• 21 Kasım 2017, Salı 8:05
SedefErol

Sedef Erol

CAN DOSTLARIMIZ
 Yazar Yazgülü Aldoğan'ın kendi köşesinde dile getirdiği konu ne yazık ki toplumun en acı gerçeklerinden.
Zaman zaman bu tarz haberler ve yorumlar gündeme gelse de benzer olaylar birbirini izlemeye devam ediyor.
Bu acı gerçekler sevgisizlikle, ilgisizlikle, eğitimsizlikle açıklanabilir mi?
Kuşkusuz içinde gaddarlık, ruhsal bozukluk, sadistlik gibi olumsuzluklar da barındırıyor olmalı.
Gelelim konumuza:
Önce Yazgülü Aldoğan'ın geçtiğimiz günlerde köşesinde yayınladığı yorumu gözden geçirelim:
“Herkes, sahipli iki güzel canın, ev köpeğinin, komşu tarafından sahiplerine düşman oldu diye zehirlenerek öldürülmesini konuşuyor, Olay bir değil ki: Koskoca bir kangal köpeği.
Eşi evden ayrıldığı zaman sahibi olacak deyyus, köpeği bağlıyor, kaçamasın diye, ağzını kapatıyor, havlayamasın diye ve tecavüz ediyor!
Bütün komşular biliyor, çok rahatsız oluyor, ama ne yapacaklarını bilmiyor! Sonunda görüntüleri paylaşıp hayvan hakları için mücadele edenleri uyarıyorlar!
Olay Çorum'da geçiyor.
Bu durumda maalesef, mevcut yasalar çerçevesinde yapılabilecek fazla bir şey yok!
Hayvanlar can değil, eşya, mal olarak kabul ediliyor!
Evcil bir hayvana, sahibinden başka bir kişi tecavüz suçu işlemişse; sahibinin şikayeti üzerine savcılıklar işlem yapıyor ve “mala zarar verme” suçundan TCK 151. Maddeye göre tecavüz sanığı dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılıyor.
Ya suçu işleyen sahibiyse ne olacak?
Mal benim ister severim, ister döverim mi diyecek? Ki diyor! Bu yasanın acilen değişmesi lazım. Bu hasta ruhlu insan müsveddeleri kimbilir insana da ne kötülükler yapıyor?
Yine tüyler ürperten bir başka olay Çanakkale'de yaşandı: Caniler bir sokak köpeğinin boynuna lastik geçirip bağlayarak ateşe verdi, hayvan cayır cayır yandı!
IŞİD ruhlu bu canilerle aynı ülkede yaşadığımızı düşünmek bile korkunç.
….
Ve artık yeter, hayvanlara işkence eden, tecavüz eden, öldürülenler ağır ceza maddeleriyle cezalandırılsın!....”
…..
İçinizde Yazgülü Aldoğan'ın bu tespitinin ve feryadının altına imzasını atmayacak olan var mı?
Hayvanlara yapılan işkence türleri saymakla bitmez, zaten zaman zaman basında okuyoruz.
Bunlar neden kaynaklanıyor. Bu cins caniler nerede yetişiyor ayrı bir inceleme konusu.
Çocuk babasından dayak yiyor, gidip kapıda kediye işkence yapıyor.
Herkes gücünün yettiğine misali.
Sevgisizlik öfkeyi, öfke de vahşeti doğuruyor.
Ancak her problemli çocuğun bir hayvan işkencecisi olduğunu varsaymak mümkün değil.
Zaten bu konu da çocuklarla da sınırlı değil.
Yazgülü Aldoğan'ın saptamalarından, tecavüz de dahil olmak üzere tüm çirkinliklerin yetişkinler tarafından da icra edildiği anlaşılıyor.
Bu sapık ruhlu zihniyetler yalnızca ülkemizde mi?
Elbette hayır!
Aradaki fark, gelişmiş toplumlarda hayvan sevgisinin ve yetiştirilmesinin ön plana çıkarılması, işkencecilere uygulanan cezaların caydırıcı olması.
Bu konuda da zaman içinde çeşitli çalışmalar yapılmış.
15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi'ne bir göz atalım:
1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.
3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.
13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.
14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.

Ve kısmen korunuyor da.
Ancak yalnızca cezalara sığınmak yeterli mi?
Olmadığı yürek kanatan acı örneklerden anlaşılıyor.
İlgi, sevgi, eğitim ve caydırıcı cezalar birlikte yürümeli.
En güzel yorum ise Hintli'lerden:
“Tüm canlıların yaşam haklarına saygı…..”
Olması gereken de bu.
Sevgili okurlar haftaya yeni bir konuda buluşunca dek şimdilik,
Esen kalın, hoşça kalın….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık