• 23 Ocak 2018, Salı 8:09
SedefErol

Sedef Erol

ÇOCUK GELİNLER
 Çocuk gelin olayı, toplumumuzun kanayan bir yarası.
Bu konudaki çeşitli uyarılara ve yaptırımlara rağmen de bir türlü önü alınamıyor.
Gün geçmiyor ki bu tip bir haber basında yer almasın.
İşte bakın son örnek:
“Pazarcı Yılmaz Ö. (23), C.B. (14) adlı kızı kaçırmıştı.
Erzurum'da birlikte yaşıyorlardı.
Hamile kalan C.B. 13 Ağustos 2017'de düşük riski ile hastaneye gitmişti. Doktorlarda durumu polise bildirmişti.
Yılmaz Ö., “Rızasıyla birlikte olduk” demiş olmasına karşı tutuklanmıştı.
C.B. şikayetçi olmadı, Yılmaz Ö, geçen Kasım'da tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı.
Geçtiğimiz günlerde 19 yıl 1 ay hapse mahkum edilen Yılmaz Ö., Yargıtay cezayı onaylarsa tutuklanacak.

Kapıda-bacadan oynayıp arkadaşlarıyla sosyalleşmesi gereken bir çocuk anne olmaya hazırlanıyor.
Yazık ki ne yazık.
Bu konularda bir de “rıza” olayı var.
Çocuk durumuna rıza gösterirse iş değişiyor.
İyi de 14 yaşında bir çocuğun rızasından ne olur, ne kadar geçerli olur?
Dünyadaki “çocuk gelin” olayı ile ilgili bazı bilgileri paylaşalım:
“Gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda, kız çocukları daha ergenliğe girmeden evlenmek zorunda bırakılıyor. Dünya üzerinde 15-19 yaş aralığındaki her 5 kızdan birinin genç yaşta evlendirildiği, bu evlilikler sırasında başlık parası alındığı ve bu çocukların kocaları tarafından zarar gördüğü tespit edilmiştir.
Hindistan'da kız çocuklarının %47'si 18 yaşından önce evleniyor.
Çocuk evliliklerinin aynı zamanda ekonomik bir problem olduğu saptaması yapılarak, çocuk evliliklerinin yoğun olduğu toplumlarda halkın yalnızca yarısının okuma fırsatı yakalayabildiği, geri kalan yarısının sosyal sermayeye hiç bir katkıda bulunamadığı, ekonominin gelişmesinde etkili olamadığı belirtiliyor.
Bu toplumlarda erkek çocukları da aynı şekilde erken yaşta evlilik için zorlanıyor olsa da kız çocuklarında görüldüğü kadar sık rastlanmıyor.
Bangladeş, çocuk yaşta evliliği yasaklamış olmasına rağmen, bu konuda dünya üzerinde karşılaşılan en yüksek oranlardan birine sahip.
Yine aynı Bangladeş'te kadınların yalnızca %29.3 kesiminin okur yazar olduğu tespit edilmiş. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi zoraki çocuk evliliklerini yasaklamış olsa da asıl sorun, bu bildirgede kaç yaşındaki çocuğun evlenmeye razı olabileceği açıkça belirtilmemiş, yalnızca yaşını doldurmuş her kadın ve erkeğin evlenebileceği belirtilmiştir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında 18 yaşının altındaki her birey, çocuk olarak kabul edilmektedir.
Bundan da onaylanan evlilik yaşının 18 ve üzeri olduğu sonucu çıkmakta.
2010 yılında Afgan Sağlık Bakanlığı, 20-24 yaş arasındaki kadın ölümlerinin % 47'sinin hamilelikle ilgili olduğunu, her 2 saatte bir kadının bu tür nedenlerden öldüğünü tespit etmiştir.
Dünya genelinde, günde yaklaşık 39 bin kız çocuğu erken yaşta gelin olmakta.
1985 yılında Etiyopya'da ortalama evlilik yaşı 15 olarak tespit edilmiş, bundan yaklaşık 30 yıl sonra, zaman içinde değişen yasalara ve halkın eğitim düzeyine bağlı olarak, ortalama evlenme yaşı 19'a çıkmıştır.
Gelelim ülkemizdeki “çocuk gelin” olayına.
Meclis Genel Kurulunda kabul edilen cinsel istismar cezalarına erteleme düzenlemesiyle yeniden tartışılan “zorla evlendirilen çocuklar” konusunda Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) oransal harita çıkardı.
Çocuk yaşta evlendirilenlerin oranı en yüksek il belirlendi.
Bunlar : Kilis, Kars, Ağrı, Muş, Niğde, Bitlis, Kahramanmaraş, Aksaray, Gaziantep, Yozgat.
Bir gazete, TÜİK 2015 verilerini haberleşirdi. Buna göre 2015'te toplam 602.982 resmi evlilikten 31.337'sinde 16-17 yaşındaki kız çocukları gelin oldu.
Bu sayı, toplam evliliklerin %5.2sine denk gelmekte. Çocuk yaşta evlendirmelerin en düşük olduğu il ise Tunceli.
Tunceli'de 2015'te 513 evlilikten sadece 5'inde gelinler 16-17 yaşlarındaydı.
Bu şehirdeki evliliklerde çocuk yaşta evlendirilenlerin oranı yalnızca yüzde 1.
Çocuk gelinlerin en düşük olduğu diğer 9 şehir sırasıyla:
Rize, Trabzon, Artvin, Bolu, İstanbul, Eskişehir, Yalova, Karabük ve Bursa.
Gelelim ülkemizdeki “çocuk gelin cezaları”na.
Toplumun bu konudaki hassasiyeti de dikkate alınıyor ve yukarıda anlattığım Yılmaz Ö. ve C.B.'nin davası şu anda bir emsal olma niteliği taşıyor.
Bu nedenle Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 yaşındaki C.B. nin nikahsız eşi 23 yaşındaki Yılmaz Ö. yü, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 16 yıl 8 ay “kişiyi cinsel amaçlı hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 2.5 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Eşinin rızası olduğu gerekçesiyle ve iyi halden tutuksuz yargılanan Yılmaz Ö., cezası Yargıtay tarafından onanırsa, yeniden tutuklanacak.
Zaten bizim yazının başında da ele aldığımız konu İşte bu “rıza” durumu. Reşit olmayan bir çocuğun rızası davanın seyrini bakalım nasıl etki edecek?
Son karar Yargıtay'ın.
x x
Rızası olsun olmasın, ben çocuk gelin olayını bir “insanlık suçu” olarak görüyorum.
Zaten kanunlarımız da buna izin vermiyor.
Kızlarımızı çocukluktan “gelin olma” hayaliyle değil de, topluma yararlı, kendi ayakları üzerinde durabilir ve bu konuda gerekli eğitimi almış olarak yetiştirebilirsek, herhalde bu konuyu bir kez daha yazmak zorunda kalmayız…
Sevgili okurlar bugünlük bu kadar.
Haftaya yeni konularda buluşabilmek dileğiyle şimdilik,
Esen kalın, hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık