• 17 Şubat 2015, Salı 9:27
SedefErol

Sedef Erol

“BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM”
 Gazete sayfalarını çevirdikçe, bugün artık aramızda olmayan sevgili Ayten Alpman'ın, o çok ünlü ve sevilen şarkısını, “Bir başkadır benim memleketim”i anımsıyorum…
Ve, bir başkadır benim memleketim diyerek girişimi yapıyorum.
Basında, televizyon ve gazete haberlerinde izledik ama yine de paylaşayım:
-Marmaris'te yüzelli yılı aşkın süredir (!) su sıkıntısı yaşanan Taşlıca mahallesindeki vatandaşlara, şebeke suyu kullanmamalarına rağmen su faturası kesilmiş. İlçe merkezine ellibeş kilometre uzaklıktaki yüzelli haneli ve beşyüzelli nüfuslu Taşlıca köyü, yapılan gölete rağmen şebeke suyuna kavuşamamış. Buna rağmen, Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi, (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu hanelere su faturası gönderilmiş…
Mahalle muhtarı Şadi Altınışık ise, yaklaşık seksen haneye olmayan suyun faturasının gönderildiğini belirtiyor.
Kendisine yüzotuz liralık su faturası kesilen diğer bir köy sakini ise, çeşmelerinden son dört –beş yıldır hiç su akmadığını belirterek,
-Bunun parasını da muhtarlığa ödedik. Kullanmadığımız suyun parasını ödemek istemiyoruz, onun için gerekli itirazlarda bulunacağız, ifadesini kullanıyor…
Yine basına yansıyan haberlere göre, mahalleli tankerlerle satın aldıkları suyu kullanmakta…
Konu ile ilgili ilk şaşkınlığım, Muğla gibi, çok önemli turistik ilçelere sahip ilin sınırları içindeki bir yerleşimde yüzelli yılı aşkın süredir su sıkıntısı çekilmesi…
Diğer şaşkınlık konusu ise, verilmeyen şebeke suyu için vatandaşlara fatura gönderilmesi…
Haydi, alt yapısı olmayan bir bölgeye zamanında yanlış yerleşim yapıldı diyelim, ancak oradan bunca yıl geçmiş, üstelik bu sorun için bir gölet yapılmış fakat soruna çözüm olamamış, vatandaşlar hala kendi koşullarıyla su temin ediyor, bir de sağlanamayan suyun faturası gelince işte böyle haberlere konu oluyor…
Ne diyeyim, Ayten Alpman nur içinde yatsın, elbette dillere destan olan o ünlü şarkısını bu durumlar için dile getirip icra etmediğini bilsem de, “Suyu olmayan köyün su faturası” olayına anlamlı bir konu başlığı olmakta…
**
Bir diğer, “Bir başka-dır benim memleketim” vakası…
Gazetelerde boy boy resimleri var;
Gaziantep'in Islahiye ilçesinin giriş ve çıkış tabelaları söz konusu olan.
İşte bununla ilgili haber:
-Gaziantep'in Islahiye ilçesinin giriş ve çıkışında yer alan tabelalardaki farklı nüfus bilgileri görenleri şaşırtıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre ilçe nüfusu 65.869.
İlçeye Gaziantep'ten gelenleri karşılayan tabelada nüfus 39.100 olarak belirtilmiş, ilçenin Hatay yönündeki çıkışında ise Islahiye'nin nüfusu 66.200 olarak gösteriliyor.
Ancak bu sayı da Türkiye İstatistik Kurumu'nun verileri ile uymuyor. Tabelalar vatandaşın kafasını karıştırırken, Karayoları Müdürlüğü durumun incelenip tabelaların değiştirileceğini açıkladı!
Yani bu ilçenin giriş ve çıkışında belirtilen ilçe nüfusu, biri diğerinin iki misli, üstelik her ikisi de yanlış!
Önemsiz bir hata gibi görünse de aslında önemli.
Bu ilçeye ilk defa giriş-çıkış yapan birinin bu yöre ile ilgili algısını düşünün…
Aslında yaşamın içinde detayların ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi bu durum.
Toplum içinde her işin, her mesleğin ayrı bir önemli olduğu, çalışan kişinin “iş ciddiyeti”nin sonuçlanan işin kalitesi açısından ne denli önem arzettiği yukarıdaki olayda olduğu gibi, bilinen bir gerçek.
Alt tarafı bir tabela demeyin, derseniz bir hatayı işte böyle anında afişe ediverirler.
Karayolları, trafik, levha derken aklıma yıllardır bir türlü içime sindiremediğim bir durum geldi.
Uzun yılllar il dışında yatılı okullarda okuduğum için tatil zamanı eve dönüşü iple çeker, heyecanla Ankara'dan otobüse binerdim.
Ankara yolu üzerinde, kırsaldan Samsun sahiline dönünce ve denize kavuşunca sanki eve varmış gibi sevinir, başlardım kilometre tabelalarına bakmaya.
Bakar, bakar, bir türlü Giresun'a kaç kilometre kaldığını tabelalarda göremezdim, çünkü Ordu'ya varana kadar Giresun'un adı bile geçmezdi.
Bu istikametin sonunda sanki Giresun'a varılmayacakmış gibi, ya da Giresun sanki yol üzerinde bir köymüşçesine işte bu tabelalarda yer almazdı.
Ta ki Ordu'ya gelene kadar…
Aradan yıllar geçti, Karadeniz Sahil Yolu yapıldı, ancak Giresun'un tabelalardaki konumu açısından değişen bir şey olmadı.
Karadeniz'e yabancı bir vatandaş, bir iş için Giresun'a gelmeye kalksa ve karayolunu kullansa, Samsun sahil yolundan döndükten itibaren Giresun ile ilgili herhangi bir tabela bilgisine rastlanamayacağından, Ordu'ya varmadan “Herhalde ben yanlış yola saptım, bu yolun ucunda Giresun yok galiba”  deyip, başka bir yola bile dönebilir..
Benim bu hatırlatmalarımla mevcut durumun değişmeyeceğini bilsem de, yıllar geçip yollar değiştiği halde asla düzelmeyen bu durumu dile getirmek istedim.
Benden söylemesi…
**
Ve memleketimden insan manzaralarına devam;
“Olası ömür” olayı.
“Adana'da Zeki Dağtekin, 6 Haziran 2012'de çocuğunun annesi Gülseren Dağtekin'i ayak şişliği nedeniyle hastaneye götürür. Ağrı kesici yapılarak eve gönderilen genç kadın fenalaşır ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeder. Bu durum üzerine eş Zeki Dağtekin, doktorlar ve hastane aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açar.
**
Buraya kadar olan, acı olsa da normal hayatın içinde rastlanabilecek bir durum. Burada haklı, haksız yorumu yapmıyoruz, yapmayız da .
Bu konu ile ilgili asıl vurgulanacak nokta, tazminat hesabı yapması istenen bilirkişinin raporu.
İşte, gazetelerin haberlerine göre yapılan bilirkişi yorumu şu şekilde:
Ölmemiş olsa, otuzdokuz yıl daha (yani 2051) yılına kadar (2012'den hesaplanıyor) yaşayacağı varsayılan Gülseren Dağtekin ev kadını olduğu için tazminat hesabı asgari ücret üzerinden yapılıyor. Ayrıca Zeki Dağtekin'in evlenme olasılığı yüzde kırküç görülerek tazminatta indirim yapılıyor ve toplam 148.078 lira tazminat belirleniyor.
“Olası ömür” hesabına, mağdurenin ev hanımı olması ve eşinin yeniden evlenme olasılığı nedeniyle yapılan tazminat indiriminin, kişinin ölümü ile ne ilgisi olduğuna pek akıl erdiremesem de, yorum ve karar hakkını ilgililere bırakıyor ve haftaya buluşmak dileğiyle sizlere artık slogan haline gelmiş şu cümleyle veda ediyorum.
“Bir başkadır benim memleketim!”  
Esen kalın.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık