• 22 Mart 2016, Salı 8:50
SedefErol

Sedef Erol

BİR GÜN MUTLAKA
 Yüreğimizin kan ağladığı şu günlerde ne yazılır, nelerden bahsedilir hiç bilemiyorum…
İçimiz acıyor.
Bir kanlı saldırının şoku henüz atlatılmamışken bir yenisi, sonra bir diğeri…
Canlarını yitirenler ve “can”larını yitirenler yani geride acı içinde baktıkları…
Acı çeken yetmişyedi milyon.
Terörün hedefi belli: masumlar, siviller, sıradan insanlar. Dola bombayı beline ya da arabana, dal kalabalığa, ne kadar çok ölüm, o kadar çok zafer (!) 
Kafa böyle.
Ama neyin zaferi, kim nemalanır bundan, yanıt yok…. 
Yorum yok… 
Katledilen: insanlar,
Özellikle de insanlık….
Bu canlı bomba haline gelen yaratıklar nasıl kandırılıp ikna edilirler de, hem kendi canlarını, hem de olaylarla, konularla belki de siyasete hiç ilgisi olmayan insanların canlarını yok etmeyi göze alabilirler? 
Nasıl bir ödül vaat edilir de bir insan canavar haline gelir, düşünüyorum ama bulamıyorum. 
Zaten terörün mantıklı bir açıklaması olabilir mi? 
Mantık ve terör, bu iki kelime, yanyana yakışabilir mi?
*** 
Bu, işin duygusal yanı.
Duygusal tarafım her zaman ağır bastığından konuya önce oradan giriş yapmak istedim. 
Sonuçta hepimiz insanız.
İnsana özgü duygular taşıyan herkes, bir diğerinin gördüğü zarardan mutlu olmaz, üzüntü duyar, bu tip şeyleri kimsenin yaşamasını istemez. 
Kendi başına gelmesini hiç istemez.
Sokaktaki aç hayvanlara yemek taşıyan da İnsan; Bir kediyi ezmemek için kaza yapıp arabasında can veren de insan, bombayı beline dolayıp kalabalığa dalan da…
Tabi fiziksel olarak insanlık vasıflarına sahip olsa da duygusal olarak ne kadarını taşıyor orası tartışılır….
Varmak istediğim nokta:
Yaşadığımız terör olaylarından milletçe hepimizin içine düştüğü büyük üzüntü ve endişe durumu. Ancak bir diğer handikap, önce ABD, sonra Almanya'nın vatandaşlarını Türkiye konusunda uyarması. Bu silsile ülkeler birbirini takip ederek devam ederse, zaten zorda olan turizm sektörüne daha fazla darbe vurabilir.
Oysa ki terörün vatanı yok. 
Bakınız ABD- Onbir Eylül olayları ve son Fransa- Charlie Hebdo saldırısı.
Ancak ABD ve Almanya'yı, vatandaşlarının can güvenliği konusunda duyarlı davrandıkları için kınamamak gerek.
Bir duyarlı davranış da Ankara'da yaşayan ve tüm dünyayı, tıpkı Fransa'da Charlile Hebdo saldırısında olduğu gibi tepki göstermeye çağıran, anlamlı bir tweet atan yabancı sanatçıya…
“O terör eylemini kınadınız, buna neden sessiz kaldınız” diyen bu insanı yürekten alkışlıyorum…
 *** 
Terörün vatanı da yoktur, milliyeti de, pasaportu da.
Değdiği yeri yakar, yıkar.
Uzun yıllardır dünyada bu beladan en fazla canı yanan ülkelerden biri benim Türkiye'm.
Geçtiğimiz hafta yaşanan son saldırının olduğu günün gecesi (ki olay akşam 18.41'de meydana geldi) reyting birincisi programın ise Survivor olduğunu yazıyor gazeteler. 
Ben insanların eğlendiği, mutlu olduğu şeyleri izlemesine karşı değilim, bu konuda hiç katı olmadım, sonuçta günün yorgunluğunu çoğu insan tek eğlencesi olan televizyonla atıyor, elbette herkes istediği, mutlu olduğu programı izleyecek ancak gündemde de haberdar olacak, gelişmeleri, ülkemizin durumunu da yakından takip edecek, etmeli de.
Ben de maç izliyordum, haberlere bir bakayım dedim, ki futbol çok sevdiğim birşeydir, bu haberi görür görmez bir daha maça geri dönmedim, sonucunu bile öğrenmedim. Sonuçta bir maçtır, öyle ya da böyle, oynanır biter, öte yandan ülkem kalbimden vurulmuş, nice masum canlar yok olmuş, insanlar acılara boğulmuş, gerisi ne kadar önemsiz kalıyor. 
Survivor programının izlenmesine karşı değilim, herkes istediğini izler, Ancak bu felaketin yaşandığı gece reyting birincisi olması… 
Ve o gece programın yayınlanmaya devam ediyor olması… 
Hoş olmadı. 
Yaşanan acıların son olmasını diliyorum
***
TV görüntülerinde izlediğiniz mi bilmiyorum; 
Dünya haber ajansları geçti:
Bir çeşit “İnsanlık suçu”. 
Atletico Madrid – PSV Eindhoven Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Madrid-Plaza Mayor Meydanı'nda yaşanan insanlık ayıbından bahsediyorum.
Olayın sorumluları, İspanya'ya maça gelen PSV Eindhoven taraftarları.
Plaza Mayor Meydanındaki, muhtemelen aşırı alkollü PSV'liler, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu dilencilere para atıp sağa sola koşturuyor, bu insanlara yerde şınav çektiriyor. Şınav sonrası para atarak “Oley” diye bağırıyorlar.
Görüntülüler öyle kötü ki, kadınlar iki üç kuruş bozuk para için yerlerde sürünüyor, Hollanda'lı taraftarlar kahkaha atıp eğleniyor. 
Zavallı kadıncağızlar şınav çekip para kapmaya çalışıyor, bir grup da bununla eğlenip kahkahalar atıyor. 
Ancak alanda buna karşı çıkan grubu ikaz eden insanlar da vardı. 
Görüntüler dünya çapında tepki topladı.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun da kınadığı olayda, en anlamlı açıklamayı UEFA yaptı.
“mevcut kayıtları kullanarak olayla ilişkisi olanlar araştırılmalı” diyen UEFA, Hollanda Büyükelçiliğinin harekete geçmesini isteyerek, 
“Bir grup; ten rengi, ırk, din ve etnik köken dahil olmak üzere insan onuruna hakaret etti” açıklamasında bulundu.
Taraftarların tespit edilip cezalandırılması gündemde.
Üstelik kulüp imajı zedelendi.
İnsanlık ise bir kez daha sınıfta kaldı….
***  
Acı dolu bir haftayı geride bıraktık.
Güzellikler, mutluluklar, başarılar yazmak istiyorum.
Özlemlerin gerçeklere dönüşmesi dileğiyle;
Esen kalın… 
Mutlu kalın…
Hoşça kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık