirketleriyle birlikte satın aldı! Bunu, borca girmeden yaptı. Demiryolcu yetiştirmek için okul kurdu. Böylece demiryolları milletin oldu. Bu, birinci başarıdır. İkinci başarı ise demiryolu yapımıdır. Ülkenin kuzeyi ile güneyi, doğusu ile batısı birbirine demiryolları ile bağlandı. Demiryollarımız Tatvan'a, Kurtalan'a, Nusaybin'e ulaştı. 1940 yılına kadar yapılan demiryollarının uzunluğu 3.208 km.yi buldu.
Bu arada demiryolları, yollar, köprüler, hastaneler, okullar, santraller, Çubuk Barajı, fidanlıklar, tohum ıslah enstitüleri , fabrikalar vs…, tamamı hiç borç alınmadan yapıldı. 
Fabrikalar dengeli bir şekilde Anadolu'ya yayıldı, Ankara ve İstanbul'da toplanmadı. Yabancılar bu fabrikalara “Atatürk tipi fabrika” diyorlardı. Çünkü her fabrikanın o çevre için uygarlık, sağlık, kültür ve sosyal hareketlilik merkezi olmasına önem veriliyor, kreş, revir, yemekhane, lokanta-gazino, konferans-tiyatro salonu ve spor alanları yapılıyordu. Eğer yoksa, ilkokul da yapılıyordu.
Atatürk tipi kalkınma iki ayaklı bir kalkınmadır. Birincisi maddi kalkınma, (fabrikalar, köprüler, yollar, vs…)  diğer sosyo-kültürel kalkınmadır. (Eğitim, sanat, spor, medeni kanun vs.) Kalkınma hızımız ile ilgili bilgilere gelince :
1923-1938 arası ortalama %10.
Sanayileşme hızımız ise %19 idi.
O zamanlar Japonya'dan önde gidiyorduk.
O dönemde iki uçak fabrikamız vardı. 6 Ekim 1926'da açılan Kayseri Uçak Fabrikasında birçok uçak yapıldı. İkinci uçak fabrikası ise 1940 yılında Akköprü'de, 1944'te Etimesgut'da açıldı.
Hepsi 1952 yılında kapatıldı. Kayseri uçak fabrikası, marangoz atölyesi yapıldı. Uçak motoru fabrikası traktör atölyesine çevrildi.
Cumhuriyet tarihinde denizaltı yapımı da gerçekleşti. İlk denizaltımızın omurgası, 1937'de İstanbul'daki Taşkızak Tersanesinde kızağa konuldu.”
**
Turgut Özakman'ın özellikle demiryollarının Cumhuriyet tarihindeki gelişimi ile ilgili verdiği bilgileri, okuyamayanlar ya da haberi kaçıranlar için buradan bir kez daha aktarmanın bir vatandaşlık görevi olduğunu düşündüm.
Zira nereye çekerseniz çekin, gerçek yalnızca gerçektir ve asla değişmez.
Bu arada, ülkesinin tarihini destansı bir dille, gerçek bir ağızdan öğrenmek isteyenler için: “Kurtuluş Savaşını anlatan: Şu Çılgın Türkler, Çanakkale Savaşını anlatan: Diriliş, Lozan  öncesi  sonrası: Cumhuriyet, yazarın en güzel ve en çok okunan eserleri, bilginiz ola.”
Haftaya buluşmak üzere esen kalın.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık