• 14 Ocak 2019, Pazartesi 17:30
SedefErol

Sedef Erol

BU NE ŞİDDET

Toplumda şiddet gün geçtikçe tırmanıyor. 
Yalnızca ülkemizde değil, dünyanın genelinde böyle. 
Örneğin ABD'de sık yaşanan olaylar, otomatik silahlarla toplumu tarama, okul basıp öğrenci katletmek hiç tanımadığı insanları kurşuna dizmek şeklinde gelişiyor. 
Elbette bu tür şiddet eylemleri günlük, sıradan olaylar değil, ancak giderek daha sık rastlanır bir durum arzediyor.
Çevrilen filmleri bakın, çoğu korkunç canavarlar, hayali robotlar, bilinmeyen ucube kılıklı yaratıklar içeriyor.
Çocukluğumuzun, içlerimizi sızlatan romantik filmleri geçmişte kaldı. 
Şık, bakımlı jönlerin yerini kılıksız yaratıklar aldı. 
Toplum mu şiddeti körüklüyor, şiddet mi toplumu bilinmese de, bilinen gerçek hayal dünyasının gerçekle iç içe karıştığı. 
Bireysel hiddet ve şiddet fırtınasından ülkemiz de nasibini alıyor, kimileri yolda sokakta tam tekmil dolaşıyor. 
Bıçak, tabanca, sustalı vs. vs.
Hiç de normal olmayan bu durum toplumun geneline yayılmasa da, şiddet eylemleri giderek çoğalıyor. Öyle ki, bir günlük gazetede en az 2-3 adet bu tip olaya rastlanıyor. 
İşte bir tanesi:
“İstanbul Fatih'te 29 Aralık'ta arkadaşlarıyla alkol alan İhsan Dinçer otomobiline bindi. Yaya Doğuş P. İle İhsan Dinçel yol verme yüzünden tartıştı.
Doğuş P., İhsan Dinçel'i bıçaklayıp kaçtı. İhsan Dinçel öldü. Güvenlik kameralarından belirlenen Doğuş P., saklandığı evde yakalandı, adliyeye sevkedildi…”

İşte buyurun basit bir tartışmanın sonu nerelere varıyor. 
Doğuş P., bıçakla gezmese bunların hiçbirisi olmayacak. 
Yanında delici, kesici, ateşleyici alet ve silahlarla dolaşmak bu tür olaylara davetiye çıkarıyor. 
Bazıları adaleti kendi uygulamayı kalkışsa da, adalet böyle tecelli etmiyor. 
İşte aynı günün gazetelerinden bir şiddet haberi daha: 
“Bursa'da Selçuk Bakıryapan (43), Ocak 2016 annesini 243 kez bıçaklayarak öldürmüştü Müebbet hapis istenen Selçuk Bakıryapan için Adli Tıp “şizofren” raporu vermişti. 
Mahkeme 9 ay sonra sanığın “yüksek güvenlikli sağlık kurumunda tutuklu olarak tedavi edilmesine” karar vermişti. 
Buna rağmen Bursa E Tipi Cezaevi'nde tutulan Selçuk Bakıryapan 12 Haziran 2017 de 7 koğuş arkadaşı tarafından öldüresiye dövülmüştü. 
Hastaneye kaldırılan Selçuk Bakıryapan 22 gün sonra ölmüştü.
7 sanığın “kasten adam öldürmek”ten müebbet talebiyle yargılandığı dava Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.
Suçlamaları reddeden sanıklardan Uğur Açma, 
-18 kişilik koğuşta 30 kişi yatıyorduk. Selçuk'u hemen hemen herkes dövüyordu. Her gün dövülmesi rutin haline gelmişti. Gardiyanlar yaralarını gördüğünde, kafasını kapıya çarptı diye geçiştiriyordu. Olay günü üst katta tekme tokat dövdüler. Soğuk suyun altında yıkadık. Selçuk zavallı bir insandı…
Dedi.
Suçu birbirlerine atan sanıklardan Savaş Madak, Muhammed Mardinli ve Hakan Güner ise Selçuk Bakıryapan'ın olay günü Ünal Kapancıgil ile İbrahim Çapur tarafından dövüldüğünü iddia edip, 
-Baygın haldeki Selçuk'u banyo yaptırıp yatağına yatırdılar. Ardından Ünal yanına gidip “Seni kim dövdü” diye sordu. Selçuk, “Ünal dövdü” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ünal, dolabındaki botlarını da giyip Selçuk'un karnına ve boğazına tekmeler attı.
Dediler.
Dava ertelendi.
x x
Akıl almaz bir vahşet olayı daha…
Şizofren teşhisi konan Selçuk Bakıryapan'ın Adli Tıp raporuna rağmen neden hastane yerine hapishanede tutulduğu ayrı bir konu, 7 koğuş arkadaşı tarafından sürekli dövülerek öldürülmesi ise bir başka konu. 
Bunca vahşet, bunca şiddet neden? 
“Zavallı” tabir edilen hasta bir insana uygulanan bu işkence, işkencecileri, annesini 243 kez bıçaklayıp öldüren Selçuk Bakıryapan'dan farklı kılmıyor… 
x x
Gelelim Palu ailesine.
Programı izlemediğim için gazetelerden haberdar olduğum bu vahşet senaryosunda inanın işin içinden çıkamadım. 
Günlerdir basını ve toplumu meşgul eden bu olaylar zincirinin altından bakalım neler çıkacak.
Kısaca hatırlayalım:
“Türkiye'nin günlerdir dehşet içinde izlediği Palu Ailesi için polis nihayet harekete geçti. Ailenin beş üyesi İzmit'te, baldızını ve kızını öldürmek, kendi öz evlatları dahil 4 çocuğa tecavüz etmekle suçlanan Damat Tuncer Ustael, ise canlı yayında gözaltına alındı.
Türkiye, Palu ailesini 21 Aralık'ta “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programında tanıdı. Aile kayıp çocukları Meryem ve kızı 4 yaşındaki Melike'yi bulmak istiyordu. Ancak program ilerledikçe kendini “Cinci hoca” olarak tanıtan Damat Tuncer Ustael'in aileyi müritleri haline getirdiği anlaşıldı. Tuncer Ustael'in aile bireylerin de yardımıyla sayısız suça imza attığı ileri sürüldü.
 Tuncer Ustael, günlerdir süren canlı yayınlarda bacanağını öldürtmekle, Meryem ve Melike'yi öldürmekle,4 çocuğa işkence ve tecavüzle, gaspla, dolandırıcılıkla suçlandı. Kendisine yardım eden aile bireyleri hakkında da sayısız iddia ortaya atıldı. 
Geçtiğimiz günlerde harekete geçen polis, Tuncer ve eşi Emine Ustael'i canlı yayında, Palu ailesinin 5 üyesini ise İzmit'te gözaltına aldı.”

İddialar doğru ise öyle bir şiddet örneği ki, içinde vahşet, cinayet, azmettirme, işkence, tecavüz, gasp dolandırıcılık barındırıyor. Çık işin içinden çıkabilirsen..
Adaletin suçlulara gereken cezayı vereceği umuduyla….
Sevgili okurlar, bu hafta tırmanma ivmesi gösteren şiddet olaylarını ele almak istedik.
Huzurlu bir toplum, gülen yüzler görmek dileğiyle 
Şimdilik,
Esen kalın 
Hoşça kalın…
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık