• 13 Kasım 2012, Salı 9:14
SedefErol

Sedef Erol

ÇOK ÇALIŞMALIYIZ ÇOK
 Bu satırları kaleme alırken tarih On Kasım 2013. Sabah erkenden kalkıp, onun ölüm saatinde saygı duruşunda bulunarak bir kez daha önünde eğilmenin gururunu yaşıyorum.
Bir birey olarak kendi topraklarında özgürce yaşamanın, 
Bir kadın olarak toplum içinde eşit koşullarda yer almanın,
Kendi değerlerini üreten ve işleten,
Kendi dilini ve dinini yaşayan ve yaşatan olmanın sağladığı, verdiği gurur bu.
Borçlu olduğumuz;o yüce insan ve ona inanıp ardından ölüme koşanlar…
Bugün karalanmak, yok sayılmak, reddedilmek, lekelenmek istense de bazıları tarafından, sevdalılarınca, sevgisi çığ gibi büyümekte.
Her On Kasım  bu sevgi yumağını bir diğerine daha büyüterek devretmekte.
Can bedenden gitse de,
Baki kalan eserlerdir.
**
Leonardo'nun eseri Mona Lisa,
Beethoven'inki Hürriyet Senfonisi ,
Edison'un Ampul,
Graham Bell'in telefon,
Mustafa Kemal 'in ise Türkiye Cumhuriyeti…
Büyük eserleri büyük insanlar yaratır.
Korumak ve kollamak bizim görevimiz.
Karalamak ise onu yıkmak isteyenlerin…
**
Bugün On Kasım (Bu yazı kaleme alınırken)
Nice On Kasımlara.
O büyük insanın sözleriyle elbette:
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Sevgi, minnet, saygı ve rahmetle.
Rahat uyu büyük insan.
Eserin ilelebet payidar kalacak.
Şarkıların dediği gibi: “Bu sevda hiç bitmez…”
**
Bir On Kasım yıldönümünde yazmak zorunda olduğum konu: Mardin Artuklu Üniversitesi ve Yeşilay Mardin Şube Başkanı.
Oysa bu satırları başka şeylerle doldurmak isterdim.
 Ancak bu zamanda, bu yüzyılda, hem de bir sosyal sorumluluk projesinde yer alan, aydın olması gereken bir kişinin sözlerini aktarıyorum sizlere, üzerinde herhangi bir oynama yapmadan:
Yeşilay Cemiyeti Mardin Şube Başkanı olan zat, yaptığı yazılı açıklamada; Artuklu Üniversitesinde okuyan ve kent dışından gelen öğrencilerin, kente ahlaksızlık getirdiğini ve manevi çöküntüyü hızlandırdığını belirtti. Gün geçtikçe ahlaki çöküntünün hız kazandığı Mardin'de, manevi huzursuzluğun herkesi derinden etkilemeye başladığını öne sürdü ve şunları söyledi:
- İlimize Üniversite kararı çıktığı zaman küçük büyük hepimiz çok sevindik. Artık çocuklarımız kendi memleketlerinde okuyabilecekleri, ya da yakın illerden Mardin'e öğrenci gelecek, Mardin her yönden gelişecekti. Öyle bir gelişti ki, bu gelişme beraberinde birçok ahlaksızlığı da getirdi.
Artık kız-erkek gençlerimiz özgürlük ve medeniyet adına el ele, kol kola, sarmaş dolaş, ulu orta gezmeye, gün ortasında herkesin önünde hayâsızca sevişmeye başladılar. Büyükşehirler Ankara, İstanbul ve İzmir'deki gençler arasında ki hayâsızlık manzaraları Mardin'de de sık sık görülmeye başlandı. Gençlerimiz her geçen gün bu işi ilerletmeye başladı. Artık bir kısım gençlerimiz kız-erkek parklarda, çimenlerde ya da banklar üzerinde uzanarak işi öpüşerek sevişmeye kadar götürdü.
Gençlerin bu davranışları karşısında yetkilileri önlem almaya çağıran bu şahıs,
- Bu işe el atmaz, gereken tedbirler alınmaz ise çok daha 
vahim manzaralar ile karşılaşabiliriz. Önce el ele, sonra sarılarak, sonra da dudak dudağa öpüşerek fiili zinaya doğru gidiliyor…
**
Önce, kelimesi kelimesine bu vatandaşın söylediklerini yazmak zorunda kaldığım için özür dilerim, ancak hepsini aktarmak gerekiyordu, çünkü;
Bu vatandaşın zihniyetine göre bunlar utanılacak şeylerse, bu kelimeleri çatır çatır nasıl kullanmış, ağzından nasıl dökülmüş, kullandığı kelimelerden biraz keyif almış gibi geldi bana!
Ayrıca bu zihniyetin gerisinde sanki şöyle bir düşünce var:
“Üniversiteler birer ahlaksızlık yuvasıdır!”
Be adam, sen yalnızca parklarda el ele tutuşanları görüyorsun, okullarda, dersliklerde yapılan çalışmaları, aldıkları ilimi, bilimi görmüyorsun ki!
Ya da görmek istemiyorsun ki!
Ayrıca onların gençlik yaşıdır, sevgi yaşıdır, bunları bir zamanlar üniversite ortamında olmasa bile başka ortamlarda senin de yaşamadığın ne malum?
“Büyükşehirler Ankara, İstanbul ve İzmir'deki gençler arasındaki hayâsızlık manzaraları” derken bir sürü üniversiteli genci de karaladığının farkında mısın acaba?
Toplum adabına aykırı davranış kabul edilemez elbette, ancak “Üniversiteler ahlaksızlık yuvasıdır” zihniyeti  hiç ama hiç kabul edilemez.
Bekâr insanların sevgi içeren yaklaşımları zina olarak adlandırılamaz, zina başka şeydir.
“Buna bir önlem alınmalı” derken, bari önlemini de belirtseydi de, aydınlansaydık (!)
Gençlerin peşine polis mi takacak, yoksa üniversiteyi mi kapattıracak?
Ya da tüm üniversiteleri!!!
İşte bu nedenle, yurdun dört bucağında vasıflı, çağdaş öğrenim kurumları açılmalı ki, böyle insanlar kendinde konuşma hakkı bulmasın.
**
Ahlak bir bütündür.
Yalnızca bedenle de ilgili değildir.
Namuslu olma kriterleri  içinde başkalarına çamur atmamak da var.
Bedenini nasıl koruyacaksan;
Ruhunu da , gönlünü de öyle temiz tutacaksın.
Yoksa boş laflarla, zırvalarla işte böyle gülünç olmak da var…
**
Bugün On Kasım.
Ya da üç gün geçti diyelim,
Farketmez, anmanın hatırlamanın günü, saati, zamanı yok.
Büyük eserleri büyük insanlar yaratır;
Bu eseri yaratana borcumuz çok…
Yolumuz uzun,
Çok çalışmalıyız çok…
Haftaya buluşmak üzere esen kalın.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık