• 21 Mayıs 2013, Salı 9:44
SedefErol

Sedef Erol

BÖYLE OLMAMALI
 Reyhanlı gibi çok önemli bir konu varken, spora değinmeyecektim ancak yaşanan son olaylar bu konuyu kaleme almamı zorunlu kıldı ister istemez…
Zira futbol da bazen teröre dönüşüyor, şampiyonluk hevesimizi bile kursağımızda bırakıyor.
Şurada, bunca sıkıntının arasında şampiyon olduk diye bir iki sevineceğiz, o da yok, gencecik çocuğu katledip bırakıyorlar.
Yok o tahrik etmiş, bu kışkırtmış, kardeşim öldü mü öldü, bunun ötesi yok!
Aslında katilin formasının rengi de yok, ne yazık ki bunu yıllar içinde hepsi yaptılar, bu yıl katilin forması bu renkti, önceki yıl başka! Umarım seneye başkası olmaz…
Değdi mi bir cana kıymaya, çarşıda satılmıyor ki alıp yerine yenisini koyasın! Bugün bu kaldırır kupayı, yarın öbürü, nedir bu bıçaklar, kanlar, yitirilen canlar…
Ya da acaba suç yalnızca bu gençlerde mi, yoksa içlerine, yüreklerine öfke, nefret pompalayanlarda mı?
Televizyonlarda rakip takımın bayrağını parçalayan kulüp yöneticisi de gördük, yaptığı onca rezilliğin  ardından futbolcusunu cezalandıracağına, sırtını sıvazlayıp arkasını okşayanını da!
Aynı futbolcu bugün çok daha çirkin hareketler yapıp kulübünü rezil etmekle meşgul. Adil olamayıp bir adamın her kabahatini örtersen, sonunda geleceğin nokta budur!
**
Gelelim futbolcunun tavırlarına…
Evet, sezonun yükü omuzlarınızda, sinirler gergin, özellikle Fenerbahçe –Galatasaray derbisinden bahsediyorum – ya arkadaşlar, siz milli takımda beraber oynamıyor musunuz, bunca küfür ve kötü sözden artık nasıl bakacaksınız birbirinizin yüzüne?
Hele birisi var ki- yukarıda bahsettiğim rezil hareketlerin sahibi-futbolcu diyeceğim ama yaptıkları futbolculuğun önüne çoktan geçti – sezon başında bu adama (Meireles), on iki maç ceza verdiler, kıyametler koptu, itirazlar sonucu dört maça indi.
Kardeşim bu on iki maç cezayı kendi iradenizle vermediniz mi? Madem baştan daha az bir ceza münasip görseydiniz. Hiç on iki maç ceza, dört maça iner mi ? Hatırlatayım, cezayı, hakeme gay hareketi yaptığı için almıştı.
Kulübü arkasında durdu, itiraz etti, cezayı bu şekilde indirtti. Sonra, Avrupa kupalarında oynanan ilk maçta kendini üçüncü dakikada artırdı, çünkü rakibe arkadan tekme attı. Takımını on kişi bıraktı daha ilk dakikalarda. Çünkü biliyor ki, yaptığı sorumsuz davranışlar asla cezalandırılmayacak.
Son derbide de yaptığı o çok çirkin davranışı ben burada yazmayacağım ancak bütün gazeteler yazdı, bundan dolayı da ceza aldı. Artık bu hareketinin de kulübü arkasında durur mu durmaz mı orasını ben bilemem. Bildiğim ya da sandığım bir şey varsa, o da bu adamın kendi cinselliği ile ilgili bir problemi olduğu. Bu yönde bir tedavi görmesini ben buradan kendisine tavsiye ediyorum…
**
Ve gelelim yönetici grubuna;
Bizimki, sizinki, onlarınki, fark etmiyor…
Asla yanlış yapanın yanında olmamak gerek…
Spor, dostluk, sevgi, kardeşliktir…
Düşmanlık tohumları aşılamak; önce kendi kulübüne, taraftarına, sonra ülkene zarar vermek demek.
Herşey dostluk sevgi ve kardeşlik çerçevesinde başlamalı ve bitmeli, o kadar ve oraya kadar.
Geçenlerde FB yöneticisi Ali Koç'un çok güzel bir anısını okudum gazetelerde:
Okuldan dönen çocuğu:
- Baba biz Galatasaray'ın düşmanıymışız öyle mi? Diye sorunca:
- Biz kimseye düşman değiliz yavrum, biz sadece kendi takımımızı tutuyoruz, diğer takımlarla rekabet halindeyiz ama asla düşman değiliz diye yanıtlamış.
Çocuğun sorusu ve babanın yanıtı çok hoşuma gitti ve hemen aklıma Fener'e 6-0 yenilen Galatasaray maçında yenilen her golden sonra FB başkanı Aziz Yıldırım'ım elini sıkan rahmetli Özhan Canaydın başkan geldi aklıma.
Benim bile yüreğim bu kadar centilmenliği kaldıramazken Özhan başkan GS başkanı olarak bu büyük olgunluğu gösterebilmişti.
O, bir beyefendiydi.
Şu anda Türk futbolunda Ali Koç gibi, Ünal Aysal gibi pozitif düşünceli insanların söz sahibi olması, elbette iyiye işaret ancak bu konuda daha epeyce yol katledilmesi gerektiği de su götürmez bir gerçek.
İnsanlar ırkçı çağrışımlarla tribünle muz taşıyıp sahaya doğru salladıkça ve birileri de “meyve yemesi gerekiyordu” ,    “o adam diyetteydi zaten”, “yok o kare falan yerden alınmıştı.” Gibi saçma sapan, çocuk kandırır ifadelerle savunmalar yapmaya çalıştıkça biz daha çok yazılar yazarız.
**
Irkçılık var mıydı bu ülkede?
Ben, sen ayırımı, renk, ten, deri ayrımı?
Yoksa bu çağda hâlâ, farkın cildin renginde değilde, akılda, beyinde, yürekte olduğunu bilmeyenler mi yaşamakta?
Katedecek çok yol var dostlar…
**
Ve Reyhanlı olayı…
Azrailin adı değişse de
Mağdur hep aynı…
Gariban, günahsız vatandaş…Terör böyle bir şey, ne kadar çok ses getirirse, üzerse, can yakarsa, o kadar çok birilerinin işine yarayacak.
Yaşam tamamen şansa kalmış, o anda oradasın, ya da değilsin!
Tanımadığın, bilmediğin, görmediğin insanların hayatına son ver, ailelerini acılara boğ!
**
Sabırlar diliyorum ve bir kez daha böyle bir olayın olmamasını.
Dilekler bizlerden, önlemler yetkililerden…
Aydınlık günler dileğiyle..
Haftaya buluşmak üzere esen kalın, mutlu olun sevgili okurlar..
  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık