• 31 Aralık 2013, Salı 9:08
SedefErol

Sedef Erol

BİR GARİP YOLCULUK ÖYKÜSÜ
Hava taşımacılığı, yani uçakla seyahat, rekabet nedeniyle havayolu şirketlerinin fiyat kırmasından ve özellikle bileti de erken tarihte alma olanağı olduysa epeyce ulaşılabilir rakamlara indiğinden, nicedir cazip bir ulaşım şekli olarak tercih edilmekte.
Ancak bu lüksü, olduğunuz şehirde bir havaalanı varsa yaşıyorsunuz, değilse, aşağıda anlatacağım şekilde, ulaşmak istediğiniz noktaya, otobüsle gidilebilir bir zamanda varmanız pekala mümkün.
Çektiğiniz eziyet de yanında bonus'u olsa gerek. Malum bizim havaalanı henüz yapım aşamasında, yapılanı da Karadeniz yıkıp geçiyor, bakalım ne zaman bitecek.
Bu nedenle havayolu ulaşımı açısından Samsun (Çarşamba) ve Trabzon'a bağlıyız. Ancak Trabzon'dan gidiş-dönüşler daha çok kullanılmakta. Nedeni de Çarşamba'nın biraz daha uzak olması, daha da önemlisi, servis olayının Ordu-Çarşamba arasında olması. Yani Ordu-Giresun arasında başının çaresine bakacaksın.
Bu nedenle Trabzon havaalanı daha çok çalışıyor. Yani en azından Giresun yolcusu daha çok tercih ediyor diyelim.
Anlatacağım  konu aslında uçaklarla değil, servislerle ilgili.
Belli bir süre öncesine kadar Giresun'dan Trabzon havaalanına düzenli servis kalkıyor, dönüşte de bekleyen yolcuları alıp geliyordu. Biz de uçuş saatlerimizi servislere göre ayarlıyorduk. Yalnız;gidenleriniz bilir, bu havaalanının katı kuralları var, servisleri içeri sokmazlar, uçaktan inersiniz, boyunuzdan büyük bavulları sürüye sürüye sahil kara yoluna taşırsınız, beliniz mi tutulur, boynunuz mu, kimsenin umurunda değil, kim, niye koymuş bu kuralları o da belli değil.
Neyse, şimdi artık bu servisler de yok. Giresun'dan belli saatlerde Havaş'ın arabası geçiyor, belli saatlerde de dönüyor, senin canının istediği zamanda değil, Havaş'ın tarifesine göre…
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'a gideceğim, bir hafta sonra da döneceğim, bileti Türk Hava Yolları'ndan aldırdım, çünkü dediler ki tüm THY uçaklarına karşılık gelen Havaş servisi var.
Ben de gittim, döndüm, Trabzon havalimanında bavulumu bekliyorum, aldım bavulu çıktım kapıya, üç tane Havaş dizili. Camında “Giresun” yazan Havaş'a koştum, kapı duvar, meğer tam üç saat sonra kalkacakmış! Bana verilen bilgi yanlışmış! Halbuki beni gelip alacaklardı, servis var nasılsa diye ben istemedim!
Neyse, soğukta ne yapacağımı düşünürken, bir araç benim gibi Giresun yolcularını doldurmuş, Giresun'a gelen bir firmanın kalkış yerine götürüyordu, beni de çağırdılar, bindim.
Geldik mi o firmanın durak başına.Bileti aldık, otobüse bineceğim ama otobüs tam ellibeş dakika sonra kalkacakmış! Düşünün güya ben uçakla geldim, eve kaç saatte varacağım kimbilir!
Hareket saati geldi, hareket ettik, biz çocukken Tirebolu'da “Hacının otobüsleri” vardı, bizim otobüs de aynı onlara benziyor, her tarafı sallanıyor, içimden “bununla ancak beş saatte Giresun'a varırız” diye düşünürken, daha Akçaabat'a varmadan bizim araba yolun ortasında zınk diye durdu! Ne ileri gidiyor, ne geri! Şoför gaza yüklendikçe bir yerlerden dumanlar çıkıyor, adamcağız çaresiz aldı cep telefonunu eline, merkezi aramaya başladı:
- Bizim araba gitmiyor, kaldık yolun ortasında ne yapacağımı bilmiyorum.
- Sen yavaş yavaş kenardan git.
- Sana araba bozuldu diyorum anlamıyor musun?
- Ben de sana kıyıdan kıyıdan git diyorum sen anlamıyor musun?
Bizim şoför kapatıp karşıdakine birkaç rahmet okuduktan sonra gazı yine kökler ama nafile, arabadan yükselen yalnızca kötü kokulu bir dumandır!
Bunun üzerine erkek yolcular indirilerek aracımız ittirilmek suretiyle yolun kenarında güvenli bir yere çekilir. Trabzon'da başlayan yolculuk, Akçaabat'a gelmeden son bulmuştur. Şoförümüz yolcuları “Yeni bir araba göndereceklerini” söyleyerek sakinleştirmeye çalışmaktadır, zira hava buz gibi ve herkes karın ortasında yolda kalmıştır. Ancak telefonla yapılan görüşmeler sonrası ben de “yeni bir araba geleceğine dair” kanaat oluşmamıştır.
Neyse bekleme çok sürmez, yoldan geçen iki minibüs durdurulur. Eynesil-Tirebolu gibi daha yakın mesafeye gidecekler birine, Giresun'a kadar gidecekler de diğerine bindirilir. Yalnız Giresun'a gidecek minibüsün camında Trabzon-Görele yazmaktadır. Durumdan işkillenmiş olduğumdan şoföre:
- Kardeşim bizi Giresun'a kadar götürecek misin?..
Tam iki kez sorup, iki kez evet yanıtı almam üzerine rahat rahat koltuğa kuruldum. Nihayet artık Giresun'a kadar gelebilecektim. Öyle ya, İstanbul'da kardeşimin evinden çıkalı saatler oldu, hava karardı, akşam oldu. Ben çıkmışım sabahın erken saatinde, düşünün artık. Neyse, Görele'yi geçtik, Tirebolu'yu geçtik derken minibüs kenarda durdu aniden.
“Giresun yolcuları aşağıya, arkadaki minibüse bineceksiniz ” demesin mi?
-Hani bizi Giresun'a götürecektin sözüne aldığımız cevap ise şu oldu:
-Hadi abla hadi, işimiz var!
Meğer daha ileri gitmemek için o da cep telefonuyla arkadan geleni ayarlamış!
Arkadakine naklolacağız ama olamıyoruz, içinde bir sürü insan, ön tarafta koliler, çuvallar, neyse sıkış tıkış, bir yerlere doluştuk. Öyle bir doluştuk ki, aramızda taburede oturanlar da var, her viraj dönüşünde yanımdaki taburede oturan bayan düşmesin diye tutmak zorunda kalıyorum.
Bir yolcu ineceği zaman kapının yanında yığılı olan koliler, un çuvalları ve bavullar yere indiriliyor, sonra yolcu iniyor, bunlar tekrar tekrar arabaya yükleniyor, bu işlemi de diğer yolcular yapıyor.
Sonunda eve ulaştığımda akşam yedi civarıydı. İstanbul'dan evime gelmem onbir saat sürmüş. İlk yola çıkışımdan itibaren altı araç değiştirip, üzerinde bir de korkunç bir başağrısı eklemişim. Yine de kazasız belasız eve vardığıma sevinerek…
Tüm bunlardan çıkan sonuç ne mi?
Hele şu havaalanı bir yapılsın da, sonuçları hep beraber göreceğiz…
Haftaya buluşmak üzere esen kalın, mutlu olun.
Yeni yılın güzellikler huzur, mutluluk, sağlık, başarı ve bol para ve ülkemize huzur getirmesi dileğiyle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık